( Let Your Dreams CoMe True..)


Bazi hayaller vardir ama bulaniktir, gerçekleşmesi imkansiz gibidir, önünü göremiyorsundur.. o zaman ne yapmali? Ona daha yakından bakmali, ona daha yakin olmali… bulutlari dagitmak için bulutlarin içine girmeli ancak o zaman anlarsin artik her sey nettir ve bir hayal gerçek olmuştur ; )


Fuji daği zirve cikis planim böyle bir hayalle basladi. Her sey ama her sey inanilmaz bulanikti, cok uzak bir mesafeydi, dunyanin bir ucuydu, nasil cikilir, ne derece güvenli, nerelerden izin alinmali, tek basima cikabilir miyim.. cok fazla bilinmeyen vardi, onumde sadece Fuji Dagina ait mükemmel fotoğraflar, her mevsim farkli bir karaktere bürünerek seni yine kendisine çekmeyi başaran ”yalnız” ama “güçlü” bir dag duruyordu…

O zaman biraz arastirmaya baslayalim..

Fuji dağı, Japonyanin en yüksek dağidir, muazzam bir simetriye sahip olup taban capinin 40 ila 50 km arasi degistigi yazmaktadir. Aktif bir volkanik yanardağ, zirve 3776m. 1707 yilinda meydana gelen bilinen son patlamasi ile kendisinden 100 km uzakta bulunan bugünkü Tokyo sehrinin kalin bir kül tabakasi ile kaplandigi söylenir.. Bu görkemli dağin patlamasi başka türlü olamazdi sanirim, bu yüzden kendisini kızdırmayalım..: )


2013 yilinda UNESCO nun Dunya Miraslari arasina giren Fuji daği, cikis iznini her mevsim dagcilara sunamamaktadir, dağin çevresinin ciplak olmasi, etrafında başka bir yukseltinin olmamasi onu ve kendisini ziyarete gelen misafir dagcilari: ) her turlu hava kosulunda savunmasiz bırakıyor. Kis mevsiminde yoğun kar yagisini da düşünecek olursak Japon yetkilileri, dagcilarin guvenligi icin gerekli önlemleri almayi ihmal etmemiş gorunuyor. Bu daga izinli cikislar resmi olarak Haziran ve Eylul ayi içerisinde belirlenmiş. Bunu tirmanis sezonu olarak adlandırıp her sene yayinliyorlar, bu sene 2019 yili sezon son tirmanis 10 Eylul olarak belirlenmişti ve ben de uçak biletlerimi bu tarihe gore almak durumunda kaldim. Evet uzak bir yeri keşfetmek istiyorsaniz yapılacak ilk hamle uçak biletlerini almak olmali: )) sonra arastirmaya geçebilirsiniz ne de olsa artik bir zorunlulugunuz var : )) Dönüş yok! ..Tirmanis sezonu disinda dağa cikmak isteyen cesur yürek dagcilarimiz için de cikislar mumkundur, ancak her yer kapali olduğu için hic bir güvenlik önlemi alinmamaktadir, Kış mevsiminde planlanan bir tırmanış ölümünüze bizzat imza atmaniz için oldukça çarpıcı! bir tercih olurdu…: ) yaz mevsiminde bile son derece sert bir havasi olan Fuji yi Kışın HAYAL EDEMIYORUM.. Anlik hava değişmelerinin (yaz mevsiminde dahi yaşanabilen şiddetli yağmur, firtina ,dolu..) sık sık yaşandığı Fuji de, en ufak bir hava değişimini direk üzerinizde hissediyorsunuz ne kaçacak ne de saklanacak yeriniz var…
Simdi bulutlari dagitma zamani…

Evet biletler alindiktan sonra yapilmasi gereken sıkı bir arastirma donemi basliyordu. Haziran ikinci hafta almistim biletleri, Tokyo Narita havalimani THY ile direk uçuş 12 saatlik bir sure: ) haydi hayirlisi…: )) Japonya gibi bir yere hem uzaklık hem maliyet acisindan ortalama gelirli bir insan hayatinda sadece 1 ya da 2 kez gidebilir diye düsünüyorum..( tabi Japonya da bir sevgiliniz yoksa : ) ), gerçekten cok pahali bir yer.. Hal böyle olunca Fuji disinda nerelere gidebilirim diye düşünüyorsunuz. 10 gunluk bir tatil planini uygun gordum ve bu 10 gune 5 sehir sıkıştırdım: ) Tokyo ile başlayacak bu serüvenim, FUJI daği ve bölgesi sonrasinda masal diyari KYOTO, akabinde hüzünlü bir tarihi olan HIROSHIMA ve Japonya Kansai bölgesinin en buyuk sehri olan OSAKA ile son bulacakti.. ve sanirim en güzeli tum bu seyahati tek basima gerçekleştirecek olmamdi..hayatimin en özel seyahati olacakti..


Japonya gibi bir ülkede böyle bir uçtan bir uca bir yolculuk için en iyi ulasim yolu SHINKANSEN hizli trenleridir, oyle ki bu trenlerin hizi saatte 380km ye kadar ulaşabiliyor ve siz onun içinde yolculuk ederken koltuğunuzun koluna koyduğunuz içecek kapaginiz bile kipirdamiyor, muazzam bir teknoloji…Kısıtlı bu zaman diliminde hızlı, konforlu ve güvenli bir ulasim ihtiyaciniz olan en önemli seylerden biri ve Japonlar biz turistler için her seyi en ince detayina kadar düsünmüsler, bir gun gidecek olursaniz ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksiniz ; )

Seyahat planim için 2 ayım vardi, bu plani 2 ye bölmeyi tercih ettim, biri Fuji Dagi cikis planımdi, diğeri Fuji den sonraki Japonya turumdu: ) ve tam 2 ay gece gunduz demeden dersime iyi calistim…

