[vc_row][vc_column][vc_column_text]

 

CAPPADOCIA ULTRA TRAIL 38K (CST) YARIŞ RAPORU ve DAHA FAZLASI – CAN ERTURAN BIB #2199

Aslında bu yarış için çok uzunca bir süredir hazırlanıyordum ve açıkçası 2018 İznik 30k Göllüce trail koşusundan sonra devam ettiğim antrenmanlarda kendimi hep daha ileriye taşımak için de Cappadocia Ultra Trail yarışını bir hedef yarış olarak kafamda çok net bir şekilde belirlemiştim.

Evet, bu bir Cappadocia Ultra Trail CST 38k yarış raporudur ve benim BiKoşuAdana (BKA) grubuna katıldığım günden beri yazdığım ilk rapor olarak kayıtlara geçecek. Onun için yarışla ilgili tecrübelerimi ve aldığım keyfi sizlerle paylaşmadan önce BKA koşu grubu arkadaşlarımdan bahsetmeden yazımı daha ilerletemeyeceğim.

Yaklaşık 1 yıl önce BKA’ya katılmamla beraber müthiş pozitif ve birbirini destekleyen, aynı zamanda da benzer hayata bakış açılarını paylaştığım çok değerli koşu arkadaşlarım oluverdi. İlk gözlemlerim şu oldu; burada yeni olup olmamanız önemli değil, veya hızlı bir koşucu olup olmamanızda. Önemli olan siz de buradaki diğer koşucu arkadaşlarınız kadar koşmaktan keyif alıyor olmanız. Tüm mesele bu. Gerisini getirmek çok daha kolay oluyor. Ve bu da daha ilk günlerden benim üzerimde inanılmaz bir pozitif (+) motivasyon oluşturmaya başlamıştı bile. (Kısa not: Kişisel tecrübemdir, gruptaki diğer arkadaşlarım bana fikren katılmayabilirler, onları çok çok seviyorum iyi ki varsınız dostlar!). Hal böyle olunca da hem mesafelerim hem de koşu sürelerim çok kısa zaman içerisinde belirgin bir şekilde artmaya başladı.  

Tabii ki hedefler ve süreler kendimizce önemli, ama şahsen benim için mental ve içsel duyguların ardından geliyorlar. Ama işte insan doğası gereği bu içsel faktörlerle koşu dinamikleri birbirleriyle sürekli etkileşim içinde oluyor. Yani, kendinizi koşarken ve sonrasında daha iyi hissettikçe koşu mesafeleriniz ve temponuz gelişiyor, mesafeleriniz ve temponuz geliştikçe de kendinizi mental anlamda daha da iyi hissetmeye başlıyorsunuz. Bence insan böyle güzel topluluklar içerisinde hem antrenmanlarını hem de koşu sporu üzerine gelişimini çok hızlı bir şekilde gerçekleştirme şansına sahip oluyor.  

BKA ile duygu ve düşüncelerim burada birazcık bekleyiversin diyerekten şimdi sıra gelsin Cappadocia Ultra Trail 38K CST’nin Bib #2199 tarafından yaşanış hikayesine.

 

Peribacalarının tozunu attıracağım!

Bu sene ilk defa Cappadocia Ultra Trail etkinliğine katılacaktım ve kendime 38k CST etabını hedef olarak belirlemiştim. 38k’yı tercih ettim, çünkü bu yarışın Türkiye’de yapılan en iyi yarış organizasyonu olduğunu ve hatta Avrupa’da da sayılı organizasyonlar içerisinde olduğunu bildiğim ve bende ilk defa bu parkurda koşacağım için, keyifle ve anın tadını çıkartarak koşmak düşüncesindeydim. İyi ki öyle yapmışım. Koştuğum toplam 5saat27dakikanın her anında müthiş bir keyif ve huzur yaşadım.

Yarış haftası yaklaşırken koşu mesafelerim artmaya başlamıştı. Neredeyse Eylül ve Ekim aylarında her hafta sonu cumartesi veya Pazar uzunlarımızı 30-35k arası yapar hale gelmiştik. Sabah 05:30 da meskenimiz olan Yaşar Kemal Koşu parkurunda başlayıp, Çukurova Üniversitesi’nin Doğu ve Kuzey tarafında kalan harika ormanlık arazide tepe antrenmanları ve trail koşuları şeklinde oluyordu. Bu antrenman tarzı, Kapadokya için benim tam ihtiyacım olan şeydi. Tabii hem antrenmanlarımızı kendimizi zorlayacak seviyelerde yaparken, keyif almaktan da vazgeçmiyorduk. Keyif al – Acı çek – Biraz daha keyif al – Daha çok acı çek !!! (Bkz. Can’ın gelişim paradoksu).

 

 

Yarış haftası geldiğinde taper periyoduna geçtim. O hafta içinde sadece bir defa 5k koştum ve yarıştan 3 gün önce tam anlamıyla mental hazırlık dönemine girdim. Artık kafamda sadece 20.Ekim sabahı saat 10:00’da Ürgüp’teki start kapısından geçmek ve koşunun akışına kendimi bırakmak vardı. Kendime yarış öncesinde ve süresi boyunca sürekli tekrarlayıp beni motive edecek “Mantra”yı bulmuştum. “Peribacalarının tozunu attıracağım!” diye diye nasıl da doğalgaz la çalışan bir koşucu olduğumu anlamam pek zor olmadı benim için.

