Salomon Kapadokya Ultra Trail 2019 – CST – 38K Short Trail

Kapadokya ile yeniden buluşmak..

2015’ten bu yana katıldığım organizasyonun; değişim ve gelişimini, katılımcı artışını, canla başla çalışan dev ekibi farketmemek mümkün değil. Öncelikle Ultra Trail World Tour #UTWT kapsamında Dünya’nın en iyi 20 Ultra Trail yarışı arasında 2 yıldır yer alan organizasyona büyük alkışlar ve kocaman teşekkürler ile başlamak istiyorum.

 

Geçen sene iş sebebi ile uzunca bir süre yurtdışındaydım ama tam bu tarihlerde tüm aklım kalbim Kapadokya’da atıyordu. Saat farkına aldırmadan bütün gece uyumayıp tüm BKA ekibimi ve diğer koşucu arkadaşlarımı takip etmiş, ertesi gün böyle bir hüzünle “2019 biran önce gelse yahuu” demiştim.

 

Bu yıl da son 2-3 ayda değişen hayat dinamiklerim sebebi ile CMT- 65K parkurundan CST-38K parkuruna geçiş yapmak durumunda kaldım. Hep uzun koşacak değilim ya, bu yıl da böyle devam etsin:))

Zaten son 1 ay içerisinde katıldığım Likya Yolu 38K ve Bodrum YarıMaratonu yarışları sonrası antreman seviyem ve mental dayanımım “bu yıl 38K koş, bu sana yeter” diyordu.

 

Günler çabuk geçti, heyecanım gerçekten 23456840327km koşacak gibi fazlaydı. BKA ailesi olarak 30 kişi katılıyorduk. 7 x CUT- 120K, 7 x CMT – 65K, 16 x CST – 38K. Bu gurur duyulacak bir tabloydu benim için. Mesafeler ne olursa olsun ekibimiz yürekten bir arada, omuz omuza heyecanla hedeflerimizi tutturmak için mücadele edecek, çoğumuz farklı farklı ilkleri yaşayacaktı. Cebe atacağımız tecrübelerin, kazanımların hayali ile yerimizde duramıyorduk.

 

Kapadokya Ürgüp’e Adana’dan akın akın 2.5-3 saatte öğle saatlerinde ulaşıyoruz.. BIP no alımı sonrası açlıktan sayıkladığımız pidelere hunharca saldırıyoruz. Otogardaki pidecide yine bir rutin ve Carbo-loading.. loading… işimiz ne 🙂

 

Bu arada BIP no ve Kit dağıtımı çok başarılı organize edilmişti. Önceden randevu alanlar ve almayanlar ayrılıyordu ama yine de her iki grupta da bekleme yaşanmıyordu. Herşey akıyordu..

 

Otellere yerleşme sonrası LAV ART Ceramics’i işleten Selma hnm ve eşi ile kahve sohbetine uğruyoruz. Pek çok insanın hayallerini gerçekleştirmiş olup Kapadokya’ya yerleşen misafirperver çift ile Kapadokya Turizmi, bölgede yaşananlar, rant sağlama amaçlı değişimler, haksız uygulamalar hakkında koyu muhabbetimizi yapıyoruz. Kapadokya’ya her gelişimde mutlaka uğramak isteyeceğim biryer. Lav Art Cafe. Tavsiye edilir. (Tavsiye mekan 1)

 

Kötü haber; tüm o konuştuklarımızın üzerine 2 gün geçti/geçmedi 1985 yılından bu yana Unesco Dünya Mirası olan Kapadokya’nın artık milli park statüsünden çıkarıldığı haberlerini aldık. Neler döndüğünü az çok hepimiz biliyoruz. Üzücü… Hem tarihi hem de doğal yapısı ile Kapadokya’nın 2 farklı güzel nedenden ötürü Milli Parklar koruması altında kalması gerektiğini iş işten geçtikten sonra anlayacağız gibi görünüyor.