Fuji daği cikis plani;
Resmi olarak Japonlarin belirledigi 4 rotadan oluşmaktadır, bu trail rotalarinin isimleri asagidaki gibidir, cikis ucreti 3000 Yen gibi oldukça uygun bir ücrettir. Bazi rotalar daha uygundur Gotemba rotasi ücretsizdir.
1. Yoshida rotasi (en popüler rota)
2. Gotemba rotasi (en uzun rota)
3. Subashiri rotasi (bu rota 8. İstasyonda Yoshida rotasi ile birleşiyor)
4. Fujinomiya rotasi (Fujinomiya bölgesinde kalanlar bu rotayi tercih ediyor ve en kisa rotadir)

 



Her bir rota uzerinde zirveye doğru uzanan, son istasyonlari zirvede birlesen toplam 10 istasyondan olusmaktadir, bu istasyonlarin amaci zirveye giden yolda turistlere içecek, yiyecek, dinlenme ve konaklama imkani sunmaktir, tabi bazi istasyonlarda sadece içecek, bazilarinda sadece konaklama hizmeti vardir. Bu 4 rota için tirmanis mevsiminde 5. İstasyona kadar otobüs ile ulasim mevcuttur, bu da benim seçtiğim rotaya gore yaklasik 2300m yükseklikten tirmanisa baslamak demek ( rotasina gore bu yükseklik değişiyor, Gotemba rotasi için 1400m yükseklik gibi cok daha dusuk bir seviyeden basliyor) oluyor, Fuji gibi bir daga sıfırdan tirmanmaya başlayacak olursaniz bu günlerinizi alabilir.. performansınıza gore tabiki bu durum değişkenlik gösterecektir (konaklamaniz yani uyumaniz gerekecektir) ve bunun için sadece bu amaçla gelmiş olmaniz gerekli diye düşünüyorum.. benim gibi Fuji zirve planini tatilinizin ortasina sıgdırmıssaniz bunu en kısa rotadan yapmak isteyeceksinizdir: ) ki ben bu yüzden Yoshida rotasini seçtim..


Gelen turistler bu 4 rotadan hangisini seçeceklerine karar verdikten sonra o rotanin 5. İstasyonuna otobüs ile gelerek tirmanisa öğleden sonra baslamayi tercih ediyorlar ve genellikle 7. ya da 8. İstasyonda 1 gece konaklamak istiyorlar, böylece hem dinlenmiş hem de geceyi sıcak bir ortamda geçirmiş oluyorlardı, ne kadar mantikli ve insancıl değil mi: ) tabiki ben bu konforu es geçip tirmanisa gece baslayip gecenin soğuğunu iliklerime kadar hissetmek isteyenlerdendim : ) ) Benim için bu planda en bulanik kısım burasiydi, Tokyo da 2 gun karis karis gezdikten sonra hic uyumadan Fuji bölgesine 5 saatlik bir yolculuk yapacak, tirmanisa gece yarisi başlayacak ve gun doğumunu Fuji dağının zirvesinde yakalayacaktim.. Ne kadar yorgun olacagim, jet lag etkisi olacak mi, hic uyumadan 3776m lik bir irtifaya ulaşabilecek miyim.. Sırtımda tum yükümle mi tirmanis yapacagim yoksa cantami bırakacak bir yer bulabilecek miyim, hepsinin cevabini orada yaşayarak öğrenecektim.. ve işte heyecanli kısım da burasiydi: ) acaba başarabilecek miydim!..

 


Sectigim Yoshida rotasındaki yükseklik kazanimim yaklasik 1400m olacakti. Cikis ve iniş ile ortalama 14 km bir mesafe, Japonya ile Türkiye arasi zaman farki 6 saat, gun doğumu ve gun batimi Turkiye ye gore yaklasik 30 dk erken dogup, erken batmaktadır. Tum bu verilere gore tirmanisa başlama saatim gunesin dogusunu baz alarak maksimum gece 00:00 a doğru olmaliydi. Cok yavaş bir tirmanis planlıyordum, böyle bir mesafeyi iyi bir kondusyon ile ortalama 4 saatte alabilirsiniz ancak oldukça terleyeceğiniz için zirveyi göreceğinizden şüpheliyim.. Zirve cok soğuk olacak Agustos ayinda bile eksi dereceleri görebilen bir Fuji zirvesi, 3776m gibi bir irtifada islak bir halde hipotermiye girmeniz an meselesi olacaktır. Ben bu sureyi kendim için 6 saat olarak belirledim. Geriye sadece Tokyo dan Fuji Subaru 5. İstasyona nasil ulasacagim kalmisti. Evet arastirmalar devam ediyordu: ))


Tokyo Narita havalimanina 30 Agustos Cuma aksami ulasmistim, havalimani Tokyo merkezden hizli tren ile ortalama 1 saat uzaklıkta, inişten sonraki işlemler, Narita Express JR treni ile Shibuya ya ulasim ve otele yerleşim derken saat 23:00 ı bulmuştu. Jet lag etkisi var mi diye anlamaya calisiyordum ve aslinda oldukça iyiydim, bunu BiKoşuAdana ekibim ile yaptigimiz gece kosularina borçluyum sanirim, gece gunduz demeden her saat her an koşuya cikabilecegin, uzun mesafeleri birlikte aşabildiğin harika bir grubun varsa, Jet lag etkisini tarihe gömmüş oluyorsunuz: ) … Hal böyle olunca disari cikip, dunyanin en kalabalık caddesi olan Shibuya Crossing Scramble da kendimi bulmak istedim.. ne de olsa Turkiye de henüz saat 18:00: ) ve Japonya da saat 00:00, gunun sonunda bu caddeden gecen 2 milyon insan arasina karismistim… bambaşka bir Dunya bambaşka bir his.. Kalabalik içinde kaybolmak…ve işte oradasin o caddede tek başına duruyorsun, zamanin benim için durduğu, hayatin ise diğerleri için tum hızıyla akmaya devam ettiği bir andi… o gun gece 03:00 de uyuyabildim.. : )

 

 

Tam 2 gunluk Tokyo kesif gezimden sonra 1 Eylul Pazar aksam 16:00 da Fuji ye doğru yola cikmaliydim. Tokyo dan Fujiye gitmek için 3 opsiyon belirlemiştim, bunlar maliyetle doğru orantılı ilerliyordu: )

1. Opsiyon erken git erken yerini al mantigini temel alan, paran cebinde kalsin gibi mantikli, heyecansiz daha garanti bir ulasimdi.

