Iznik Ultra 90k -Cem GÜL

Iznik Ultra 90k -Cem GÜL

[vc_row][vc_column][vc_column_text]Iznik Ultra 90k 2019-Nisan 20
CEM GUL
BIB #337

İlk defa yarış raporu yazıyorum. Koşarken bir önceki yarışlarda yaptığım tüm iyi ve kötü uygulamalardan dersler çıkarmaya çalışırım ama sonuçta yazmadığımızda unutuyoruz. Bu sebeple daha bu yarışı koşarken aldım bu raporu yazma kararını. Aşama aşama hatırlayalım neler yaptım ve yaşadım?

 

 

Kayıt
2018 yılında 50k parkurunda koştuğum İznik’te 2019 için 90k parkuruna yazıldım. Bundan önce 2 defa Kapadokya 63K koşmuştum. Biliyor musunuz mesafeler artık yazıldığı gibi gözükmüyor bana. Burada 90K’nın hikayesini bulacaksınız ama bundan 3 yıl önce ilk yarı maratonumu ve iki ay sonrasında da ilk maratonumu koştuğumda 42195 metre nasıl büyük bir mesafeydi gözümde anlatamam size. Eğer bu yazıyı okuyor ve uzun mesafe koşmakla çok alakanız yoksa ne hissediyorsanız aynısını hissediyordum. Sadece elimde bir plan vardı, onu takip ettim ve maratonu bitirmeye olan kör bir inancım vardı. Şimdi oturmuş 15 buçuk saatte 90K koştuğum İznik’teki hikayeyi paylaşıyorum sizlerle.

 

 

Yarış haftası

Hafta boyunca havanın kötü olacağını takip ettik. İçten içe bu duruma seviniyordum. Ultra Trail koşarken şartlar ne kadar değişkense o kadar zorlanıyorum ama keyfi de bir o kadar yüksek oluyor. Yol koşularında en fazla yağmur ya da rüzgar oluyor ve çoğunlukla başlangıç temponla yarışı tamamlıyorsun. Ama traildeki uzun saatler ve değişen coğrafyayla sürekli bir çözüm üretmeli ve durumunun farkında olmalısın. Bütün hafta yağmurlu ve 11-12℃ civarındaki sıcaklık ortalamasıyla koşacağımızı hava raporlarından takip ettik. Kafamdaki çözüm gün genelinde yağmur yoksa 2 katman(içlik ve tshirt), yağmur gelirse de üstüne yağmurluk şeklindeydi. Yağmur durunca da yağmurluğu çıkarıp tekrar kurumaya çalışacaktım (Süleymaniyeye kadar da bunu yapabildim. 17:30’a kadar kabaca. Hava da 19:45 gibi kararacaktı)

 

 

Starttan önceki gece

100 mil koşucuları için lobide toplandık ve hep beraber start alanına gittik. Işleri hiç kolay değil, değişken hava, değişken zemin ve YüzAltmişKaaaaaa… güzel bir havada start aldılar. Motive edici bir akşamüstüydü hem onlar hem de bizim için. Bizler de akşam yemeğimizi yiyip otelimize döndük. Son hazırlıklarımı tamamladım. Giyeceklerimi ayarladım. Kahvaltımı hazırladım. Saatimi kurdum ve CP CP yarıştaki hedef süre kağıdıma tekrar baktım. Yarışı bölüm bölüm değerlendirip hazırladığım tabloya göre hareket etmeye çalışacaktım. Ilk defa bu kadar uzun mesafe, ilk defa geçeceğim Orhangazi-Narlıca arası ve değişken ve yağmurlu hava şartlarında Derbent inişin nasıl olacağını doğru tahmin etmek çok mümkün olmayacağı için bol bol verdiğim zamanlara uyarak sağlıklı bir şekilde finishe ulaşmaktı amacım. Sonuçta bu yarış da 2 ay sonraki hedef yarışıma antrenman olsun diye geldiğim bir koşuydu.
***(Tablodaki sütunlar sırasıyla istasyon isimleri, bir sonraki istasyona kadarki mesafe, bir sonraki istasyona kadarki yükseklik kazanımı ve hedef sürem şeklinde. Sonuç hedef 15 buçuk saatte varmak.)

