[vc_row][vc_column][vc_column_text]
Aylardan Temmuz Kapadokya ultra trail kayıtları başladı denildiğinde en kisa mesafe olan 38k ya kayıt yaptırarak seruvenimize başladık.  Antremanlari aksatmamak için yazin sıcağında Haziran’da yazlığa giden ben Adana da asayiş ber Kemal moddaydim. Sabah 5de kalkip 5.30da parkurda olmak benim için bir rutin haline gelmişti. Yapamadığımda kendimde suçluluk hissediyordum. Günler ayları kovaladı zaman gittikce yaklaştı. Bize anlatılan zorlu ve harika bir parkur olduğuydu. Bunun için çok çalışmam gerektiği komutunu sürekli beynime vermeye başladım. Yokuş antrenmanı yapmak çok önemliydi. Yaşar Kemal koşu parkurunda yapılan antremanların yanı sıra menekşe köyde ormanda yokuş calışmaları yapılsa iyi olurdu. Oralar ıssız olunca BKA ekibinden Erdem beni hiç yalnız bırakmadı. Sağ olsun yokuslarda ben ağlama moduna gecsemde sabırla bekledi pes edeceğim anlarda bile hadi hadi diye yüreklendirdi. Ona buradan bana katlandığı ve antremanlarda yalnız bırakmadığı icin binlerce teşekkürler. 
 
 
Son hafta gelip çattı. Ve ben kendimi halen az antreman yaptım diye yetersiz hissediyorum. Son gün alışverişimi yaptım. Artık çantamı hazırlıyorum. Heyecan yine yok. Aylar öncesinden sırf bu kosu icin kurulan Kapadokya ultra trail BKA watsapp grubunda yazışmalar başladı. Ben uyandım. Kocaman bir hissizlik var. Gruba yazdım “hiç bir şey hissetmiyorum sanırım ben yapamayacağım”. O anda telefonum çaldı arayan Meltem’di. Bana ilk söylediği hazirsin normal böyle hissetmen hepimiz bu sekilde oluyorduk başlarda oldu. Ardından iş için Amerika’da olup akli bizde olan Dilem yazmaya başladı. Yapacaksin böyle olman normal yola cikinca moda gireceksin dedi. Bir umut yataktan kalktim zorla kahvalti yaptim. Bunu söylemek ne kadar doğru olur bilmem ama stres direk bağırsaklarıma vurmuştu.
 
 
 
Ve yola cikma zamanım yaklaşmasına rağmen karnımın ağrısını dindiremiyordum. 8.45de BKA li arkadaşlarımla bulusup yola koyulduk. Yol boyunca koşumu konuşulur arkadaş evet konuştuk. Oraya gider gitmez otellere cantalarimizi koyup hemen yarış kitlerimizi almaya gittik. Orada ben yine panik atak geçirdiğimi hissettim. Kalbim ağzımda atiyordu. Yerli ve yabancı bir sürü insan sıraya girmişti. Zorunlu malzemelerimizin kontrolünden sonra kitlerimizi alıp fuar alanına geçtik. Ortam cok güzeldi. Aksam yemeğimizi yiyip dinlemek icin herkes oteline gitti.
 
Bizde oda arkadaşım Esra ile sabah giyeceğimiz koşu kıyafetlerimizi hazirlayip uyumak icin yataklarimiza girdik ama uyumak ne mümkün bayağı bildiğin uyku tutmadı. Sonra uyumuşum neyseki. Bir kısmımiz 63k koşacaktı onlar 5 de uyandılar biz ise 38k cilar  7de uyandik ben yine mutsuz ve kaygiliyim. Kahvaltı yaptık hazırlanip lobiye indik. Esra ile ısınma ve esneme yaptık. Güne hazır olmak icin türk kahvemizi içtik. 9.30da start alanindayiz. Herkes gelmeye başladı tam 1130 kisi 38k koşacaktık. Ben de yavas yavas moda giriyorum sanki. Bize aylardan beri Parkuru anlatan tecrubeli arkadaşlarımız sürekli enerjinizi iyi kullanın başlarda hizli baslamayin gücünüzü sonlara saklayın deyip durdular. İlerleyen saatlerde bu hep aklımda kalacaktı.  Süre azaldıkça BKA ailemizle çılgın selfieler çekilip boomeranglar yapmaya başladı. Herkes birbirine moral veriyor. Herkes orada olmaktan mutlu. Derken mikrofondan bir ses yükseliyor; 10 9 8 7 6 5 4 3 2 1 ve basladikkkkk…
 
 
Yola çıktık ama başlangıç bile yokuş koşmak imkansız yürümeye başlıyoruz. Ece, Esra ve ben muhabbet ede ede çıkıyoruz yokuşlari. İlerledikçe  farklı yerler, farklı insanlar görmeye başlıyoruz. Herkes müthiş mutlu ve pozitif bir şekilde ilerliyor. Tek sıra halinde geçilen yollar, sonbaharın tüm harika renklerini gördüğümüz vadiler derken ilk CP ye az kala Nilgün elinde fotoğraf makinasıyla bekliyor bende hic sevmem ya fotograf cektirmeyi başlıyorum poz vermeye. Check pointte hic oyalanmadan jelimi icip üzerine suyumu iciyorum. Koşu öncesi Esra ile birbirimize  CP lere kim erken giderse diğerini arayacak demistik hemen onu arıyorum yanit alamayinca telefonu cantaya atip yola koyuluyorum. Bundan sonrasında ekipten kimseyi göremedim. Başlıyorum durmadan yürümeye koşmaya. Yokus yukari kosmak imkansiz yavas yavas yürüyorum açığı kapatmak icin yokus asagida resmen kendimi freni boşalmış araba gibi birakiyorum mecburen zaman ile yarisiyoruz. Bu arada acaip yokuş aşağı parkurlar vardı tepeden bakıp tirstigim anlarda 2779 numaralı koşucu sağ olsun imdadıma  yetişti. Bu arada su içmekten acaip sıkıştım bu konuda erkekler ne kadar şanslı bir kez daha anlamış oldum.
 