3. Opsiyon ise acil durum planiydi: ))) ve tahmin edin hangi opsiyona kaldim?!


Tokyo daki Electric City i duymuşsunuzdur, Akihabara, Anime cenneti : ) Neon ısıklarin büyüsünü yasamak istemiştim, ancak Japonlarin bu kozmik sehri nasil bir tasarrufla yönettiğine o zaman sahit oldum.. Las Vegas taki kumarhaneler gibi burayi da 7/24 ışıklı sanan ben, oradaki dukkanlarin aksam saat 22:00 da kapanip! Gunes batana kadar o ısıklarin bir turlu acilmadigini o gun öğrenmiştim.. Saat 16:00 olmustu ve ben ışıklarin hala bir umut acilmasini beklerken FUJI ye güvenli ve sakin olan gidiş opsiyonumu kacirmistım: ) oyle ki en son bir mağazaya girip bu ışıklar ne zaman açılacak diye kasadaki adama serzenişte bulunuyordum : )) kasadaki adam Japonlarin o müthiş sakinliği, güleryüzü ve kibarligi ile bana ışıklarin gunes battiktan sonra acilabilecegini, bunun da saat 19.00 u bulabileceğini söylüyordu: ) ve ben israrla peki burada erken acilan “hic mi” yer yok dediğimi hatirliyorum : ) ‘’Hic mi “ sorusuna dikkat edin! yokluğu ve hayir i kabullenmemenin son cirpinisidir: ))) Hic mi yok ? : )))) Evet hiçliği kabullendikten sonra 1. Opsiyonu kacirmis olmamin farkındaligi ile birlikte 2. Opsiyona doğru yola koyuldum : ) bu opsiyon Shinyuku Busta otobüs terminalinden Express otobüs ile direk Fuji Subaru Line a giden bir ulasimdi.. Otobus terminaline geldim gerçekten oldukça buyuk 4 katli bir terminaldi, Express biletimi alacagim kata geldim ve Fuji Subaru 5. İstasyona gidecek otobüse biletimi istedim. Kadin rezervasyonunuz var miydi dedi, ben, rezervasyon..? saat 18:00 e yaklasiyordu vakit vardi bana gore, otobusun kalkisi 19:25 di..Hayir dedim rezervasyonum yok.. Kadin otobüsteki yerleri kontrol ettikten sonra maalesef bu sefer dolu dedi, su an tırmanış sezonundayiz ve önceden rezervasyon yapmaliydiniz dedi. Burada dersime eksik calistigimi anladim! ve bu araç o gun o istasyona cikis yapacak olan son otobüs seferiydi.. Nasil dedim! Benim bugun mutlaka Fuji ye gitmem lazim.. ve ardindan o müthiş soru “Hic mi “ yok? : )) Any seat?? Any room?? Any place?? Are you sure ?? Could you check it again ?? gibi yarari olmayan soru ve cevaplardan sonra 3. Opsiyonu devreye sokmanin zamani geldiğini anladim!! : )

 



Görevli kadina sorduğum en mantikli soru o an, beni Kawaguchiko istasyonuna nasil ulastirirsiniz olmuştu : )
Evet Fuji bölgesi sehir hayatindan uzak kasaba tarzında bir yerdi ve otobüs seferleri böyle yerler için daha erken kapaniyordu, buraya gelmeden bu saatleri arastirmis, tren ve otobüs saatlerinin baglantilarini bu kapanis saatlerine gore ayarlamistim, Fuji Subaru Line 5.istasyona kalkan son otobüs 20:10 du .. ve su an ki plana gore ucu ucuna bir yetişme söz konusuydu.. Kadindan aldigim gidiş planina gore Otsuki Station da inmeli oradan 5 dk sonra geçecek olan Fujikyuko trenini yakalamalıydım… 5 dakikam vardi : ) cok heyecanli : ) evet haydi sunu yapalim diyerek trene bindim.. Elimdeki rotaya gore 2 saat sonra ineceğimi sanan ben Otsuki station da inmem için yapilan son anonsu son saniye de farkedince son opsiyonumu da kacirmis oldum! Aman tanrim bu şaka olmali, inmem gereken yerde inmedim, telefon sarjda ve instagrama foto yukluyordum! Sonra bu nasil olur diye kadinin bana vermiş olduğu programa tekrar baktım, 2 saat sonra varacak olan otobüse değil 1 saat sonra Otsukiye varacak olan express otobüse binmişim… evet artik 3. Opsiyonun da sınırlarını zorluyordum.. 20:10 da kalkacak olan son sefer otobusunu de kacirmayi garantilemiş ve 3. Opsiyonun en kötü senaryosuna kalmistim. Kawaguchiko istasyonundan Fuji Subaru 5.istasyona Taksi ile gitme opsiyonu! Japonya da taksiye binmeyi hic istemezsiniz bu size 1 saatlik bir yol mesafesi için Turkiye deki Asgari ucretin yarisina mal olacaktır: ) evet artik olaylari cabuk kabullenmeye baslamistim, hic mi demeden: ) seri bir sekilde yapmam gerekenleri yapmaya basladim, Tren görevlisini cagirdim durumu anlattim bana yeni bir rota çizdiler ve 4 saat sonra Kawaguchiko istasyonuna ulasmistim.. Evet nerede bu taksi su isi kapatalim artik bugun bu daga cikilacak!!!