 

 

 

Start öncesi

Cumartesi sabah 9 daki Start için altı buçuk yedi gibi servisler hareket etti. 8’de Orhangazi’deki Start alanına vardık. Güneşle sabahın soğukluğu kırılmış ve içimizi ısıtmaya başlamıştı. BiKoşuAdana’dan 3 kişiydik 90K’da Murat, Harun ve ben. Ankarunning’ten Melih Abi ile yine aynı parkurdaydık. Stressiz bir start hazırlığı, fazla kalabalık yok, hava güzel. Göl kıyısında güneşli bir cumartesi sabahı. Ilk defa baton kullanacağım bir yarış. Bütün gün için bilinmezlere gebe bir durum bu. Elde mi çanta da mı taşımalı? Alanya 48K sonrası kesinlikle bu yarışa batonla gelmem lazım derken bir türlü yetiştirememiş ve Alper’den Fizan’ın 153 gramlık teleskobik batonlarını almıştım. Acemilikten 15K’ya kadar tırmanış olmayacağını da bilmeme rağmen batonları elimde tutarak starta geldim.

 

 

Start

Başlangıç çizgisine dizilip 10’dan geriye saymaya başladığımızda elimde kamera, batonlar vardı. Bir anda neyi nereye koyacağımı şaşırdım, görüntü almam lazım derken havanın kapadığını fark etmemiş ve ilk yağmur damlalarıyla ıslanmaya başlamıştım. Yağmurluk çantamdaydı ama ulaşabileceğim kısmındaydı. 3-4 dakika direndim. Ağaçların altında koşmaya çalışıp ıslanmamaya çalıştım ama nafile. Yağmurluğu giydim. fakat kısa bir süre sonra yağmur durdu tekrar çıkardım. Bu arada batonları da çantamın ön kısmına taktım. Fotolarda da görüldüğü gibi teleskobik model batonlar hem ergonomi hem de kolay kullanım açısından dezavantajlı. Bu sebeple z-pole katlanır modelleri tercih etmeli ama günün sonunda ne olursa olsun yanıma aldığıma şükrettiğim bir ekipman oldu kendileri. Teşekkürler Alper.

 

 

1 ve 2. Etaplar(Orhangazi-Solöz, 15K, +62m)
10. Kilometre civarı Solöz Deresi kıyısına geldim. Hiç düşünmeden dereye girip çıktım. 5 – 6 kişiyi geçmişimdir bu kısımda. Yarıştan önce böyle yapmaya karar vermiştim. Benim için muallak olan konu ayağımın ne kadar çabuk kuruyacağıydı. Havanın Güneşli olması sayesinde çok da bu konuyu dert etmeme gerek kalmadı ve günün sonunda anladım ki hava nasıl olursa olsun sıcaklık 10 santigrat derece ortalamasında gidiyorsa ayak ıslansa da çok fark etmiyor. 15K gibi ilk CP’ye geldim Alper ve Dilge’yi gördüm. Merhaba diyip hemen bir şeyler atıştırmaya başladım suyumu doldurdum. CP kalabalıktı. Fazla oyalanmadan devam ettim. Sanırım burada 20’ye yakın insanı geçmişimdir. En sonki Kapadokya’da CP’lerde çok oyalandığını fark etmiştim. Burada buna dikkat etmeye çalıştım.

