[vc_row][vc_column][vc_column_text]Her koşucunun gönlünde yatan bir parkur vardır. İznik benim için o parkur. Daha önce İznikte koşmamıştım ama beni bu işe bodoslama daldıran şey iki yıl önce tesadüfen denk geldiğim bir İznik ultra tanıtım videosuydu.
“Aaa ne güzel yerler ya buralar, aaa buralarda koşuyor mu bu insanlar?” diye hayret nidalarını içime içime atarken “Ben de yapmalıyım” duygusu beni öyle bir sardı ki kendimi birden Bi Koşu Adana “tabi ki yaparsın” timi içinde buldum.
İlk trail yarışım Kapadokyayı madalyasız kapatmanın verdiği gazla döner dönmez, BKA dan yaklaşık 20 kişi birlikte iznik ultra kaydımızı yaptırdık. Aylardan kasımdı ve başıma geleceklerden habersiz bir şekilde takımla birlikte uçak bileti ve otel satın aldım. 15 gün sonra Adana’dan Bursa’ya tayinim çıktığı haberi geldi.
İznik Ultrada ev sahibi olarak bulunacağım harika! Uçak bileti promosyonmuş yandı gitti, hay allah!
Bütün bu süreç içinde Adana’dan ayrılış, taşınma, yeni şehrime adapte olabilme derken antrenmansız bir şekilde karnımda ağrılarla İznik’e geldim. Tanıdık yüzler, sevdiğim ortamlar bende her daim mutlu bir yüz ve aptallaşma yaratır. Bir şekilde koşarız yaa diyerek kendimi o anın güzelliğine bıraktım. Kayıttır, kit teslimidir, otele yerleşme, dostlarla sohbet derken 160k (yazıyla yüz altmış kilometre) koşacak arkadaşlar start aldı. Start noktasında oradaydık. Harika bir andı.
Gerçekten cesaretlerine ve azimlerine hayran kaldım. Çünkü biliyoruz ki bir insanı o start noktasına getiren her şey emek ve mücadele içeriyor. Kısıtlı zamanları iyi organize etmek, hayat sorumluluklarını da aksatmadan devam edebilmek için üstün bir çaba gerekiyor. Bu hangi etabı koştuğuna bakmaksızın kendini o start noktasına getirebilen herkes için geçerli bir özveri hikayesi. Tekrar tebrik ederim herkesi. 100milciler, 90kcılar da benim için Batman, Superman falan gibi bir şey ama onların yeri ayrı. (hayır uçamıyorlar.)

 

Erşan, Ece, Emine, Nuran ve ben
Hava soğuk olacak sanki diyerek uzun tayt giyip, uzun kollu koşu tshirtü üzerine BKA tshirtü, zorunlu malzemelerden yağmurluk, uzun çorap, speedcross 4 ve BKA bandanası ile yarışa hazırdım.
Start alanı olan göllüceye giderken günlük güneşlik olan hava ne ara bozdu ne zaman yağmur başladı tam kestiremedim. Yağmur altında koşmayı her zaman çok sevdim evet ama hava bari 1 derece olmayaydı ?

 


