Sen gerçek bir ultrasın Kapadokya! – CUT 120K

2018 yılında netleşen bir plandı Kapadokya 119 km. Her adımı bilinçli atılmış, çalışılmış bir yarış idi. Her ne kadar yarışta yolunda gitmeyen şeyler olsa da her adım en az bir yıllık emeğin bir ürünü idi. Hem öncesindeki hazırlık antrenmanları hem de öncesindeki koşulan yarışlar ile özel bir yarıştı, YILIN YARIŞI idi.

Bu raporu 2 ye bölüp yarışa hazırlık ve yarış anı olarak değerlendirmek daha doğru olacak. Çünkü hazırlık aşaması kesinlikle atlanmaması gereken detaylar içeriyor.

Yarışa hazırlık;

Yukarıda yazdığım gibi, 1 yıllık bir hazırlık sürecinin ürünü idi bu yarış. 2018’deki Kapadokya 65 km yarışından sonra koyulmuştu bu hedef ve bu hedefe giden yolda çok çalışmak gerekiyordu. Öyle de yaptık.

Kapadokya 2018’den sonraki 2-3 aylık dönemde Mersin Maratonunu 3:33, Adana Yarı Maratonunu 1:36, ile koşmuştum. Şubat ayında Manavgat Ultra da 72 km yi 10:09 ile koşmuştum -ki bu, o güne kadar ki en uzun koşum olacaktı. Nisan sonunda İznik in 88,5 km lik parkuru beni bekliyordu. 12:08 ile tamamlamıştım. Artık en uzun koşum İznik 90 km idi, artık 12 saat üzeri koşabiliyordum ve 100 km yi aşmaya az kalmıştı. Bu nedenle İznik yarışı kendimi görmeme yardım etmiş, ne yapabileceğimi bana göstermiş idi, artık önümdeki sis perdesi biraz daha aralanmıştı. Kapadokya hedefi artık daha yapılabilir bir hedef haline gelmiş ve ete kemiğe bürünmüş idi bu yarıştan sonra. İznik’ten sonra tek ultra yarışım Tuz gölü 40 km yi antrenman kıvamında kendimce iyi koşup 3:51 ile bitirmiştim.

Yani 2018 deki Kapadokya 65 den sonra ;

  • Mersin Maratonu 42 km
  • Adana Yarı Maratonu 21 km
  • Manavgat Ultra 72 km
  • İznik Ultra 90 km
  • Hollanda Zwolle Yarı Maratonu 21 km
  • Tuz Gölü 40 km

Yarışlarını koşmuştum. Bu yarışların her birisi için antrenman programlarına çok sadık kalamasam da bir programı takip etmeye çalıştım. Bunlardan özellikle İznik 90 km’nin antrenmanlarını yine İznik’te 160 km koşacak olan Mehmet Önelge ve Ceyhun Esen ile yapmış ve sayelerinde iyi bir düzeye gelmiştim. Her ne kadar bu koşular yarış olsa da hepsi Kapadokya 120 için birer antrenman koşusu idi benim için.

İznik 90 dan sonraki 1-2 aylık geçiş sürecinden sonra artık esas hedef olan Kapadokya 120 k nın antrenman programları yapılmaya başlanmış, kitaplar, internet literatürü araştırılmış, bir bilene danışılmıştı. Yarışa ilk kaydolan ben ve sonrasında kaydolan Tuğrul’la beraber ilk genel planlar Haziran ayıda oluşturuldu. Daha sonrasında kaydolan Mehmet Önelge ile de net koşu planlarımız vardı artık. Fulya, Ceyhun da antrenman programına ortak oldular.

Antrenman Planı : Antrenman 3,5 aya yayılacak idi. Temmuz, Ağustos, Eylül yoğun dönem ve Ekim ayında ise Tapper dönemi. Bu plana göre;

  • Temmuz da 330 km,
  • Ağustos da 420 km,
  • Eylül de 453 km
  • Ekim de ise yarışa kadarki 18 günde 143 km

koşacak idi. Antrenman programının detayını aşağıdaki resim gün gün bulabilirsiniz. 

 

 

Antrenmanlar başlayınca saflar netleşmeye başlamış, “orta dünyadaki savaş”ın oyuncuları netleşmişti. 120 km lik CUT parkurunda benim dışımda, Mehmet Önelge, Ceyhun Esen, Fulya Özen, Tuğrul Peker, Murat Esenoluk ve İstanbul’dan Alper Talı koşacaktı. Toplam 7 kişilik BiKoşuAdana 120 Team! Herkes yerini aldı, Whatsapp antrenman grupları kuruldu, koşular başladı.