 

 

3.Etap(Solöz-Narlıca, 17.7K, +833m)
CP sonrası tırmanışla birlikte günün en uzun etabı başladı. bu kısmı 3 saatte geçmeyi planlıyordum. Cp çıkışı batonlarımı da hazırlayıp kullanmaya başladım. Yağmurlu yarışlarda, kaygan zeminlerde tırmanış olmasa bile kesinlikle fazlasıyla gerekli bir ekipman. Tırmanışta 100 milcilerden Dilem ve Savaş’la karşılaştım. Ben 23. onlar 98. kilometreyi koşuyorlardı. İyi gözüküyorlar ama bütün gecenin yorgunluğu hissediliyordu yüzlerinde. Onlarla tırmanırken kar yağmaya başladı. Vedalaşıp hızlandım. Düzlükte Melih(Şensoy) abiyi yakaladım. Birlikte koşmaya devam ettik. Az ötede bir diğer 100 milci Ceyms’i yakaladık(Ceyhun Esen). Dilem’lere göre ilerideydi ama onun kadar iyi gözükmüyordu. Narlıca Köyü’ne inişin başladığı yerde ondan da ayrıldık. İnişin ilk 100 metresi sonrası zemin kötüleşmeye ve iyice balçık olmaya başladı derken tekrar yağmur bastırdı. Şartlar daha ne kadar kötü olabilir ki diyemeden cevap geldi bile. Yağış yerini kar tipisine bıraktı. İnişin de verdiği güçle hızlandım ve Narlıca’ya ulaştım.

4.Etap(Narlıca-Müşküle, 9.3K, +526m)
Alper yine buradaydı. Sağolsun. Bütün gün nerede görsem mutlu oldum. CP’de biraz oyalandım, acıkmışım. Saat 14:00 gibiydi. Peynir, zeytin, kola, cips ne bulduysam yedim, sularımı doldurdum. Melih abi ile tekrardan çıktık yola geçen seneki Narlıca çıkışına göre parkur biraz değişmişti. Daha dik bir patika ile devam ettik. Tırmanırken sol tarafımızdaki göl manzarası harikaydı. Tırmanışın sonunda geçen sene koşarak indiğimiz zeytinliklerin arasında benden önce 160-90 ve 50k koşucularının kayak pisti haline getirdiği yamaça adımımı atmamla yeri öpmem bir oldu. Kalkıp devam ettim ama ayakta zor durduğum bir bölüm oldu burası. Çok şükür ki herhangi bir burkulma ya da sakatlık yaşamadım. Aşağı inip tekrardan dar çalılıklar arasında tırmanmaya başladığımda az önce indiğim yerden gürültüler geliyordu(sanırım tek düşen ben değildim). Çoğunluk single track ten oluşan bu 9.3 kilometreyi çok oyalanmadan geçtim ama yarışın en zor kısımlarından birisi de bu bölümdü. Müşküle’ye vardım. Burası sadece su istasyonuydu. Sularımı doldurdum. 15:20 gibi CP’yi terkederken aklıma Ceyms ve Dilem geldi. Muhtemelen yetişemeyecekler gibi gözüküyordu. Can sıkıcı…

5.Etap(Müşküle-Süleymaniye, 9.8K, +607m)
Şimdi Hedef Süleymaniye Köyü. bu 9 kilometrelik yolun orman içinde gökyüzünü göremediğimiz bir sekansı var ki siyah topraktan ve iki teker izinden oluşan. Bu kısımda yolun ortasında toplanmış çamurdan koştuk. Yine şansıma batonlar sayesinde görece hızlı bir şekilde ve en önemlisi kayıp düşmeden koşabildim. O kısımdan çıkıp da geniş toprak yola geldiğimizde Saat 16.30 gibiydi Köyü görmeye başladım ama bir problem vardı geçen sene tozu dumana katarak indiğiniz yol bu sene her adımda ayakkabı içindeki ayağı bile kendine çekiyordu sanki farklı bir gezegende yerçekiminin farklı bir türünü yaşıyorduk. Çabalamayı bıraktım çünkü debelenmek birşeyi değiştirmiyordu. Burası böyleyse ve Derbent iniş nasıl olur aklımda sadece bu soru vardı “Derbent iniş nasıl olur?”
Yavaşlayınca üşümeye başladım. Yağmurluğumu giydim ve köye doğru yavaş yavaş inişime devam ettim. CP köy kahvesindeydi. Çok da sağlıklı bir kafayla gelmedim bu istasyona. Biraz ısınıp birşeyler yiyince toparladım. Zamanım da vardı. Bir sonraki istasyonun kapanmasına 3 buçuk saatim vardı daha. Hedef saatime göre ekstradan yarım saatim var demek bu ama işte derbent konusu? Neyse diyip yola çıktım CP’den