 

Ve fuar alanı… Kostur.Co, Things4Sport, Salomon, Merrel, Compressport, EkinoxArt, İznikUltra, AlanyaUltra, InspiredbyRun ve diğer standlara birer merhaba diyip BKA ekibi ile toplaşmalara başlıyoruz. Saat 17:30’da toplu foto çekimini yetişebilen BKAlılarla yapıyoruz.

Gerçekten çoook güzelizz.

 

 

Sonrası Ürgüp’ün giderek katılımcılarla dolup taşması, özlenen tanıdık koşucularla kucaklaşma, teknik toplantı katılımı ve yemek yeme maceramız ile devam ediyor. Akşam tam 2 saat bekletilip yemek yiyemediğimiz bir İtalyan restaurantından koşarcasına çıkıp kendimizi bir hamburgercide bulmamız tam 5sn sürüyor ve akşam yemeğimizi maalesef özensizcesine yemek durumunda kalıyoruz. Açken bi BKA’lı, BKA’lı değildir :))

 

Başlasın akşam hazırlığı ve uyumaya çalışma.

Otele gidiyorum. Dedeli Cave Konak Otel’de kalıyorum. Otelden memnun kaldım. Merkeze yakınlığı, temizliği benim için önemli ve yeterli kriterler. Fiyat ise çok geç organize olabildiğim için biraz yüksek tutuyor. Önümüzdeki seneler daha erken davranıp aynı yerde kalmaya devam edebilirim.

 

Akşam 38K zorunlu malzemeleri olan su haznelerimi, çantamın düdüğünü ve bardağımı kontrol ediyorum. İzotoniklerimi hazırlıyorum, çantama BKA bayrağımı ve 2 jelimi koyup sıcak bir duş ile uykuya geçiyorum. (not:uyuyamadı) Her yarım saatte bir kalktım uyandım. Sabah 05:15 gibi gözleri açıp artık yatağımdan ayrıldım.

 

06:20 gibi 120K ve 65K koşacak arkadaşlarımı yolcu etmeye çıktım otelden. Görebildiklerimle helalleşip BKA ekibinden Alican ile parkurun ilk 1km’sini tırmandık. Tüm ekibe de sağdan gitmelerini tembihleyip başladık Startı beklemeye. Sabahın sessizliği, yükselen güneş ve balonların havalanması ile büyülü bir atmosfer oluşuverdi. Start verildi. Görebildiğim herkese selam vererek, “haydii az kaldııı” 🙂 diyerek CUT ve CMT yolcularını uğurluyoruz. Herkes sağsalim bitirsin. 

 

Otelde kahvaltıyı İzmir ekibi ile nefis bir güneş eşliğinde yapıyoruz. Özge’yi ve ekibi görmek iyi geliyor. Canlanıyorum. Sonra odama gidip hazırlanıp direk Startın yolunu tutuyorum. Kahvemizi içip Starta geçiyoruz. Mekanımız “MackBear Coffee” çok sevildi. (Tavsiye mekan 2)

 

Start fotoğrafımızı çekilip artık geri sayıma başlıyoruz. Saat 10:00, yola çıkma vakti, sıra bizde…

 

 

38K CST Parkuru da Ürgüp – Turasan yönünde çıkış ile başlıyor. Sonra sola patikalara kıvrılarak ilerliyor. Ahh! işte tekrardan vadilerle buluşuyorum ve burnumda tüten coğrafyada koşuyorum, ne çabuk geçmiş zaman.

 

1.CP 11,2 K İbrahimpaşa’ya kadar yoğun olan yerlerde bekleyerek, mümkün olduğu kadar koşarak(kendime göre), bazı çıkışlarda hızlı tempo yürüyerek ilerliyorum. Açılmaya başlıyorum.

Kestirme yapmaya yeltenen tam 6 kişiyi önce 3’ünü 7.KM’de, sonra diğer 3’ünü de İbrahimpaşa CP’sinden hemen önce parkura geri döndürüyorum. “Lütfen parkuru takip edelim”

Pazarlık yapacaklar neredeyse..  “100m, 200m hesabı kimseye bişey kazandırmaz ve parkurda devam etmek de kimseye birşey kaybettirmez” diyorum ve onları da yola çevirip devam ediyorum.