 

 

Antrenmanlar başlayınca ne yazık ki antrenmana uyum konusunda sıkıntı yaşadım.

  • Temmuzda 280 km,
  • Ağustos da 256 km,
  • Eylül de 405 km,
  • Ekim de ise 100 km koşabilmiştim.

Planladığım ve gerçekleştirdiğim km arasında yaklaşık 250 km den fazla fark vardı. Yani eksik antrenman yapmıştım. Özellikle Ağustos ayındaki eksik antrenman beni fazlası ile rahatsız etmişti. İşte yarışa hazırlanırken yaptığım bir hata bu idi. Bazı dönemlerdeki konsantrasyon eksiklikleri ve planlamadaki hatalar, Tuz gölünün ertelenmesi gibi neden ve bahaneler ile toplamdaki antrenmanım eksikti. (Eksik antrenman psikolojisi!) Başka hatalarımız da oldu tabi.

Diğer hatam ise kesinlikle beslenme konusunda oldu. Yarışa hazırlık sürecindeki koşulan km ler Adana’nın eritici nemli sıcağı ile birleşince ciddi su ve kas kayıpları yaşadığımı çok rahatlıkla söyleyebilirim. Dışarıdan protein takviyesi almanın gerekliliğine geç vardım, eylül ayının ortası gibi kullanmaya başladım. Eğer Temmuz ayında başlasaydım daha fazla kas kütlesi ile yarışa başlayabilirdim.

Daha fazla kas kütlesi = daha fazla glikojen = daha fazla dayanıklılık

Eylül ayı bitmiş ve artık tapper yani koşuları azalttığımız bir döneme girmiştik. Koşuların azalması da ister istemez psikolojik olarak olumsuz etkiledi. Gereksiz yere suçluluk duygusu hissettim. (Ben buna “koşamama psikolojisi” diyorum) Ama artık her şey geride kaldık. Yarışa hazırdık.

 

Burada yarışa hazırlanacak diğer arkadaşlar için iyi ve kötü yaptığım şeyleri yazmak istiyorum.

Hazırlık döneminde neleri iyi yaptık?

  • Bir antrenman planımız vardı. Yani bir rehber. Hem de gün gün hazırlanmış.
  • İyi organize olmuştuk, 120 ciler olarak hafta içi koşularına erken başlayıp geç bitiriyor antrenmanımızı dengeliyor idik.
  • Whatsapp grubumuz ile iyi bir koordinasyon sağladık,
  • Motivasyonumuzu üst seviyede tutmaya çalıştık,
  • Antrenmanlarda sürekli yarışı konuşarak kendimizi yarışa hazırladık,
  • Zorlu yerlerde ve zeminlerde antrenman yaptık. Örneğin Kapıkaya-Belemedik 60km parkuru
  • Gece koşularımız sayesinde Kapadokyanın gec saatlerine alıştık. Normal akşam koşuları dışında 1 defa 00:00-05:30 arasında koştuk, 1 defa da 22:00-02:30 arasında yağmurda koştuk.

 

Hazırlık döneminde neleri kötü yaptım

  • Beslenme konusunda geç aksiyon alıp protein takviyesine geç başladım.
  • Yapılan antrenman planına uymada sıkıntı çektiğim zamanlar oldu.
  • Antrenmanlarda yarış beslenmesini simüle edemedim, bu da yarış sırasında beni zorladı.
  • Sabah erken koşularını ihmal ettim, gece koşularına öncelik verdim.

 

Yarış

Evet 19.10.2019 tarihinde yarışacağımız Kapadokya yarışı gelip çatmıştı. Aylardır hazırlandığımız yarış için artık pistteydik.

Sabahın 05:00 inde Tuğrul ile beraber Ürgüp de kaldığımız İlhan otelde mükellef kahvaltımızı yapıp odalarımıza geçtik. Odada da sıcak çay ve gofret + supradyn Enerji ile son cilayı atıp çantamı ve drop bag imi hazırladım. Drop bag planım Ürgüp CP ye gelince komple üzerimdeki kıyafetleri değiştirmek finişte de hipotermiye girmemek için uzun 1-2 kıyafet idi.