Trenden indim istasyondan çıktım 20 metre sağda ileride taksiyi gordum, benim gibi sansini son ana kadar zorlayan yeni kurbanlarini bekliyordu 🙂 sonra birden Turk akli devreye girdi ve etrafıma baktim, ben tek olamazdım, burasi Fujiye giden tek istasyondu, başka birileri de olmaliydi Fuji dagina tırmanacak olan, sonuçta tirmanis mevsimindeydik ve ben hala planladigim cikis saatine yetişebilecektim.. Biraz çevreme bakindim otobüs duraginda 2 kisi gordum, sag tarafımda biraz ileride de haritaya bakan biri daha vardi.. Once otobüs duragindakilere gittim Fujiye gidip gitmediklerini sordum ve Bingo! Fuji ye gidiyorlardı, onlar da dagciydi, ve hallerinden anladigim kadariyla son otobusu kacirdiklarinin farkında değillerdi: ) kötü haberi onlara verdikten sonra tek seçeneğin su an Taksi olduğunu anlattim ve masrafi paylasmayi teklif ettim, az ilerimizde haritaya bakan arkadasi da göstererek onu da plana dahil edebileceğimizi soyledim.. Toplam 4 kisi olmuştuk, duraktakiler Fasliydi ve haritaya bakan arkadaş da Amerikali: ) Faslilardan birinin bıyığı vardi ve tamamen Turk e benziyordu öyle ki çocuğa her bakisimda Turkce konuşuyor sonra özür diliyordum Turklere ne kadar benzediğini söyleyerek aciklama yapıyordum: ) buna engel olamiyordum şaka gibiydi 3-4 defa tekrarladım bunu( bence kesin Türktü : )) ) yorgunluğun etkisi olsa gerek!! Evet gelelim taksiciye ve buyuk hesaplaşmaya! Gidecegimiz yeri söyledik ve taksici agzini 15000 Yen den acti: ) evet bu benim için beklenen ucretti ve asla tek basima karşılamak istemediğim bir tutardi.. 3. Opsiyonun en kotu senaryosu bu yüzdendi..: ) ancak 4 kisi olmamiz bu zararimi oldukça hafifletti, sevgili Japon taksicimiz 1 YEN inmedi, evet Japonya da pazarlık söz konusu değil, fiyatlar neyse o! 750 TL gibi bir tutardi ve diğer arkadaslari da bu tutari ödememiz gerektiği konusunda ikna ettikten sonra para pesin odendi ve hepimiz taksiye binerek Fuji Subaru Line 5. İstasyona doğru yola koyulduk.. Yol tamamen karanlikti Japonlar burada da enerji yönetimini doğru kullanmayi ihmal etmemişti: ) Icimde en ufak bir endişe, korku ya da suphe yoktu, gerçekliğe dönecek olursak dunyanin bir ucunda, sadece bir kac dakika önce ilk defa gordugun 4 kisi ile nereye gittiği gözle görülmeyen bir takside, karanlık ve dar bir yolda ıssız bir dağa doğru gidiyorsun! Bunu başka bir ülkede asla yapamazsin!! Ama burasi JAPONYA, bu adamlar bu güveni sana sonuna kadar veriyorlar, bu topraklara adim attigim andan itibaren hissettiğim en güzel duygulardan biri güven duygusuydu.. Insan olduğunu, ne kadar değerli oldugunu burada sana tekrar tekrar hatirlatiyor ve yasatiyorlar..O an yine saygi ve değer kavramlarini yeniden tanimliyordum..
1 saatlik taksi yolculuğu boyunca herkes kendi hikayesini, Japonya ve Fujiyi neden tercih ettiklerini anlatiyordu, bense onlara daha önce hangi dağlara ciktiklarini soruyor, kac bin irtifayi tecrübe ettiklerini, ne kadar tecrübeli olduklarini anlamaya calisiyordum. Ne de olsa birlikte cikacaktik artik birbirimizi bulmuştuk, ya da ben öyle sanmistim..: ) Çenem düşmüştü, garip bir mutluluk ve heyecan içindeydim, sanki Tokyo ya geldiğimden beri toplasan 7 saat uyuyan ben değildim, sanki 6 saat Tokyodan Fujiye gelene kadar bir cok problem yasayan da ben değildim : ) Inanilmaz bir enerji vardi üzerimde. Sadece bu keyifli yolculuğun, bilinmeyene giden yolun tadini cikariyordum.. Cunku başarmama cok az kalmisti!…
Evet bu 3 kisi oldukça tecrübeliydi, ama o 2 Fasli Fuji Dağını asagidan fotograflayip gezi programlarina Ashi gölünden tekne turuyla devam edecek gibi görünüyordu.. : ) Yanildigimi sonradan anlayacaktim : ))

Ve iste son durak! Taksinin kapisi acildi, ve acilmasiyla içeri giren serin ve sert ruzgar tüylerimi diken diken yapmisti.. ortalama 2200-2300m arasi bir yukseklige gelmiştik. Ve üzerimde Tshirt vardi! Taksinin bagajindan sırt cantalarimizi aldik, en agir çanta benimki, en küçük insan da bendim! 10 gunluk tum eşyam o sırt cantamin içindeydi, yaklasik 14-15kg civariydi. Bu cantayi birakacagim bir yer mutlaka bulmaliydim! Hemen üzerimi degistirebilecegim bir yer aradim, etraf cok karanlikti cok az ışık vardi, zar zor 2 kucuk bina gordum birine girdik hep beraber. Gorevli 2 kisi vardi, soyunma kabini nerede diye sordum, yok dediler.. : ) biri yan binada tuvalet var orada degistirebilecegimi söyledi, ikiletmeden hemen üzerimi degistirmeye gittim ekibe de beni beklemelerini rica ettim.. Evet Fuji dagina cikarken nasil bir ekipman seçeceğiniz önemli.. Keske imkanim ve çantamda yerim olsaydı da teknik ceketimi yanimda getirebilseydim.. Ciktigim mevsime gore zirvede kar olmayacakti bu da bot yerine spor ayakkabı ile tirmanis yapmayi seçmem için önemli bir neden oldu, bot cok yer kaplayacakti… Cantamda ciddi anlamda kısıtlı bir yer vardi bu doğrultuda yanima tirmanis için aldiklarim; uzun tayt, uzun corap, spor ayakkabı, içlik, ince polar, yağmurluk, 2 cift eldiven, buff, kafa feneri, yedek tshirt, acil durum battaniyesi, su ve yiyecekti.. Tabi bunlar buyuk sırt cantami 5. İstasyonda bırakabileceğimi varsayarak kucuk sırt cantamin içine alacaklarimdi.. Uzerimi hızlıca değiştikten sonra ( bana göre hızlı tabi beni bekleyen 3 arkadas ağaç olmuşlar ) hemen ilk binaya kostum cantami nereye bırakabilirim dedim? Gorevli bana bakti, burada bırakabileceğiniz bir yer yok dedi… Ben fabrika ayarlarima geri dönüp meşhur sorumu yönelttim! Nasil ya, “hic mi” yok : )) yok dediler, ben ikna etme cabalarindayim, bir bana bakin dedim bir çantaya, bu çanta benim kadar.. bununla zirveye cikamam, mutlaka bırakmam lazim, kilitli bir yerde olmasina gerek yok, ben suraya bırakayim sabah gelir alirim: ) seklinde çaresiz ve acikli gözlerle yapmis olduğum konusmanin işe yaramayacagini anlayinca, beni bekleyen 3 arkadasi daha fazla bekletmek istemedim! Japonlar cok kuralci bir toplum, görev tanimi dışında bir karar almıyorlar, ekstra bir sorumluluk kesinlikle almiyorlar, gerçekten her sey kendi kurallari dogrultusunda oldukça açık, ve her kes bu kurallara uyuyor. Bu yüzden orada hic bir konuda aşırı bir ısrar sergilemedim, 1400 m irtifayi sırtımdaki 15kg çanta ile cıkacak olsam da, onlara saygi duyarak seçmiş olduğum Yoshida rotasinin start noktasina doğru düşünceli bir sekilde ilerledim..