Trail koşularının da bir adabı var.

 

İbrahimpaşa CP’de tuz+limon, 1 muz parçası ve kola takviyesi ile yarışın 2. etabına CP’de denk geldiğimiz Bilge ve Tuğba’ya “Hellooo gençler” diyerek başlıyorum.

 

Dostlarla konuşa konuşa ilerlemek mutlu ediyor, İstanbul’dan, Ankara’dan koşucularla, yıllardır görmediğim üniversiteden bir arkadaşımla karşılaşmak acayip motive edici. Parkurda tanışıp konuştuğun ve yine parkuru paylaştığın CST koşucuları..  Parkur ve km’ler aynı, ama herkesin yaşadığı hisler o kadar farklı ki…

 

Vadilerin içinden ilerlediğimiz parkurdaki ani değişimleri çok özlemişim. Deniz kumundan ince tozlu zeminlerden, sert Kapadokya oluşumlarından ortaya çıkmış patikalara, ağaçlardan kafaları eğe eğe geçtiğimiz bol bitki ve ağaçlı etaplardan çöl gibi ıssızlığa… Kayaların altlarından Peribacalarının arasında kaybolmaya uzanan bir parkur..

 

Peşpeşe hız kesmeden koşmaya devam ediyoruz. Kimse birbirini geçmek için telaş yapmıyor, geçmek isteyen kibarca dile getirip geçiyor. Patika kültürü çok önemli. Dayanamayıp yanlardan acele ile geçiş yapmaya çalışan ve düştükleri için koşucuları tedirgin eden tiplerden de var tabiki, ama çok az 🙂

 

22K geldi… 2015’te ilk Kapadokya koşumda buradaki fotoğrafımı hiç unutmuyorum. Bilge ile ilk defa koşuyorduk bu parkuru ve birbirimizin fotoğraflarını o eşsiz vadiler, Peribacaları ve Göreme manzarası ile çekmiştik. Daha sonrasında güzel hedefler koymamı ve şahane Kapadokya’da tekrar tekrar koşmamı sağlayan bir fotoğraftır o…

 

Tam bunları tekrar hatırlar ve düşünürken, o da ne??? Bilge!!! İnsan başka ne ister, 4 yıl sonra yeniden CST’yi beraber koşuyoruz ve aynı yerde tekrar karşılaşıyoruz. 4 yıldır ikimizde de hiç bir gelişme yok mu acaba:)) yoksa gelişmeler bu kadar mı paralel olur??? onu tam bilemiyorum:))

 

Ve fotoğraflarımızı çekildik tam ayrılıyoruz, Tuğba yetişiyor.

Onsuz olur mu? ASLA! Fotolara devam, biraz vakit kaybediyoruz ama değer yaa.. Canımız sağolsun. Filiz Köprülü efsane fotoğraflarımızı çekiyor. Kaybedilen vakit olsun yahu… Kazanılanlar paha biçilemez.

 

 

 

Zıplamalardan sonra hep beraber CST parkurunun 2.CP’si olan 23,8K Göreme CP’ye giriş yapıyoruz. CP’de BKA için ayrı masa ayırmışlar havasında bir rahatlık, bir genişlik, bir muhabbet sormayın:)

Tam bir keyif molası veriyoruz… CP’de peşkeşe denk geldiğimiz; İzmir’den Özge, BKA’dan Kürşat, Bilge, Tuğba ve Ben :))

 

 

Sonrası yol kenarından devam eden Göreme çıkışı ve CUT-CMT parkuru ile birleşimi…

CMT koşucuları ile sohbet ede ede devam ediyorum. Volkan ile sohbet ediyoruz. Denk geldiğim koşuculara, fotoğrafçılara, gönüllülere herkese “Kolay Gelsin” diyerek ilerliyorum. BKA’yı tanıyanlardan ekip ile ilgili güzel cümleler duymak çok çok iyi hissettiriyor. Her türlü geribildirim itinayla alınır. Hatamız, bir yanlışımız var ise hemen gereken düzenleme yapılır bilginize:))

 

29K’da BKA’dan CMT koşucusu Mehmet Ali ile karşılaşıyorum. Hemen beraber bir foto çekilip iki sohbet edip ayrılıyoruz. Ne güzel şey parkurda karşılaşmak.