 

 

06:15 gibi otelden ayrılıp yarış alanına geçtik. Drop baglerimizi teslim edip kendimize ayrılan bölümlere geçtik. Bu sene kapadokyada Itra puanına göre sıralama yapılmış idi ve numaralar Itra sırasına göre verilmiş idi. Göğüs numaram 180 idi. Bize ayrılan alandan yarışa başladık.

Yarışa 120 ve 65 lerin aynı anda başlaması durumu bu sene de vardı. Seneye en azından araya yarım saat eklenerek yoldaki “ekmek kuyrukları” engellenebilir. Bu ekmek kuyrukları fotoğrafçıların olduğu alanlarda kendini daha belli ediyor, millet fotoğraflarda gözükmek için adeta birbiri ile çarpışıyor.

Yarışın ilk 65 km lik bölümü ile ilgili çok şey yazılıp çizildiği için ben yarışında 2. Yarısına yani son 55 km ye daha fazla değinmek istiyorum.

İlk 65 ile ilgili olarak istediğim tempo ile gittim. Bir ara Mehmet, Murat ve Fulya dan kopmama rağmen tempomu biraz düşürerek tekrar beraber koşmaya başladık. CP lerde beklediğimden fazla kaldım, belki arkadan gelenleri beklemek istememden kaynaklı bu zaman kaybını yolda telafi etmeye çalıştım. Yol boyunca aldığımız ağrı kesicilerin etkisinden mi bilmiyorum 50-63 arası uykusuzlukla geçti. Gözlerimiz kapandı yer yer. Yarışın ilk 63,5 luk bölümüne yani Ürgüp CP ye 8 saat 17 dakikada gelmişim. Benden 1-2 dakika sonra Fulya Özen, yaklaşık yarım saat sonra da Mehmet Önelge geldi.

 

 

Ürgüp CP de dropbaglerimizi alıp yenilenme zamanıydı. Ama öncelikle CP de karnımızı doyurduk ki CP de geçireceğimiz diğer vakitte yediklerimizi sindirelim. Yemekten sonra hızlı bir kıyafet değişimi yaptım. Gece hava soğuk olacağı için uzun tayt ve uzun koşu içliği giydim. Suları ve yiyecekleri tazeledim. Bu CP de Tuğrul un eşi Elif de bize destek verdi. Ben ve Fulya bu CP de yaklaşık 45 DK kalmışız, Mehmet bizden sonra geldi ama 25-30 kaldığı için bizimle olan aradaki farkı kapattı.

Ve artık yarışın 55 km lik ilk yarıya göre kısa ama daha zor kısmı başladı.

Fulya ile beraber CP den yaklaşık 16:00 gibi çıktık, havanın kararmasına 2 saat vardı.  Sonraki CP olan Damsa 13 km ötede idi. 13 km ve eğimin az olmasına kanıp hızlı gideriz düşüncesi ilk 2-3 km sonunda yerini daha yavaş gitmeliyiz düşüncesine bıraktı. Çünkü CP de gereğinden fazla kalmış ve yiyip içmiştik. Mustafapaşa’ ya geldiğimizde benim sularım tekrar bitmiş idi. Mustafapaşa nın içerisindeki çeşmeden suları doldurup devam ederken Mustafapaşayı terk ettiğimiz kısa yokuşu çıkmaya başladık. Hava henüz yeni kararmamış ama insanın içini gıcık eder kıvama gelmişti. Bu kısımda mide sorunu çekmeye başladım. (Muhtemelen Mustafapaşa nın içindeki çeşmeden kaynaklı olabilir.) Arkadan bize yetişen Orhan Metin ile İznik sohbetinden sonra o da koptu gitti, Taşkınpaşa CP de tekrar görecektim. Artık ekin tarlalarında yürü koş yaparak bir an önce Damsa ya ulaşmayı bekliyorduk. Damsa ya girmeden önce Ahmey Say bizi yakaladı. O andan sonra her 5-6 km de bir “CP ye ne kadar kaldı” sorularıyla finişe kadar birbirimiz geçtik durduk. Damsa ya geldiğimizde saat akşam 6 olmuş ve hava kararmıştı. Buradaki Ekmek Kaşar ve mandalina takviyesi iyi geldi. 10 dk bile durmadan çıktık. Kafa feneri vakti gelmişti. Nedendir bilmiyorum ama Ürgüp-Damsa arasında 13 km lik kısım yarışın en zor kısmı gibi geldi bana.