Konnichiwa Fuji-SAN!

 



Start yerindeydik bu fotoyu arkadaşlara çektirdim, keşke onlarla da çekilseymişim! Sanirim yeterince vakit kaybedildiğini düşünüp bir an önce tirmanisa geçmek istedik.. Fotoda göründüğü üzere küçük sırt çantam var cikmayi bununla planladigim : ) Foto sonrasi buyuk cantami sirtima, bu kucuk olani da önüme takarak tirmanisa basladim! BKA whatsapp grubuma tirmanisa basladigimi yazdım, onlar da beni merak ediyorlardı, binlerce km öteden arkadaslarimi hissediyordum yalnız değildim onlar bana cok yakındilar.. Bu insanlar cok özeller, her konuda birbirimize destek oluyor, birimizin basarisi ile her birimiz mutlu olabiliyoruz. Her koşulda tek bir yürek olmamız, her seferinde bizi birbirimize daha cok bağlıyor… birlikte nice macelarimiza diyorum! Sizi seviyorum BiKoşuAdana!
Haydi simdi Tırmanisa konsantre Zamani!


4 kisi start aldigimiz bu yolda 3 kisiyi bulduğum için ne kadar sansli olduğumu düşünürken bu durum 10 dakikadan fazla sürmedi! Rota oldukça karanlıkti, sadece kafa fenerlerimiz ile ilerleyebildiğimiz bu yolda hafif eğimle basladik tirmanisa, tamamen ıssız bir parkurdu.. Bu 3 kisinin performansi cok iyiydi, kaldi ki atilan adimlarin uzunluğu cok farkliydi, adamlarin 1 adimi benim adimimin neredeyse 2 katiydi ve ben onlara yetişmek için terlemeye baslamistim, kırmızı alarm! Bu cıkısı cok yavaş planlamistim ve ben ne yapıyordum! Terlemek benim için istenmeyen bir durumdu, zirvede degismek için yanıma aldigim yedek tshirtu erken kullanmak istemiyordum.. 2 Fasli arkadaştan biri resmen Ceylan gibiydi, öyle ki önden hızlıca ve cok rahat bir sekilde yükseliyor sonra beni kontrol için geri dönüyordu: ) o an o ikisinin Fujiyi asagidan fotoğraflamaya gelmedigini gayet iyi anladim, gerçekten cok iyi kondusyonlari vardi..ancak! bunlar bu hızla nereye gidiyorlardı? Zirve orada duruyordu ve bu hızda cikacak olurlarsa 3 saat sonra zirvedelerdi, fakat saat daha 00:15 di, en az 2 saat gunesin dogusunu beklemek zorunda kalacaklardi! Bu noktada yolumu onlardan ayirmam gerektiğini anladim… Ceylan olana: ) beni beklememelerini devam etmelerini, benim daha yavaş ilerleyeceğimi söyledim: ) bu arada Amerikali olan çoktan basip gitmişti! Vay dedim takside parayi paylasana kadarmis, en azindan iyi tırmanislar dileseydin gitmeden… cok mu duygusalım : )


Now It is time to keep going alone!


Kendimle baş başa kalmistim zaten buraya çıkma plani yaparken başka birisine güvenmemiştim, tek başıma cıkmayi göze alarak gelmiştim. İste o an gelmişti, artik yalnizdim ve uzun bir sure yola yalnız devam edecektim, daha rotanin basindaydim…
Gercekten cok ıssızdı, kendi attigim adimlarimin zemindeki hışırtısını duyuyor, arkadan sesler geldiğini saniyordum.. Bir kac kez arkama baktim, sagima baktim soluma baktim kimse yoktu! Sadece ben vardim, o an bir hayvan olabilir mi diye duşundum sonra herhalde tehlikeli bir hayvan olsa bunu dersime calisirken ya okurdum ya da Japonlar gerekli önlemleri alip gerekli uyarilarda bulunurlardi diye düşünerek endişe etmeden yola devam etmeye calistim.. cok iyimserim : ) sonra karanlıktan rahatsız olduğumu farkettim buraya neden geldiğimi sorguladım, bilinmeyeni keşfetmek istemiyor muydum, bulutlari dagitmaya, hayalimi gerceklestirmeye ve manzaranin keyfini cikarmaya gelmiştim.. ama cok daha fazlasi ile geri dönecektim…