 

 

30K’ya teknik toplantıda bahsedilen, yeni eklenmiş su istasyonunda Bilge ile arka arkaya ulaşıyoruz. Suyumuzu tazeliyoruz, birer jel alıyoruz ve yola devam ediyoruz. O sırada Akdağ’ın tepesindeki koşan minik silüetleri görüyorum. Çok etkilendiğim biran, herkes kendi mücadelesinde, “napıyor acaba bizim CMT ve CUT ekibi” ne kadar güzel bir manzara o öyle..

Akdağ’ı uzaktan izleye izleye tırmanışa geçiyorum. Bu sene yeniden buluşamadık ama sevmiştim seni Akdağ 🙂

 

33.K’da CUT koşucularından İrem ile karşılaşıyorum. “Gece uzun acelemiz yok” diyor. Tam bomba!! Hemen ben de yanlarında mola verip ayakkabılarımı düzeltiyorum.

 

Mayıs ayından bu yana Saucony Peregrine ISO Trail ayakkabısı giyiyorum, ayağıma giydiğim anda “işte bu” dedirten bir konforu ve güveni hissederek aldım. (mottosu “be ready to answer the call of the wild” dediler ben de aldım) Çok memnunum ayakkabıdan. Aladağlar’da bir antremanda tabanının bir tarafını yırtmış olsam da, sevdim ve pek çok yarışta, antremanda Mayıs ayından bu yana sürekli giydim.

İçerisinde 2 farklı kat tabanlık var. Ayak ıslanınca alttaki taban (beyaz sıkıştırılmış PU cinsi bir malzemeden yapılmış) kayma yapıyor. Aynı şekilde ayaklarım terden ve bir sulu-çamurlu geçişten dolayı ıslandığı için 33.K’da yine aynı şeyin olduğunu görüyorum ve durmak, düzeltmek zorunda kalıyorum. Bu sorunu forumlarda hiç okumadım? Bilen, duyan varsa yazarsa sevinirim. Araştırmaya devam….

 

Durup ayakkabıları çıkartmaca… O sırada sohbet ederken İrem’in yanında oturan diğer CUT koşucusunun da üniversiteden başka bir arkadaşım olduğunu farkediyorum. Levent!

Çok bomba bir parkur oluyor.. İki gördüğüm eski arkadaşım da eski basketçi dönemlerimden tanıdıklarım, herkes kendini koşuya vermiş diyorum. Selamlaşıp ayakkabıları düzeltip yola devam ediyoruz.

 

Son kısım bana pek bitmiyor, inişler, çıkışlar, tekrar, çıkışlar, inişler… Yorumsuz ilerliyorum. Buralarda eski parkura göre değişiklikler var. Merak ede ede devam, hafiften sabırsızlanmaca…

 

Son 2K’ye ulaşıyorum ve CUT-CMT ile bizim CST parkur birleşimi tam önümde… Kafamı sola çevireyim kimler gelir acaba derken bir bakıyorum CUT ekibimizden Mehmet Önelge yardıra yardıra geliyor. Ne güzel tesadüf ve mutluluk!!!! Saatler sonra gece CP’lerde göreceğimi zannederken pat karşılaşıyoruz. Yaklaşık 2700 kişi arasında, ayarlasan olmaz, denk gelmez. “Benden kaçamazsın” diyorum. İnanılmaz iyi gidiyor!!! Helal sana be Memo!! (alkış efekti)

Bizim son kmler kaldı, inanın biran önce bitsin istiyorum. Memo ise daha yolun yarısında… Birbirimizin temposunu bozmayıp ayrılıyoruz.

 

 

O sırada arkadan “Dilemmm” diye CMT koşucusu Pelin Börcek geliyor. Nasıl güzel koşuyor. “devam et, harika gidiyorsun!!!” diyorum ve esip gidiyor. Gerçekten çok iyi koştu Pelin hatun. Bir alkış da ona gelsin bence.