Damsa dan çıkınca biraz midem yerine gelmiş idi. Damsa ya gelene kadarki kötü psikolojimiz biraz değişmişti. (Damsa da yarışı bırakanların ne hissettiğini çok iyi anlayabiliyorum) Artık Taşkınpaşa yokuşu vardı önümüzde. Hava iyice kararmış ve serinlemişti. Taşkınpaşa yokuşu olduğunu düşündüğüm kısma bakınca 3-5 kişinin kafa fenerleri seçilebiliyordu. Yokuşun ortalarına geldiğimizde artık yolda karşıdan esen rüzgar iyice tozu dumana katmıştı. Hava hem rüzgarlı, hem soğuk (ki eldivensiz koşmak gece çok zor) hem de tozluydu. Buff larımız çekmek şimdilik işe yarasa da esas tozlu kısma gelince hiçbir şeyin işe yaramayacağını görecektik. Bu kısımlarda CP ler arasında hiç beslenememeye başladım. Taşkınpaşa ya doğru yükselmeye başladıkça bu sefer biz arkamızdan gelen koşucuların kafa fenerlerini görmeye başladık. Yaklaşık 3-4 km lik bir mesafe içerisinde 15-20 tane koşucu vardı. Biz ise yarışında 2. Yarısındaki ilk zirveye varmak üzereydik. Ara ara cepten mesajları kontrol ederken sıralamamıza baktım. 110 uncu civarlarındaydık. Fulya ya daha arkamızda en az 200 kişi var dedim. Bu durum o an bize inanılmaz moral verdi. Dilem, Tuğba, Ebru ve Bilge nin bizi CP de beklediğini duyunca moralimiz biraz daha düzeldi ve “bu gazla bitiririz” dedik. Tuğrul ve Murat ın yarışı Damsa da bıraktığını Taşkınpaşa ya gelmeden öğrendik. Bu arada Taşkınpaşa CP ye girmeden 1-2 km önce yarışın en tozlu kısmı var. Bu toz nasıl bir coğrafi olayın nedeni ya da sonucudur tam anlayamadım ama ilk kez bu şekilde un gibi bir toz ile karşılaşıyorum.

 

 

Üstelik yolun her yerini bileğe kadar kaplamış vaziyette. İşte tam bu tozlu yerde Mehmet Önelge bizi tozu dumana katarak yakaladı ve geçti. Yavaş başlamanın, CP lerde az durmanın ve tecrübenin etkisi. (Büyüksün  Ba-Ba)

Taşkınpaşa CP de sıcak beslenip çok durmadan Ben Mehmet ve Fulya üçümüz yola çıktık. (Saat 20:30 civarı) Yürü koşlarla Karlığa çıkan platonun yokuşunun başladığı yere geldik. Burada Mehmet e güle güle dedik. Daha doğrusu o bize dedi ve arayı açtı. Yokuşları hızlı tempolu yürüyüşlerle çıkarken gecenin o soğuğunda ABD li Emily Clay altında şort, üzerinde t-shirt ile bizi koşarak solladı. (18:35 de bitirmiş bu arada abla) Karlığa giden platoya çıkınca artık iş tamamen Mental dirence döndü. Artık 100. Km lere gelmiştik, diz ağrısı sırt ağrısı, oflamalar puflamalar ile yürü koş devam ediyordu.

Karlık CP ye geldiğimizde saat 22:30 civarı idi. Burada bizi Dilem, Bilge ve Tuğba bekliyordu. “Wuhuuuu” bağırmaları eşliğinde CP ye geldik. Sağolsunlar sularımızı doldurdular. Burada makarna+çorbayı götürüp çok fazla kalmadan tırmanışa geçtik tekrar. Bu arada Karlık CP yarışın en ünlü CP lerinden. 120 koşanların 100. Km si. Mental zorluğun en çok hissedildiği kısım buradan hemen önce başlıyor.  Onun için organizasyondan buraya gelen çok gönüllü var. Biz CP de iken Aykut Çelikbaş ve Faruk Kar destek için oradaydı, gelenler ile ilgileniyorlardı. CP adeta buluşma yeri gibi. Destek için gelenler genelde buraya geliyorlar.