Yarıştan önceki Cuma sabahı 5 arabalık bir konvoyla Adana’dan yola çıktık. Yol boyunca hoş muhabbet ve yeme-içme ikramlarını esirgemeyen Nuran, Harun ve Zafer Abi’ye ayrıca teşekkür ederim. Sağolsunlar onlar sayesinde 3 saatlik yolculuk hemencecik bitiverdi ve kendimi bir anda Peribacalarının diyarında buluverdim. Cuma günü boyunca etrafımdaki arkadaşlar kendi heyecanlarını paylaşıyordu ama bende hep bir sakinlik havası mevcuttu. İçimdeki o beklenen fırtına henüz daha kopmamıştı ama artık bu noktadan sonra kopsa da bir şey ifade etmeyecekti. Sabah kalkıp hazırlanacaktım ve o 38k parkuru baştan sona koşacaktım Bam Bam Bam. Tek plan buydu. Başka bir deyişle, “There is no plan B”.

Cumartesi sabahı 05:30’da kalkıp 63k’da koşan arkadaşlarımızı Start alanından uğurladıktan sonra, Dilge ile beraber otelimize dönüyoruz ve güzel bir kahvaltının ardından artık sıra biz 38k cılara geliyor. Evet, az önce bahsettiğim fırtınanın ilk belirtileri malzemelerimin son kontrolünde kendini göstermeye başlıyor. Artık bir an önce saat 10:00 olsun ve uzunca bir süredir bu beklediğim koşuya başlamak istiyorum.

 

Saat 09:15 gibi Start’taki yerlerimizi almıştık bile. Diğer arkadaşlarımızda birer-ikişer geldiler ve kendi BKA kümemizi oluşturmuştuk. Nuran, Ece, Emine, Esra, Serdar, Serkan, Fulya ve Dilge ile beraber bir dizi hatıra fotosu çekilerek ve birbirimizi motive edip gaza getirerek kalan dakikalar hızlıca akıp gidiverdi.

 

Bu noktada Serkan’ın eşi sevgili Nilgün’e buradan birkaç cümle ile teşekkür etmek istiyorum. Sağolsun bizleri yarış boyunca sırasıyla Start, 1. CP, 2. CP ve Finish noktalarında harika fotoğlarımzı çekti. Maalesef organizatörler tarafından belirlenen foto ekiplerinin facebook üzerinden yayınladığı fotolarda kendime ait doğru düzgün bir fotoğrafım olmadığından, Nilgün’e ne kadar teşekkür etsem azdır. İyi ki varsın Nilgün. Ama bende işi öğrendim artık. Seneye Serkan Abi hangi parkurda koşacaksa bende o parkurda olacağım. Serkan Abi senin hızına erişemeyeceğim ama en azından Nilgün’le birkaç noktada karşılaşırız diye umuyorum ☺.

Start’ta beklerken Serdar ile sohbet ediyoruz, yarışı beraber koşarak bitirebileceğimiz konusunda anlaşıyoruz. Ve nihayet beklenen anons geliyor, 10’dan geriye sayım başlıyor ve 3, 2, 1 diyip CST 38k parkuruna ilk adımlarımızı atıyoruz.

İlk km ler su gibi akıp geçiyor. Serdar ve Dilge’yle neşeli çocuklar gibi güle oynaya ilerliyoruz. Zaman zaman geçişlerde kalabalık nedeniyle yürüme moduna geçmek zorunda kalıyorum ama bu da benim için hiç fena sayılmaz, nefesimi toparlayıp tekrar koşmam için büyük yardımı oluyor.

 

O sırada Dilge bize bye çekiyor ve arayı açmaya başlıyor.

 

1. CP İbrahimpaşa’ya 1saat 15dk’da giriş yapıyorum. Yaklaşık 6-7 dakika kadar CP’de kalıyorum. Bu sürede neler mi yiyorum? Muz, limon, mandalina, tuzlu kraker, elma yiyorum ve suyumu doldurduktan sonra yola devam ediyorum. Bu CP den bir sonraki Göreme CP si arasında ise muhteşem bir doğa bize resmen görsel şov yapıyor. Vadiler, patikalar, asma köprü geçişleri, mağara geçitleri ve en sonunda da Göreme’ye doğru tırmanışa geçerken güzel manzaranın da tadını çıkartarak Göreme’deki 2. CP noktasına ulaşıyorum.

  1. CP ye ulaşma sürem 1saat30dk. Toplam süre olarak 2saat45dk gibi bir sürede ulaştığımız Göreme CP sinde Serdar’la birlikte bizlere sunulan atıştırmalıkların tadını çıkartıyoruz. 1 soda içiyorum, yetmiyor 2.’yi içiyorum. Sonrasında suyumu doldurup yiyeceklerden de elime alabildiğim kadarını alıp tekrar yola koyuluyoruz. Ancak CP noktasından ayrıldıktan hemen sonra ne yazık ki gereğinden çok fazla yediğimi fark ediyorum. Ne yaparsınız işte açgözlülük başa bela. Yolun kalan kısmında biraz yeme-içmeyi kontrol altında tutmam gerek diye düşünmeye başlıyorum. Bu gibi tecrübeler gelecek yarışlar için çok önemli. 2. CP’de harcadığım süre yaklaşık 10 dakika.