 

 

6.Etap(Süleymaniye-Derbent, 16.1K, +432m)
Saat 17.30 gibi CP’den çıktığımda elimde ekmek peynir ve zeytin vardı. Asfalttan tırmanış hemen başladığı için hem yürüyerek hem de kaynımı duyurarak devam ettim. Hem yürüyüp hem karnını doyurma fikri aslında CP’lerde kaybettiğimiz zamanı telafi edebilecek bir yöntem neden olmasın. Daha öncesinde askerdeyken sabah kahvaltılarında çok az zaman verilirdi ve biz de tost ekmeğinin arasına peynir zeytin reçel bal ne varsa doldurur ilk istirahatte yerdik. Burada aynısını neden yapmadığımı düşündüm. Geçmişteki zor şartlar altında bulduğumuz çözümler gayet tabi bu yarışlarda da işe yarayabilirdi. Günün geri kalanındaki CP’lerde bunu başaramasam da kesinlikle uygulamam gereken bir konu olduğunu düşünüyorum.

Şimdi önümde 16K var. CP’de daha sonra uğraşmamak için kafa lambamı ulaşabileceğim şeklide ayarlayıp çıktım. Hala bir set kuru içlik ve tshirtüm vardı. Derbente saklıyorum onları. Tırmanış ve sonraki antenli tepede rüzgar biraz zorlayıcı ya da ama bir saat önceki çamurla cebelleşmeye göre buralar cennet cennet. Bu 16K çok değişken bir zemin yapısına sahipti. Asfalt, toprak, orman içi düz patika ve minik göletler olmuş tekerlek izleri vardı. Ama sonuçta hepsi koşulabilir derecedeydi. Saat 19.30 gibi bir ambulansın önünden geçip Derbente giden son ormana girdim. Kafa lambamı yakmaya başladım. Ağaçlardan gökyüzü kapattığı için erken karardı hava. Derbentin ışıklarını görmeye başlamıştım. İşte o noktada bir vadiyi daha geçmem gerekiyordu ama hava iyice kararmıştı. Bi 5 dakika kadar bekledim arkadan gelenlerle inebilmek için. İki kişi geldi takıldım peşlerine. Vadiye birlikte indik ve çıktık. Uzun zaman yalnız gittikten sonra birileriyle 2-3 kelime bile konuşmak nasıl iyi geldi anlatamam. Derbente yaklaşırken hala kafamda tek bir soru vardı. Evet bildiniz. “Derbent iniş nasıl olacaktı, koşulabilir miydi yoksa Süleymaniye’ye inen yol gibi miydi?” O uzaktan gördüğümüz Derbent Köyü’nün sokak lambalarının altından ve köyün ilk evlerinin önünden geçiyorduk artık. Saat 20.35 gibiydi. Köy girişinde yine Alper’i gördüm. CP kalabalıktı. Ona ilk sorum Derbent inişin nasıl olduğuydu. İyi iyi çok iyi dedi. Zoru geçtin. Bundan sonrası daha kolay. Haklıydı ama işte insan takıldı mı takılıyor. Iyi gözüküyorsun dedi. Suluklarımı doldurdu, çorba getirdi. Son kısım için üstümü değiştirmeye karar verdim. CP’ye birlikte girdiğim ikiliyle yine birlikte yola çıkmaya karar veriyoruz. Üçümüzün de temposu yakındı. Tek hedefimiz bitirmekti. Önümüzde toplamda 20 kilometrelik bir mesafe ve gecenin karanlığı kalmıştı. Yiyebildiğim kadar yiyip kendimi dışarı attım. Saatler 20:55’i gösteriyordu.