 

Sonra düşünüyorum. 2017’de 62K koşarken çok güzel ve yüksek bir enerjiyle bitirmiştim, hiç yorulmadan ve durmadan parkuru içime sindire sindire ilerlemiştim. Şimdi 38K koşuyorum ve son 2-3 kmsi bitmiyor. Demek ki kendimi 38K için bile parkura iyi hazırlamam gerekiyormuş. Tabiki 35K’dan sonra 38K Finish’i hemencecik gelmeyecekmiş, kutsal sabır heryerde lazımmış:)) öğrenmeye devam.. Tabi antreman eksiği de bambaşka bir konu. Mental hazırlık ise parkur ne olursa olsun gerçekten yapılmalı.

 

Ve Ürgüp girişi Turasan’ın önünde şöyle bir duruyorum. İki adım sakince yürüyorum. “Bitiyor yahu” diyorum. Gerçekten koşuda kalmayı, parkurda mücadele etmeyi çok sevdiğimi tekrar hatırlıyorum. Bu duyguyu tekrar hissetmekti ihtiyacım olan…

Derin bir nefes sonrası gümbür gümbür koşarak Ürgüp’e giriş veee Finish!

 

Harika bir yolculuk daha bitti, keyiflenme vakti..

 

 

İşte şimdi ana görevim yeni başlıyor. CP’lerde BKA ekibine ve elimden geldiği kadarı ile denk geldiğim tüm koşuculara destek olmak.

 

Sonuç: 38.6K parkur uzunluğu, 1120m toplam tırmanışı olan CST parkurunu 05:43 ile mutlu mesut bitirdim. Madalyamı ve 2 ITRA puanımı cebime attım. Kafamda beslenme ve ayakkabı sorunsalları ile kendimi deneme, nerelerdeyim bunu görme imkanı buldum.

 

Duş, otel dinlenmesi sonrası biralarımızı alıp Finish’e kuruluyoruz, finishleyen BKAlılarla toplaşmaca, CMT finishlerini izliyoruz. CUT 1.cisinin girişine denk geliyoruz.

 

Runmate’m Meltem’in finishini görüp yemek yemeye, oradan da CP’lere geçiyoruz. BKA ekibimden CST ve CMT koşan herkesin sağlıklı, mutlu finishler gördüğü haberlerini alınca daha da keyifleniyor insan. Önemli olan bu, ekip iyiyse yeni planların havalarda uçuşması yakındır.

 

CUT’çular parkurda, bizi bekler:))

 

Not:Fulya’lara Taşkınpaşa’da yetişemedimmm:( Bu sebeple destekte pek başarılı saymıyorum kendimi.

Gecikmeli organize olabildiğimiz için Fulya, Harun ve Mehmet’e Taşkınpaşa’da yetişemiyoruz. Aslında onlara demiştim biraz yavaş koşun diye: ) ahahaha:D

 

Taşkınpaşa CP’de Ebru’yu Ceyhun abi ile Alper için bırakıyoruz ve Cemil Gökçe, Tuğba, Bilge ile Karlık istasyonuna koşturuyoruz.

CP kalabalık, içerisi yanan soba sebebiyle çok sıcak. Her gelen koşucuyu uyarmaya çalışıyorum. “Burası çok sıcak biraz da dışarda durun isterseniz” diye. Aykut Çelikbaş ile konuşuyorum. CP’lerde yabancı dil bilen gönüllü sayısının az olmasından bahsediyor. Yarış katılımcılarının %55’ten fazlası yabancı koşucu… 120K ‘da bu oran belki de daha fazla… “o zaman iş ciddi” diyorum. Limon- muz-kola vs istemek kolay ama, ya ciddi bir problem olsa ve yabancı koşucu kendini anlatamazsa?? Gerçekten önemli…. Her gelen koşucuya bir ihtiyacın var mı diye sormaya çalışıyorum. İtalyan 60 yaşındaki kadın koşucu ile biraz konuşuyoruz. Çay istiyor. Koşmaya nasıl başladığını ve Toskana bölgesinde zeytin yağı üretterek yaşadığını anlatıyor. “Normal bir işte çalışarak bu gibi yarışlarda koşmak çok zor” diyor. Bir çoğumuzun yine hayali olan bir şekilde yaşıyor ve o kadar canlı ki… Nefis bir fizik ve cam gibi parlayan gözleri ile “Grazie mille” diyip Karlık’tan ayrılıyor. Arkasından bağırıyorum. “In bocca al lupo” (bol şans)