Tekrar yola koyulduğumuzda yarışın yaklaşık 24-25. Km lerindeyiz ve bundan sonraki hedefimizin artık kendimizi mümkün olduğunca diri tutup sonuna kadar gidebilmektir diye düşünüyorum derken 27. Km nin başlarında Serdar’la ayrılıyoruz. Sırtında bir süredir kendini rahatsız eden ağrının tekrarlaması yüzünden “beni bekleme sen devam et” diyor.    

  1. ve 32. Km ler arasında ormanlık patikada trail koşmanın keyfini doyasıya yaşıyorum. Bu sırada yolda karşılaştığım BKA dan Elif’le beraber ilerliyoruz. Karşımıza patikanın ortasında taze meyve suyu sıkan ve soğuk içecekler satan büfe çıkıyor. Burası tam bir kaçak CP. Kaçak maçak diye dalgasını geçiyoruz ama suları tanesi 2,50 TL’den bize bir güzel satıyorlar. Soğuk suyun bir kısmını içip kalanıyla da buffımı ıslatıyorum. İtiraf edeyim çok iyi geldi. Yolda tanıdık yüzler çoğalmaya başlıyor, BKA Meltem ve Mehmet Ali kardesler ile selamlaştıktan sonra herkes kendi hızında ilerlemeye devam ediyor.
  2. Km de tırmanışa geçtiğimiz tepenin üst noktasında Dilge’yi görüyorum. “Dilge’de bir sorun var Elif” diyorum, içimden keşke olmasa diyorum ama maalesef uzaktan ilk gördüklerim doğru çıkıyor. Dilge’nin midesi kötü halde, onu öylece kenara alıp oturtuyoruz. (Çok şükür! Ben yarışı bitirdiğimde Dilge’yi drop bag noktasında gördüm ve en son bıraktığıma göre çok çok iyi durumdaydı. Tekrar çok çok geçmiş olsun). Herşeyin kontrol altında olduğuna kanaat getirince onların yanından ayrılıyorum.

Yaklaşık 15 dakika durduktan sonra tam da tımanışa geçildiği bir anda olduğum için ne yazık ki bir türlü eski tempoma çıkamıyorum. Kalan 6 km lik in – çık –in – çık şeklinde geçen parkurda iyi kötü bir şekilde ilerleyip Ürgüp merkeze doğru yokuş aşağı inişe geçiyorum.

Ancak bu noktada hiç hoşlanmadığım bir zemin karşıma çıkıyor. Arnavut kaldırım ve yokuş aşağı koşu. No Way Bro! Yapma dostum, şu noktada bana yapılabilecek bir şaka değil diyorum kendi kendime ve tempom ciddi anlamda düşüyor. Tempom düşüyor ama keyif kismi aynen devam ediyor. Parkur ne yazık ki bitmek üzere. Finish’e doğru ilerlerken ileride insanların alkış ve tezahüratlarını duyuyorum ve bitti bu iş diyorum. Peribacalarının tozu artık resmen attırıldı!  

 

Toplam 5saat 27dakika lık bir zamanda Finish noktasına varıyorum. Bundan sonrası ise tam bir keyif ve çoşku anı. Yandaki makarna partisindeki kalabalığa dalıyorum ve BKA’dan tanıdık yüzler belirmeye başlıyor. Harun, Zafer Abi, Tuğrul, Emine, Serkan Abi ile buluşuyoruz. Daha sonra Nuran, Ece ve Mehmet Önelge’yi görüyorum. Herkes büyük sevinç içerisinde kendi yaşadıklarını ve gördüklerini anlatıyor. Zafer Abi kendi yaş grubunda 3. olduğunu öğreniyoruz. Kocaman tebrikler! Herkes aynı parkuru koşmuş ama herkesin deneyimi birbirinden çok farklı. İşte bu düşünceyle makarna partisinde otururken bu yarışın kendime hikâyesinin mutlaka yazılmasına o anda karar veriyorum.

Seneye tekrar 38k parkuruna yazılıp süremi geliştirmek mi yoksa 63k parkuruna yazılıp bu eşsiz maceranın kendimce yeni etabı mı olacak bilemiyorum ama bildiğim tek bir şey varsa, o da seneye eğer sakatlık veya önemli bir engelim olmazsa tekrar Ürgüp’te Start noktasında olacağım.

Tüm bunlar Kapadokya’da geçen hafta neler olduğunun #2199 Bib no lu bendeniz den oluşan yarış hikâyesidir. Buradan bu raporu yazmama beni sayısız defa ve sürekli olarak desteklerini esirgemeyip katkıları olan önce eşim Eda’ya, aileme ve BiKoşuAdana dostlarıma çok çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız dostlar.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]