 

 

7.Etap(Derbent-Çamdibi, 16.3K, +269m)
İstasyonla vedalaşıp yola 3 kişi çıktık. Biraz güleryüz ve muabbet, biraz yiyecek ve kuru kıyafetler kendimi toplamama yetmişti. Köy çıkışında yolu bulmakta zorlansak da yine de patikaya kendimizi attığımızda minik grubumuz 5 kişi olmuştu bile. Bu grupla inişlerde 5 pace leri görerek, tırmanışlarda da tempolu yürüyerek devam ettik. Bütün gün boyunca kafamın içini kemiren sorunun cevabı beni şaşırtmıştı. Derbent inişte sanki zemin ıslak bile değildi. Sanki buralara hiç yağmur yağmamış gibiydi. Hava raporuna göre saat 21 gibi sağnak bekleniyordu. Düşündüğümüz gibi bir yoğun yağış olmadı. Keyifli ve tempolu bir şekilde ilerledik. Sonradan kendimize Derbent Kardeşliği ismini koyduğumuz minnak grubumuzla bu son bölümü koştuğum için çok mutluydum.

 

 

 

Son Etap(Çamdibi-İznik, 4.5K, +6m)

Son istasyona geldiğimizde biz sadece numaramızı kaydedecek bir gönüllü beklerken ciddi ciddi bir istasyon görünce şaşırdık. Hatta bu istasyonda diğerlerinde görmediğimiz yaprak sarması bile vardı ne kadar yiyememiş olsak bile. Yolun son 4 kilometrelik kısmı için batonlarımı kaldırdım. Ekip halinde son bir fotoğraf çekilip yola çıktık genellikle düz bir zeminde zeytinliklerin arasından geçerek İznik Kalesi’nin Doğu Kapısı’ndan giriş yaptık. Son düzlükteki deparımızla bu keyifli yarışı 15 saat 31 dakika ve en önemlisi sağlıklı bir şekilde bitirdim.

 

 

Finish

Finishte kardeşim Özge, kuzenlerim Çağrı ve Gülşah ve BikoşuAdana ailemden Alper(evet Alper yine buradaydı), Ece ve Dilem’le bu anı ölümsüzleştirdik. Bu yarışa birlikte hazırlandığım ve mental olarak destek veren herkese çok teşekkür ederim.

 

 

 

 

 

 

Ayrıca İznik, Narlıca, Müşküle,Süleymaniye, Derbent ve Çamdibi sakinlerine, bütün gün bizlerle beraber bu heyecanı yaşayan Macera Akademisi gönüllülerine, yolları kapatıp güvenliğimizi sağlayan polis ve jandarmaya ve Zeytinbahçesi Otel personeline teşekkür ederim.

 

 

 

Kendime Notlar
● Kesinlikle batonla koşmak çok önemli. Hele ki yağmurlu yarışlarda ama z-pole(katlanabilir) daha iyi bir seçim olacaktır.
● Eğer bir yarışta sadece su olan bir istasyon varsa yanına yiyecek bir şeyler hazırla.
● Sırt çantası için su geçirmezlik spreyi deneyebilirim. Islanan çanta ağırlığı artırıyor.
● İstasyonlarda çok vakit kaybetmemek için suyunu doldur içeceğini iç bütün yiyeceklerinin yanına alarak yola çık.

Ekipman ve beslenme
● Kalenji Kiprun skin care uzun kollu içlik (2 adet)
● BKA tshirt (2 adet)
● BKA buff
● Kalenji baggy arazi koşu şortu
● Kalenji su geçirmez yağmurluk (10000 schmerber)
● Kalenji Kiprun XT7 arazi koşu ayakkabısı
● Kalenji Kiprun strap kalın çorap
● Kalenji arazi koşu çantası 10 litre
● Kalenji arazi koşu matarası 500ml (soft flask 2 adet)
● Geonaute Omnight 410 (120 lümen)
● Amazfit Stratos Saat
● Fizan teleskobik 153 gram batonlar
● Kalenji kışlık bere
● Btwin 100 yol bisiketi eldiveni
● Kalenji koşu şapkası(yazlık)
● Geye900 aksiyon kamera
● Dekstroz tablet
● Aptonia LongDistance Gel

İZNİK ULTRA 2019 – 90k VLOG

https://www.youtube.com/watch?v=n2TEkMBTzOU

***Günün sonunda bütün ekipman seçimlerimin yerinde olduğunu ve tüm koşum boyunca sorun yaşamadığımı söylemeliyim. Eğer bugün ekstradan birşey alma şansım olsa bu hakkımı sadece tozluktan yana kullanırdım.