Artık aşılacak bir tırmanışlık (bir sıkımlık canı kaldı) yer vardı. (Yanılmışız, irili ufaklı epey bir tırmanış daha yaptık)  Son tırmanış olduğunu bilmenin verdiği gazla hızlı yürüyüşlerle çıkıyorduk. Bizimle burada 5-6 kişi daha vardı. Gece beraber gitmek moral oluyor, tek gitmek ise demoral, Sonraki CP en son CP olan Taşocağı. Karlıktan 10 km uzaklıkta ama sanki 20-30 km gibi geldi bize. Çünkü irili ufaklı çok tırmanış yaptık, vadi aştık. Karlık-Taşocağı arası artık ayakların değil akılların mücadelesinin yaşandığı kısım idi. Ben Ürgüp CP den çıktığımdan beri CP ler arası hiç beslenemedim. Bunun etkisini yarışında son 50 km sinde çok net hissettim. Karlık-Taşocağı arasında da beslenememe devam ettiği için artık pil bitmek üzereydi. Üstüne üstlük Ürgüp ün ışıklarını henüz göremiyorduk (meğer saklanıyormuş) Taşocağı CP ye girdiğimizde gece 1 e geliyordu. Oturup Çay ve krakerden sonra hemen hareket ettik. Artık “bitsin de eve gidelim” modundaydık. CP den çıktıktan 1 km kadar sonra bir çıkış olduğunu farkettik, “galiba artık bu son çıkıştı” derken artık Ürgüp gözükmeye başladı. Bu da ayrı bir moral oldu. Taşocağından Ürgüp e 1 saat 15 dk da geldik. Ürgüp e girerken gece yarısı 2 köpek bizim korumalığımızı üstlendi. Fas lı 2 koşucu ile beraber Ürgüp ün içerisinde 6 pace koşmaya başladık. Ama Ürgüp ün içerisinde epey koşmamıza rağmen 15 dk da finiş e varamadık. Çünkü parkurun son 500 metresi hala tırmanış içeriyordu. Daha öncesine kadar sessiz ettiğimiz küfürler artık ağzımızdan akmaya başlamıştı ki artık parke taşları olan yola bağlandık.

Artık bitmişti. Gecenin 2:35 inde Dilem, Bilge, Ebru, Tuğba bizi finişte bekliyordu.

 

 

Yaklaşık 120 km lik yolculuğun sonuna gelmiştik. 19 saat 35 dakika boyunca parkurdaydık. Sabah 8 derecede başlayıp öğlen güneş altında 25 derece sıcaklığa kadar çıkan parkurda, gece 3-4 derece sıcaklıkta koşmak apayrı bir deneyimdi. Bu koşu boyunca yaklaşık 13.000 kalori harcadım, yani vücudumdan yaklaşık 2 kg gitti. Toplam 3700 m den fazla tırmandım. 200.000 den fazla adım attım. Ayakkabıların her birisi 100.000 er darbe aldı. Yarış boyunca yaklaşık 15 LT den fazla sıvı tükettim. Ama asla tükenmedik.

Yarışın keşke ve iyi-ki lerini de sıralamak diğer koşuculara faydası olur.

Yarıştaki “keşke” dediklerim;

  • Ürgüp de 45 dk değil de 15-20 dk kalınabilirdi.
  • Ürgüpten çıkarken içlik giymek biraz bunalttı, Damsa da giyilebilirdi.
  • Mustafapaşanın içerisinde çeşmeden içtiğim su midemi etkiledi diye düşünüyorum. Yarış boyunca sıkıntısını çektim. Keşke çeşmeden su içmeseydim.
  • Ürgüp CP den sonra CP ler arasında hiçbir şey yiyemedim, zorlasaydım kendimi keşke. (En büyük keşke’m)
  • Bölümde gereğinden fazla yiyecek (jel, bar, tablet vs) aldım. Neredeyse hiç kullanamadım.

 

Yarıştaki “iyi ki” dediklerim;

  • Bu parkurda tek koşmak mental olarak sıkıntılı, iyi ki tek koşmadım. Değilse yarışı bırakabilirdim. İyi ki yarışı bırakmadım, iyi ki bitirmeye odaklandık.
  • İyi ki CP lerde iyi beslendim, değilse “mortingen”
  • Ürgüp CP den sonra CP den CP ye plan yaptık, zaman ve strateji. Yani sadece bir sonraki CP yi düşündük. Yarışı parçalara bölerek bitirdik. Güzel oldu.
  • İyi ki Salomon Speedcross 3 yerine Dynafit Apline Pro ile koşmuşuz. “Vibram effect”.
  • İyi ki Ürgüp CP de üst baş değiştirmişiz, yarışa yeniden girmiş gibi oluyorsun. Özellikle ayak ve çorap.
  • İlk 65 km deki CP ler arası beslenmem planıma %100 uydu. İyi ki burada beslenmişim. Çünkü 2. Yarı da düzgün beslenemedim.