BKA 35K team
İnsana hayatı sorgulatan bir tırmanışla başlayan parkurumuz yol boyu rengarenk hallere büründü. Bolca çamur desem az demiş olurum. Çamurun parkuru var demek daha doğru olur. Ama keyif on kat yüz kat daha fazla sanki. Bu arada böyle bir parkurdaysan kirlenmeyi umursamaman gerekiyor. Su birikintilerine, çamur deryalarına bodoslama daldım ve mutluluktan erenlere karıştım ? yokuşları tempolu yürümeye çalışarak çıkarken, inişlerde allah ne verdiyse diyerek hızlıca inmeye çalıştım.
Koşu boyunca inanılmaz keyif aldım, burada olmak çok harika deyip durdum, aferim dedim kendime bu kararı verdiğim için. Yokuş çıkarken biraz kırıcı konuşmuş olabilirim, özür dilesem barışır mıyız sevgili kendim? Bu arada BKA “tabiki yaparsın” timine de sevgilerimi iletiyorum. Beni sizler yarattınız.
Özellikle arazi koşularında insan bir dost canlısı oluyor, etrafında seninle aynı derecede deli olan insanlara bir sempati duyuyorsun sanırım, çamdibi cpye doğru yol arkadaşım sevgili zeyneple tanıştım. Birlikte bir 10k falan yaptık sanırım. Çok keyifli sohbetler oluyor gerçekten. Seviyorum koşan insan kafasını ya. İyi ki varsınız tanıdığım tanımadığım tüm koşucular.
Yokuş tırman, yokuş in derken sadık dostum it band yine kendini gösterdi. Bir sonraki yarışa kadar (uludağ ultra oluyor kendileri) bu işi çözmem lazım deyip it bandı peşime takıp devam ettim. İnişler oldukça sertti. Çamdibi köyü, finişe 4k mesafedeki cpmizdi. Köylüler yarışı o kadar sahiplenmiş ki CP masasında yaprak sarma gördüm ama yemedim.
Cplerde bir şeyler yiyince devam edemeyecekmişim gibi hissettiriyor bana. Bunu aşmam gerek sanırım. 30lu etaplarda sorun olmadı ama bir üst etapta sıkıntı yaratacak biliyorum.
Kapadokya’dan edindiğim tecrübe ile cplerde hiç vakit kaybetmeden suları doldurup bir lokma ağzıma atıp kaçıyorum hemen. Telefonu da çıkarıp gezi fotoğrafçısı gibi fotoğraf çekmedim bu sefer ama bir işin iki ucunda da olmayacaksın. Bu sefer de hiç fotoğraf yok sevgili okur. . Aşırı sosyallikle sıfır iletişim arasında gidip geldiğim için böyle oluyor, bir sonraki yarış için aldığım notlardan biri de bu.
Bu arada parkur boyunca güneş açıp kar yağması, yağmur, dolu, sis ve tekrar güneş derken kendimi bookingden 9.8 puanlı bir otelde tatil yapıyormuşum gibi hissetmem arasında mantıklı bir bağ yok biliyorum. Üzerime varmayın. Benim için tatil kendimi dağa vurmak oldu her daim. Zaten puanlasam 9.8 değil 10 veririm.
5 saat 55 dakika süren bu maceramda yanımda olan envai çeşit börtü böcek, ağaç, çiçek, taş toprak, yağmur çamur, koşucu dostlar, gönüllüler, bazen bulmakta zorlandığım işaretlemeler hepinize teşekkür ederim. Bu büyük eforun üzerine finişte Nadyanın gülen yüzünü ve serkan abiyi görmek çok duygulandırdı beni. İkisi de yarışı benden iki saat önce bitirmiş, üçüncülük kürsülerini yapmış ve finişe gelenleri bekliyorlardı. Teşekkürler dostlar.

 

BKA 35k karşılama timi ? (serkan abi ve Nadya)

 

 

BKA 160k karşılama timi gururla sunar…
Koşu dünyasından hatta daha da özelleştirirsek patika koşularından uzak insanlara kendimizi anlatmaya çalışırken arka planda her zaman “selam dünyalı biz dostuz” dosyası çalışıyor sanki. Bu kadar emek, bu kadar mutluluk, bu kadar dostluk bir arada, insan çokça duygulanıyor. Hele de bir yarışı vaktinde bitirince.
Yooo, hayır ağlamıyorum gözüme madalya kaçtı.

Gelelim bu yarıştan çıkardığım derslere;
1- Patikalarda koşacaksan lütfen antrenmanlarını da patikalarda yap bir zahmet.
2- Kendini mutlu hissetmek için koşuyorsun madem sayılara, hesaplara, peyslere falan çok takılma. Vaktinde bitirmeye çalış, hep kendinle mücadele et.
3- Kısa koşularda bel çantası denemelisin. Sırt çantası seni gereksiz ağırlık taşımaya sevk edebiliyor.
4- Müziksiz koşamam diyorsun ya hani patikalar sana kendi müziğini sunuyor kulaklığı yük etme kendine bir daha.
5- Hep keyifle koş, yeni arkadaşlar edin, koşarken çevrendeki güzellikleri kaçırma. İzin ver bu bir yardımlaşma ve dayanışma öyküsü haline gelsin.
6- Giyebileceğin en az kıyafet neyse onla koş. Ne kadar hafif o kadar iyi.
7- Su içmeyi unutma.
8- Fotoğraf çekme olayını bir daha düşün. Bak rapora ekleyecek doğru düzgün fotoğraf yok ?

Ne giydim?
1- Nike rival sporcu bra, kalenji sporcu çamaşırı
2- Puma tayt
3- Kalenji compresyon kalf çorabı, uzun çorap
4- Uzun kollu koşu tshirtü, BKA kısa kollu tshirt, BKA Buff
5- MAC yağmurluk

Yol boyu ne yedim?
1- 1 adet multipower carbo gel
2- 2 adet hurma
3- 1 parça cezy
4- Cp lerde bir şey yemedim ayran ve su içtim.

Ekipmanım neydi?
1- Ayakkabım salomon speedcross 4 . Tam bu parkura uygundu hiç düşmedim.
2- Çantam kalenji 10L koşu çantası
3- Kalenji kafa lambası (kullanmadım)

 

 

Yeni bir yarışta görüşmek üzere dostlar!
Sevgiler
Esra DİNÇER[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column][vc_column_text][/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]