 

Cem Gül
14 Mayıs 2019[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]

KAPAT

Değerli Koşu Dostlarımız,

Son günlerde yaşanan bazı istenmeyen olaylarla ilgili olarak zorunlu bir açıklama yapmak durumunda kaldık.

Öncelikle, bu açıklamayı okurken harcadığınız zaman için sizlerden çok özür dilerken, bundan sonra benzeri açıklamalar yapmak yerine 100 metre daha fazla koşmayı tercih edeceğimizi bildirmek istiyoruz.

BiKoşuAdana koşu grubu olarak, her zamanki vakur duruşuna yakışır bir şekilde, bugüne kadar yaptığımız gibi bundan sonra da bu tür açıklamalardan kaçınacağımızı bildirmek isteriz.

Artık tüm Türkiye’nin tanıdığı ve adından saygı ile söz ettiği koşu grubumuz; kurulduğu 2015 yılından bugüne kadar tamamen amatör bir ruhla hareket ederek, çevresindeki insanlara koşu sporunu özendirmeyi/sevdirmeyi temel ilkesi olarak görmüştür. BiKoşuAdana; bir spor kulübü/derneği değildir, tek amacı koşmak olan “Amatör” bir koşu grubu olup bundan sonra da hep bu “Amatör” ruhla yoluna devam edecektir.

Son günlerde sosyal medyada karşımıza çıkan ve anlaşılan o ki henüz çok yeni kurulan oluşum (bu yıl kurulduğunu düşünüyoruz) ile koşu grubumuzun herhangi bir ilişkisi (tarafımıza ait olan BiKoşuAdana markamızın izinsiz kullanımı dışında) kesinlikle bulunmamaktadır.

İlgili spor kulübünün instagram hesabından paylaştığı bir takım iddiaların gerçeği yansıtmadığını özellikle belirtmek isteriz, daha önce grubumuzda yer alan, fakat kurucu üyeler ile diğer üyelerinde ortak katkısı ile hazırlanan yeni yol haritamıza imza atmayan eski arkadaşlarımızdan oluşan bu yeni oluşumun gerçekleri bu denli saptırarak anlam veremediğimiz bir hırsla asılsız söylemlerde bulunmalarını şaşkınlıkla izliyoruz. Oysa biz sadece koşmak üzere bir araya gelmiş insanlarız ve öyle de kalacağız. Amatör bir hareket olduğumuz için BiKoşuAdana markasını korumak ve yaşatmak üzere kurucu üyelerimizin arasından bir arkadaşımız tüm grubun desteğini de arkasına alarak gerekli yasal işlemleri ebetteki takip etmektedir, bu bir anti demokratik bir yönetim değil aksine tüm grubun desteğiyle yürütülen bir çalışmalar serisidir. Hem de markanın kurucusu olan bu arkadaşımızı bütün kararları sanki tek başına almış gibi gösterip, günümüzün artık doğalı olan linç kültürünün etkisiyle onu yıpratmaya, küçük düşürmeye yönelik sarf edilen bu sözlerden dolayı büyük üzüntü duyduğumuzu ve ayrıca arkadaşımızın her zaman yanında olduğumuzu siz dostlarımıza bildirmek isteriz.

Şimdi artık yeni şarkılar söyleme zamanıdır, bizler BiKoşuAdana markamızın altında “Amatör” ruhumuzla koşmaya, insanlara bu sporu sevdirmeye devam edeceğiz.

Adana’ mız için gurur kaynağı olan BiKoşuAdana ,Türkiye’de ve Dünyada koşu sporuna gönül verenlerle el ele ileriye yürümeye devam edecektir.

Sevgi ve saygılarımızla...