O an kafami kaldırıp gökyüzündeki yildizlara baktim! Muazzam bir görüntü vardi … Milyonlarca yildizi hic bu kadar yakin, hic bu kadar parlak görmemiştim.. ve işte o an rotanin bu kadar karanlık ve ıssız olmasina bir anlam verebildim!…Gece olmasa gündüz olmazdi, karanlık olmasa ışık olamazdı.. aslinda her sey sadece bir bütünken anlamli..ve bizler bu bütünün bir parçasıyız.. Tıpkı korku ve cesaretin birbirini ayiran cok ince bir çizgiye sahip olmasi gibi.. aslinda onlar ayri değiller, onlar birler, bir bütünler, biri varken diğeri yok olmuyor, hep orada duruyor.. sadece ortaya cıkacagi doğru zamani bekliyor..onlar ayni anda var olamazlar, onlar ayri zamanlarda ama bir bütün icindeyken anlamlılar, sevgi ve nefret gibi, gülmek ve ağlamak gibi, yaşam ve ölüm gibi…


o an yasadığım tum bu duygularla… Yola devam ediyorum… onlarin hepsi beni oluşturuyordu…sadece devam etmeli… : )
6.istasyona ulasmistim, zirveye kadar toplam 10 istasyon vardi. 6.istasyon terkedilmiş gibiydi: ) bir kac ışık ve bir güvenlik kulübesi gördüm, içeri girdim, bir ışık görmüştüm girmez miyim: ) güvenlik görevlisine Merhaba dedim, ve ikinci cümle cantami buraya bırakabilir miyim olmuştu..: ) sansimi denemek istemistim: )) ve tabiki hayir cevabi..: ) teşekkür edip orada hic zaman kaybetmeden 7. İstasyona doğru cikisa devam ettim.. Rota dikleşmeye baslamisti, kaybolma riskini neredeyse sıfıra indirmek isteyen sevgili Japonlar, bu dik cikis rotasinin her iki yanina halat atma gereği duymuşlar ve ortaya asagidaki sekilde bir görüntü cıkmıstı. Dagcilikta kendi rotani kendin oluşturursun, özgürsündür, ama burada Japonlarin sizler için belirlemiş olduğu güvenli rotadan ilerleyeceğiz, bana uygundur, şimdilik!.. : )

 

 

Evet 7. İstasyona doğru ilerliyordum, henüz parkurda benden başka bir dagci görmemiştim, insanlar nerede diyordum! Derken ileride birini görür gibi oldum, ama ilerlemiyordu duruyor gibiydi, yakinlastigimda onun bir kac adim atip, durup, dinlenip sonra tekrar adim attigini gördüm, ne kadar yavaş dedim… sonra biraz daha yakinlastim, yanina kadar gelmiştim, yüzüne daha dikkatli bakmak istedim.. Aman Tanrim bu adam 80 yasinda olabilirdi! O an müthiş bir heyecan hissettim, kim bilir ne hikayeler vardi bu uğurda çıkılan.. Ne duygular yasaniyordu en derinlerde, bitmemiş ne hesaplar vardi..?! Yarim kalan ne hayatlar vardi, kim bilir.. belki kendine giden bir yoldu yine.. her kesin bir bilinmeyeni vardi sonuçta.. belki kendisinin bile hic bir zaman bilemeyeceği…ömrünün sonuna kadar onunla gizli kalacak bir gerçek vardi… Japonlara benziyordu, uzun boyluydu, fiziği duzgundu, sporcu bir alt yapisi vardi belliydi, dinç duruyordu.. ve yanindan geçerken kendisine iyi tirmanislar dileyerek sessizce yoluma devam ettim..


Bu noktadan sonra rota tamamen dikleşmeye basladi, öyle ki kalan parkurun yarisi artik bir kaya tirmanisina dönecekti.. ve ben o zaman anladim bu yolun neden kısa olduğunu.. hızlı yukselecektik!!
Ben ve arkamdaki sırt çantam ve onumdeki kucuk çantam artik bir butun olmuştuk, hep beraber kayalara tutuna tutuna çıkıyorduk, aslinda en keyif aldigim bölüm burasiydi! Ne de olsa kaya tirmanisina bayiliyordum ; ) Hic şikayet etmeden hızlıca yükseldim, ve iste bu hızın ileride başıma ciddi bir bela açacagini hiç düşünememiştim!


7.istasyona ulaştım.. Burada artik insanlar vardi, bu istasyon daha aktifti, yiyecek içecek satisi vardi, bir de içeride oturum ve dısarida oturum olarak sistem ikiye ayrilmisti: ) içeride oturanlar sıcak ortamda dinleniyorlardı ancak bu ücretliydi! İçeride oturmanin ücreti 1000 yendi : ) içeriye girmemle çıkmam bir oldu, ısınmamaliydim, hafif titremeler yasamaya baslamistim… hizlica bir içecek alip 8. İstasyona doğru yola devam ettim..
8.istasyona doğru artik tırmanis boyunca cesitli uyruklardan insanlarla ve gruplarla karsilasiyordum, her yaştan insanlar elbet vardi ancak ortalama orta yas gibiydi.. Insanlar bayraklari ile cıkıyorlardi, kocaman sopalarin ucunda dalgalandira dalgalandira güle eğlene tirmanislarina devam ediyorlardı, insanlar iyi görünüyordu, cunku şanslı bir gündü, güzel bir geceydi o gün tırmanis yapanlar için, gökyüzü tertemizdi, tek bir bulut yoktu, hava soğuktu ama rüzgar yoktu, henüz yoktu!!


