Bu yarışın hikayesi aslında şöyle:
Yaklaşık 8 ay kadar önce eşim bu yarışa ikimizi birden kayıt yapmıştı. Ben de bu yarışı nasıl koşucam yapamam ki demiştim. Üzerinden aylar geçti, bu fikre alıştırmaya çalıştım kendimi ama nafile, yapamayacağımı biliyordum, ama denemekten ne kaybederdim ki?
Son haftalara doğru patika antrenmanları yapmaya başladım ve nasıl zorlandığımı gördüm, iyice moralim bozuldu.
Yarış haftası geldi, Serkan’la birlikte gidecektik yarışa ama gelgelelim planlar değişti, kızım öksürüyordu ve O’nu oralara sürüklemek istemedim. Annemlere de öksüren çocuğumuzu da emanet etmek istemedik (salgından dolayı sorumsuzca olurdu) yarışa sadece birimiz katılabilecektik ve Serkan bana yolu gösterdi.  O hiç antrenman yapamamıştı ve güçsüz hissediyordu biraz.

 

Başta bu fikir bana çok cazip geldi ama yarıştan iki gün önce içime sıkıntılar girmeye başladı, Serkan olmadan yarışacaktım. O’nun psikolojik varlığı bile yarışta bana güç verecekti. Neyse karbonhidrat yükleyeyim bari diyip, hiç yemediğim şeyleri yemeye zorladım kendimi, iki porsiyon baklava yedim. Vücudum kabul etmedi, o gece sürekli kustum. Aslında olay sadece baklava değildi. Ankisiyetim tavan yapmıştı. Serkan dedim ben yapamıycam, gitmiyorum başaramam dedim. Gideceksin ve başarırsın dedi. Bunların hepsi aslında mental güç testinin birer parçasıydı.

Yarış yokuşla başladı, sakin bir tempoyla yokuşu çıktım. Tabi bu arada neyle karşılaşacağımı az çok bildiğimi sandığım bu yarışta beni nelerin beklediğinden habersizdim.
Hoş geldin Gonca!

 

 

Yokuşla başlayan yarış daha çetin yokuşlarla kendini göstermeye başladı, çoğu yerden tek sıra halinde tırmanarak geçtik. Dedim ki içimden. Hep böyle mi olacak?
Enerji olarak çok iyiydim. İrtifa da beni çok belirgin etkilemedi diyebilirim. Nabzım gayet ideal seviyelerdeydi. İbrahimpaşa’ya 1 buçuk saatte geldim. Benim için en zor kısım burası sanıyordum. ( Ahh ah) İbrahimpaşa CP’de biraz soda içtim, sularıma takviye yaptım. Yanımda jel olduğu için ekstra ilgimi çeken bir şey olmadı. Züberleri göremedim Önden gidenler bitirmişti bana denk gelmedi.
Yola devam ettim, halimden memnundum, oh be dedim en zor kısmı atlattım.

Sonraki istasyona kadar tekrar High 5 Aqua aldım. Minik minik yudumlarla sularımı içtim. Bu arada eşsiz manzaralardan geçiyordum. Bu yarışı kızım için koştuğumu hatırladım, duygulandım, gözlerimden yaşlar süzüldü. Çok güzel bir andı, ömrüm boyunca unutamayacağım.
Durup sadece manzarayı izleme isteği duydum. Buraya daha sık gelmeliydim. Harika bir enerjisi vardı ve ben bunudaha önce fark etmemiştim.
Göreme CP ‘ye haydi Gonca haydi diyerek geldim. Cut- off yemeden buraya da ulaşabilmiştim. Braz açlık hissettim, yarım haşlanmış patetes yedim, soda içtim, sularımı doldurdum, biraz da fıstık aldım. Tamam dedim artık, zoru bitti. Bundan sonrası kolay diye düşündüm.
CP lere zaman sınırından önce vardığım için, finişe yeterli zamanım da vardı.

 


İşte bu 14,8 km lik kalan kısım en kırıcı ve yıpratıcı olandı. Güzel başladı, moral olarak da iyiydim ama istediğim hızda ilerleyemiyordum. Sakatlığım yoktu, düşmemiştim, krampım da yaşamamıştım, ama bir şey vardı beni yıldıran bir şey.Özellikle son 8km lik kısım benim için ciddi bir sınavdı. Su konusuna dikkat etmeme rağmen burada suyum bitti, bence 30k da bir CP daha olmalıydı. Birkaç yudum su buldum ama tabi yetmedi. Ama beni zorlayan bu değildi. Başka bir şey vardı. Koşmaya çalıştığımda kemiklerim çatlıyormuş gibi hissediyordum. Yürürken sorun yoktu. Özellikle yokuş inişlerini koşamadım buralarda.
Çok düşündüm, beni zorlayan şeyi buldum. Uzun antrenman yapmayışımdı beni yıldıran. Bir tespitim daha var, aslında yaptığım antrenmanlarda da kendimi çok da yormadığımı , hep temkinli ilerleyişimi hatırladım. İşte burada gol yemiştim.
Sağlıklı bir şekilde finişe ulaştım.( 6saat 37 dakika)
Yarış sonrasına gelirsek, hiç ağrı yaşamadım, şaşırtıcıydı. Bu iyi bir şey mi acaba diye düşündüm, yoksa yine mi kendimi zorlamadım acaba dedim kendi kendime.
Fakat bu yarışa ilk kez katılıyordum ve benim hedefim zaten sağlıkla bitirebilmekti. Bitirmiştim.

 

Seneye bu yarışın bana hem mental hem de bedensel olarak kattıklarını cebime koyarak, daha kısa sürede bitireceğime dair kendime söz verdim. Daha uzun antrenmanlar yapacaktım. Ve kendimi biraz zorlayacaktım.

Yarış öncesi beslenmede bile bile yaptığım hatayı bir daha yapmamayı öğrendim. Daha önce denenmiş olan  her zaman daha güvenliydi.  Beni son kmlerde zorlayan şey glikojen depolarımdan kaynaklanmıyordu. Beslenmede bir eksikliğim yoktu, zira yoksa yürüyemezdim bile.

Yarış sonrası beslenmeye gelecek olursak, iştahım çok açılır dünyaları yerim sanıyordum ama öyle olmadı. Mesela et ve tavuğu hemen yiyemedim. Bol yumurta yedim, lifli gıdalar istedi vücudum, onu dinledim. Bu arada sakatlık ve kramp yaşamamamı doktor kontrolünde kullandığım takviyelerime ve esnemelerime borçluyum. (Osteocare, Collax kolajen /Glukozamin birer ay dönüşümlü)

 

 

Bu yarış benim için sadece bedensel sınırları zorlamaktan ziyade mental olarak da beni çok başka yerlere götürdü. Her karesi muhteşem bir anı olarak kayıtlı zihnimde.

Bravo Gonca!

Seni çok seviyorum Asya. Madalyam sana…