 

Bu yarışın her kategorisi çok güzel ve özel ama bence 120 kategorisi tam anlamıyla bir “Ultra” yarış. Diğer kategorilere katılan tüm herkesi tebrik ediyorum. Ama özellikle 120 ye kaydolan 7 kişi olarak kendimizi ayrı tebrik etmek istiyorum. Neden mi? Çünkü bu yarışı koşmak gerekten hiç önemli değil, herkes bu kategoriye kaydolup koşmaya başlayabilir. Ama az sayıda insan gerçek anlamda bu mesafe için antrenman yapabilir. 7 kişi olarak biz gerçekten iyi antrenman yaptık, hazırlandık. Zor olanı yaptık. Ultracıların dediği gibi. Bu mesafe gerçek anlamda “hazırlanması, yarışmasından daha zor” olan bir mesafe.!

Hazır mikrofonu elime almışken 120 koşan arkadaşlara mesaj olarak şunları söylemek isterim.

Tuğrul ve Murat, Damsa da yarışı bıraktılar. Yarışı bırakmak büyük olgunluk gerektirir. Bu olgunluğa ve bilince sahip oldukları için kendileri ile gurur duymalılar. Tebrikler.  Alper ve Ceyhun, önceki ultra uzun koşu deneyimleri her zaman onların yanındaydı. Gözlerini bağlasak 120 yi yine de bitirirlerdi. Ayaklarınıza sağlık. Mehmet bize nasıl koşulur dersi verdi. Yarışa yavaş başlayıp arkadan tozu dumana katarak bizi yakaladı. Ayaklarına sağlık ba-ba. Geçen sene kapadokyada 38 koşup bu sene 120 koşan Fulya, Türk kadın kategorisinde 1. Oldu, gücünü ve dayanıklılığını herkese gösterdi. Yoldaşlığın için teşekkürler.

Günün sonunda; Yaklaşık 20 saat boyunca her birisi birbirinden eşsiz bu tecrübeleri yaşadık. Yaklaşık 20 saatlik bir yolculuk! Az değil, dile kolay, 20 saat. Uçağa bindiğinde dünyanın en uzak yerine yolculuk edebileceğin kadar uzun bir süre. Ama koştuğunda bir adım kadar kısa gelen bir zaman.

 

 

Ekimanlar

  • Ayakkabı : Dynafit Alpine Pro        : Vibram taban olması çok büyük avantaj, Yarış sonrası hiçbir şişlik, su toplaması, tırnak sorunu vs. yaşamadım.
  • Çanta : Decatlon Kalenji 10 Lt : Gayet yeterli idi.
  • Saat : Amazfit Stratos              : 120 km boyunca bana eşilk etti. Yarış bittiğinde %35 daha şarj vardı.

Organizasyon

  • Kit içeriğindeki klasik polyester t-shirt yerine pamuklu t-shirt farklı ve güzel olmuş.
  • Makarna partisi ve finisher yemeği geçen seneye göre başarılı,
  • Madalya klasikleşti, süper,
  • Finisher polar ı. Geçen senenin aynısı, süper,
  • İşaretlemeler çok iyi. Kaybolmak için çaba harcamak lazım.
  • Fotoğraflar. Bütün fotoğrafçılar aynı yerde toplanmış gibi hep aynı fotolar. Ayrıca 38 k koşanların daha çok fotosu var. 65 Ürgüp CP den sonrasında fotoğraf diye bir şey yok.
  • Start alanı. Kalabalığı azaltmak için 119k, 65k arada yarım saat bırakılarak başlatılabilir.
  • Fuar alanı, her senekinden biraz daha kalabalıktı. Güzel.
  • CP lerdekiler ilgili, CP beslenmesi iyi. Ama Taşkınpaşa CP de sigara içilmiş ve içerisi duman altıydı.
  • Canlı yayın. Süper olmuş. Emeğinize sağlık.