Evet dik kaya tirmanislarimiz devam ediyordu, tırmanis sırasinda merak ettiğim diğer konu burada ne tür hayvanlarin olabileceğiydi ve asla tahmin edemeyeceğim bir türle karsilastim 8. İstasyona doğru ilerlerken!! Findik faresi : ))) evet FUJI daği bilmem kac bin metrede kaya tirmanisi yaparken kayalarin arasindan fındık faresi cıktı: )))) gülmemek elde değildi o an kendi kendime (aslinda cogu kez kendi kendime gülüyordüm: )) yalnız seyahat etmenin yan etkileri..: ) ) gülüyordum, bence o da benden hoşlandi 😉


Bu güzel karsilasmanin sonrasındaki vedalaşmadan sonra 8. İstasyona 10-15 dk sonra ulasmis oldum.. ve burasi sanirim diğer rotanin da birleştiği yerdi, cok kalabalikti, bu kadar insan buradaymış meğerse: ) ve bekliyorlardi cunku sadece 2 istasyon kalmisti, 9. İstasyondan sonra zaten zirve cikisi olacakti. Ve bende bu erken cikan grup arasina bir anda karismis olmuştum, kendime o kadar söylememe karşın yine hızlı bir çıkış yapmistim, ve simdi beklemek zorundaydım.. beklemek demek risk demekti, soğumaya baslayacaktim…Derken yanımdaki grupla bir sohbet içine girdik arkadaşlar Kanada liydi, bir yandan sohbet espriler ( herkesin enerjisi müthişti.. ) bir yandan soğumamak için ısınma, açma germe hareketleri ve zıplama halindeydik : )) adamlari hemen kendime benzetmiştim : ) Ancak bir sorun vardi, ben ısınmıyordum! Ve orada cok terlediğimi farkettim, üzerimi değiştirmem gerekiyordu, bu islak halimle asla ısınamayacaktim.. Hemen tuvalete geçtim, istasyonlarin bu guzelligi vardi, istasyonlarda hayat vardi, bu da seni güvende hissettiriyordu evet ama o an hipotermiye girerseniz hic bir sey sizi güvende hissettirmeyecekti!…


Tuvaletlerden birine girdim, hızlıca içliğimi cıkardim yedek tshirtumu giydim yağmurluğumu ters çevirip giymek durumunda kaldim, cunku içi yeni giydiğim tshirtu yeniden ıslatabilecek kadar nemlenmişti.. bir seyler atistirdim cantami topladım ve dısari ciktim.. o da ne, bizim Faslilar! tam karsimdalardi, onlar da beni gördüklerine şaşırdılar, herhalde bu sırt cantasi ile 2 günde cikabilecegimi düşünmüşlerdi hâkli olarak! : ) espriler döndü iyi güzel ama ben hala iyi değilim, titriyorum, öyle böyle değil, ben iyi değilim hemen bir önlem almaliydim… yapabileceğim tek seyi yaptım tuvalete geri döndüm kapiyi kilitledim, klozet kapagini kapatip üzerine oturdum ve sadece bekledim.. sadece titrememin geçmesini bekledim.. aklimdan bir çok senaryo geçmeye başlamisti.. ne olabilirdi, hipotermi nasil bir seydi, hep okumuştuk evet öncesinde ve sonrasinda neler olabileceğini okumuştuk, ancak hiç yaşamamıştık! Endişeliydim, biraz da çaresiz hissediyordum, aslinda cok çaresizdim.. sıvı aldim, yemem gerektiğini düşündüm, aslinda cok yorgundum, çok uykusuzdum, ve çok iyi beslenmemiştim, bir seyler atıştırdım, ve bir yorgunluk cöktü.. hayir hayir uykum geliyordu, şimdi olmaz, lütfen şimdi değil diyordum, uyursam kalkamam.. tüm bu süreç boyunca kendimle savaştım.. Tam 35 dk geçmişti.. dışarı çıkmak hiç istemiyordum, istemsiz titremelerim azalmisti, bu iyeye işaretti! Hareket etmeliydim, ama istemiyordum biraz daha ısınmak istiyordum, bir karar vermeliydim, Tamam mi? Devam mi?


8.İstasyondaydim, zirveye yakindim, bunu başarabilirdim, ancak daha da kötü olabilirdim, evet üzerimdeki kıyafetler Fuji için yetersiz kalmisti daha sıkı giyinmeliydim.. Artik çok geç sadece KARAR zamani..
Hayatim boyunca bir çok zorlu aktivite içine girdim, hiç birine plansız girmedim, hepsinde başaracağıma inanarak devam ettim. Kendime inanarak.. Hiç bir yarışı yarım bırakmadım, bıraka da bilirdim… kendimi kaldıramayacağım ağırlığın altına hic sokmadım, neyi başarip neyi başaramayacagimi biliyordum.. Peki şu an bildiğim şey neydi? Buraya kadar gelmiştim, çok yakındım, fiziksel olarak zayıftım ama devam edebilecek durumdaydım.. Evet devam edebilirdim, zor olacakti , artık her saniye cok zor olacakti.. ve devam etmeyi seçtim.. Hayat, seçimlerimiz ve bu seçimler sonucu yaşamayi göze aldığımız sonuçlardan ibaretti.. ve ben bu sonucu yaşamayi göze almistim o an.. ve bir seçim yapılmışsa şimdi bu yolda ilerleme zamaniydi..


9.istasyona çıkış surecim böyle baslamisti.. artik gülmüyordum, eğlenmiyordum, tek bir yere odaklanmıştım, Zirveye..
Son istasyona ulasirken hic durmamaya calistim, ısımı sabit tutmaya calisiyordum, plan buydu, durma, bekleme, sadece ilerle.. bu sekilde 9. İstasyona da ulaştım, hic beklemeden zirveye doğru 10. İstasyona doğru tırmanmaya devam ettim.. sadece 150m yükselecektim.. cok az kalmisti.. saate bakıyordum gunesin doğumunu yakalayabilecektim, plan hala işliyordu.. ve devam ettim..


10. istasyona sadece metreler kalmisti, ancak 4 rotanin zirvede birleşmesi üzerine külahta bir trafik oluştu, kimse kıpırdayamıyordu, bu ne dedim, Everest in son sırt kısmını mi çıkıyoruz? Resmen kitlendi rota, sıfır hareket, ve ben yine titremeye başladım.. çaresizce bir bekleyiş yine başlamıştı..
Hava aydinlaniyordu, insanlar kafa fenerlerini söndürmeye başladılar ve ortaya bir an söyle bir manzara çıkıverdi..

 

 

Etrafima baktım yüzlerce insan vardi.. Hepimiz kilometrelerce yol katetmis buralara gelmiştik.. Hepimiz ayni noktada buluşuvermiştik.. o an bir sıcaklık hissettim ama esas sıcaklık birazdan gelecekti..
And Show must go on…!