 

BKA CUT ekibinden Mehmet Önelge önce Karlık’a geliyor. 60K’da karşılaştığımız halinden çok daha iyi. İçeri girmiyor. Dışarda bişeyler atıştırıyor ve yola devam. Çok güzel bir finish yapacak belli, Memo bu işi çözdü artık.. Darısı bana :))

 

 

Canlı yayın linkinden takip ettiğimiz kadarı ile Fulya ve Harun’u bekliyoruz. Onlar da nefis hazırlandılar, çok emek var bu işte..

Kafa fenerleri yüzünden tam emin olamasakta yine de onlara doğru koşarak karşılıyoruz. Eveett işte Karlık istasyonundalar ve gerçekten onlar:)) Kaldı sadece 20K ve çok iyi görünüyorlar.

Hemen suluklarını dolduruyoruz. İhtiyaçları ne ise, ne yemek istiyorlarsa getiriyoruz. Sonra biraz dışarda beraber oturuyoruz. Gayet iyi olduklarını görüp karanlığa doğru yolcu ediyoruz.

 

 

Sırada Ceyhun abim ve Alper var. Bu sırada gelen herkesi alkışlıyorum. Herkese bravooo diyorum. Yaa bu gerçekten inanılmaz bir duygu. Bu sırada biz de Karlık istasyon BKA destek ekibi olarak bişeyler içiyoruz ısınma amaçlı :)) Yoksa soğukta beklemek o kadar kolay değil koşunun üzerine.

 

Ceyhun abi geliyoorrr… Olleeeyyy… Hemen yoğun ilgi altına alıyoruz. Masaj yapan bile var Ceyms’e. Biraz muhabbet edip onu da karanlığa doğru son 20K’ya uğurluyoruz. Ama selfie’siz olmaz 😀

 

 

Ateş kenarında Alper’i bekliyoruz, o da şahane bir giriş yapıyor Karlık’a. Ne kadar mandalina varsa yediriyoruz. Adam Adanalı sonuçta :)) Soda takviyesi ile çok durmayıp yoluna devam ediyor.

 

 

Bizim de Karlık’ta BKA için görevimiz bitmiş oluyor ve Finish’e yaklaşan Memo için hemen Ürgüp’e doğru yola çıkıyoruz.

Finish’e bir çorba içip gideriz derken biz de Memo ile aynı anda Finish’e ulaşıyoruz. Ne koştun be Memo!!!!!

Gece boyu arka arkaya Fulya, Harun, Ceyhun abi ve Alper de CUT 120K finishine çok başarılı bir şekilde ulaştılar. Ne büyük gurur, tekrar tekrar yüreklerinize sağlık!!

 

Finish için de organizasyon son derece düzenli; Drop-bag, masaj ekibi, yemek ekibi hepsi iş başında.. Fotoğraf ekibi, organizasyon ekibi hala dimdik ayakta, ev sahipliği harika.

Bizim de görev 04:00 gb sona eriyor.

 

CP tecrübesi çok başka, bunu gerçekten tam zamanlı gönüllü olarak da bir yarışta yapmak ve yaşananları sonuna kadar gözlemlemek istiyorum. (hedef listesine alalım)

 

Aydın abi’ye de şalgamları borçlanıp Adana’ya yeni hedeflerin hayali ile dönüyoruz..

Tekrar görüşmek üzere “Güzel Atlar Ülkesi”

 

Sevgiler…

Ekim 2019

Dilem Koçak