 

 

Sadece bir kaç dakika sonra karşılaştığım bu eşşiz manzara karşısında herkes sessizliğini koruyordu, sadece bakıyordum, sadece tam da o andaydım.. Gunesin doğuşuna Dunyanın en doğusundan o an sadece ben tanık oluyordum… Evimden tam 10000 km uzaktaydım, yaşadığım tum zorluklarla, hissettiğim tüm duygularimla o an bir başıma orada duruyor ve sadece bakıyordum, gözlerim dolmuştu, kendimle gurur duyuyordum, tanimadığım yüzlerce insan vardı etrafımda ancak hissettiğim tek sey benliğimdi… başarmıştım, ben o gün çok şey kazanmıştım…
Gunesin sıcaklığı kitlenen yolu açabilmiş olsa gerek insanlar zirveye doğru ilerlemeye basladi.. zaten zirve görünüyordu, tam karşımızdaydı..artik zirve fotolarinin zamaniydi, o kadar mücadeleden sonra fotolar elde kalan tek hatıra olacaktı..


Ve zirveye ulaştık, kocaman bir krater, enerjim olsa etrafında koşmak isterdim : )) ancak ne mumkun o kadar bitik durumdayım ki, fotolardan sonra kendimi hemen asagi atmaliyim! Hala titriyorum, ben hala iyi değilim.. Kanada li arkadaşla tekrar karşılaştık hemen foto rica ettim, hava bozuyordu, zirvedeki ruzgar seni her saniye tokatlıyordu, acilan bayraklar flamalar bir turlu duzgun durmuyordu, zirvede hava cok sertti.. ne yapalim cek gitsin her şey doğal olsun!!

 

 

Bulutlarin üzerindeydim… Gercekten cok güzel bir manzaraydı.. Burasi tam zirveydi, ısınmak için bir volkanik patlamayi göze alabilirdim!!! : )
Evet çekilen bir kaç fotodan sonra, ayakta zor durduğumu farkettim, hayatimda hic bu kadar üşümemiştim! Güneşin cikmasi, yüzüme vuran ışıkları bende tamamen uyku etkisi yapıyordu, zirvede uyumak! Ne kadar harika bir son! : ) Inme vaktiydi, cok acil inmeliydim, zirvenin tadını maalesef çıkaramadım, bu geçirdiğim bir kaç dakika elimdeki tek zirve anisi olacakti!


İnişin neresi olduğunu sordum, cıktıgımız yerden inemiyorduk, iniş rotamız farkliydi, görevlilere sordum suradan ineceksiniz dediler, ve evet Japonlar zirveye de görevli koymayi basarmışlar: )) cok seviyorum onlari: )) ahahahaha….


Ve Inişe doğru yola koyuldum! Sadece 5 dk sonra o sert ruzgar kesildi ve biraz kendime geldim.. indiğim rota üzeri ruzgar almıyordu, ve biraz inisin tadini cıkarmis oldum, zirvede içime sinmeyen fotolardan sonra burada fazla alçalmadan düzgün fotolar çekilmek istedim!!


BKA flamamız açılsın!!!!

 

 

Türk bayrağımız tekrar açılsın!!

 



Inerken cıktıgın yerin manzarasının ne kadar güzel olduğunu görüyorsün.. Uzun bir süre bulutlarin üzerinde bir iniş yaşadım ve her saniyesini beynime kazidim…

 

 

Tam 4 saatlik bir inişten sonra başladığım noktaya geri dönmüştüm.. Karanlikta zar zor görebildiğim o tabelalar artik oldukça sevimli görünüyordu..

 

 

Yoshida Trail!! Seçmiş olduğum rota.. oldukça keyifli bir parkur dik tırmanis sevenler için öneririm ; )

 

 

Ve iste dun aksam 23:45 de tirmanisa baslamis olduğum start yerine ulaşabildim.. Artik burasi benim için finish noktasi..

 

 

Finishe ulaştıktan sonra hemen otobüs biletimi alip otele doğru yol alacaktim.. Bilet sırasına girmeden kimi gördüm dersiniz? Bizim kaçak Amerikaliyi!! Peki ben ne dedim dersiniz ?
Hemen söylüyorum: )


Hey, Naber!! : )) evet yine Turkce konuşmuştum : ) Burada bir insan beyninin 1 panik aninda, 2 bitik bir yorgunlukta kendi ana dilini konuşma isteğine şahit oluyorsunuz : ))


Kendime yine çok gülerek, kaçak Amerikaliyla da biraz sohbetten sonra kendimi otobüse atmayi başarmistim.. Otobusteyken yanımdaki Japon a beni ineceğim durakta uyursam eger uyandirmasini rica ettim! Otobüsün içi sıcakti ve ben kafamı kesinlikle dik tutamiyordum, kafam en son o japonun omzundaydı: )))..otele nasil gittiğim kısmını hatirlamiyorum….: )

 


Kendi başıma: ) yapmis olduğum bu kısa kutlamadan sonra, simdi sadece huzurlu bir uyku beni bekliyordu…

Nam-ı Diyar Fuji-San!


Start 1 Eylül 2019 saat 23:45.. Zirve 2 Eylül 2019 saat 05:30, Finish ayni gün sabah saat 09:30.. Dinlenme zamanlarimla birlikte ortalama 10 saatlik bir macera.. Bir Türk bayrağının Fujinin Zirvesinde sert rüzgar altinda dalgalanması…Bir kadının tek başına vermiş olduğu bir mücadele…
O gunden sonra benim için her şey bambaşka olacakti…


Raporumu bu güzel insanlarin atasözleriyle bitirmek istiyorum..

• Bin millik bir yolculuk tek bir adımla başlar.
• Bir şey hakkında düşünüyorsaniz karar verin, bir şeye karar verdiyseniz düşünmeyin, harekete geçin.
• Hızlı demek yavaş demektir, ama sürekli ilerleyen kesintisiz bir yavaşlık.

 

 

Seni yaşamak güzeldi Fuji-San…

Fulya ÖZEN – 2019