 
Yolda bir restorant gorunce kendimi direk Wc ye atmak istedim. Kadin yanimda 2 lira yok deyince beni almak istemedi bu  arada ben oderim diyen 2596 numarali kosucuya da ayrı bir tesekkur borçluyum. Hayatimi kurtardı resmen. Yüzümü yıkayıp oradan hızlıca ayrıldım derken 2. CP deyim. Göreme’ye niye Göreme demisler bir ara sorguladım.  Ayak tabanim o kadar agridiki bundan sonrası nasil gececek diye düşünmeye başladım. Cp de hemen sağlık gorevlilerini agri kesici sprey sıktırdim. Bir soda icip bir kac cizi iki Dilim limonu tuza basip yedikten sonra Esra yi arıyorum cevap yok. Yola devam ediyorum. Keyifle çıktığım ikinci Cp ten sonra bir tepede nefes nefese kalan cok yorgun bir genci görüyorum haydi devam diyorum kolundan tutup başlıyoruz yurumeye.  Sohbete basliyoruz laf lafi aciyor derken birden “Aaaa siz bikosuadana’ danmisiniz”  diyor evet deyince Dilem’i tanıyorsunuz o zaman diyor. Batuhan, Dilem ve Meltem UTMB de birlikte kosmuslar. Batuhan orada sakatlanmis agrisi coktu. Onunla konusa konusa epey yol alıyoruz. Ona sürekli kac km kaldi diyorum. Bir ara canim nasil burnumda tekrar soruyorum 6 diyor. Ama ne yokuslar ne kmler bitiyor sanki. Derken cantamin ağırlığını hafifletmek istiyorum finishe kadar beni götürecek suyu ayırıp diğerini dökmek isterken sabah fotoğrafını çektiğim kızcağız suyum bitti bana verir misiniz diyor onun mataraya suyu aktarıp yola onla sohbetle devam ediyoruz.
Bu arada beni bir düşünce sarıyor
Finishe gelip o madalyayi aldığımda bitirme yazım nasil olacak, ne yazsam acaba derken aklıma gelenleri sıralıyorum;
“KOSMAK hayatın ta kendisi aslında.
Geriye bakmayacaksin ki ilerleyebilesin.
 
 
Kimi zaman tırmanışa geçersin kimi zamanda yokuş aşağı inersin. Bazen düşersin ama herseye rağmen tekrar ayağa kalkıp silkelenip yola devam edersin. Bilmelisin ki Yollar değişir Yoldaşlar değişir, tek değişmeyen hislerindir. Hedefine varmak için kendine inanmalisin, yapabileceğinin en iyisini yapabilmek icin sürekli kendini yenilemelisin.  Hayatta var oldukça yollar hiç bitmez, tam bitti sanırsın yeni bir yol başlar. O yüzden yolculukların daima  tadını  çıkarın… “
‌Ben bunları düşünürken baktım yanimda bir Rus kola istermisin diye soruyor artık mental olarak koştuğumu unuttum şuursuzca yürüyorum suyumu çantadan alacak gücüm yokken bu ses ilaç gibi geliyor bana yes deyip üç yudum alıyorum gözlerim açılıyor teşekkür edip koşmaya başlıyorum. Bu arada doğal güzellikler şahane diyen arkadaşlarıma sonsuz sevgilerimi ilettim canımın derdinden onları görecek halim kalmamıştı. Tek hissettiğim sona yaklaştıkça ayak tabanınım ve yokuslarda belimin ağrısı oldu. Bu arada son 1.5k diyor biri ben saate bakiyorum 4.15 olamaz diyorum madalyayı almalıyım ben başlıyorum son kalan gücümle finishe kadar koşmaya… O an ayak tabanimin ve belimin cani cehenneme. Tek isteğim aylardan beri sabah 5 te kalkip hazırlandım bana inanan yapabilirsin diyen tüm dostlara teşekkürlerimi sunmak icin o madalyayi almalıyım. Rüzgar gibi esmek derler ya ayni oyle bir duygu… Finishe sabah fotoğraflarını çektiğim ve ilerleyen zamanlarda suyumu paylaştığım kızla el ele koşarak giriyoruz. Ve madalyami takıyorlar. Derken Nuran diye bir ses dönüp baktığımda BKA Serkan ve dünyalar tatlısı sevgili eşi Nilgün. Çölde su görmüş gibi oluyorum. Finish yemeğine geçip yemeklerimizi alıyoruz ve yağmur başlıyor. Üzerimize yağan yağmur altında günün kritiğini yapıyoruz. Oradan otele geçip duşumu alıp atıyorum yatağa kendimi.
 
 
Esra ile sohbete başlıyoruz derken Dilem’ e yazmak icin telefonu elime alıyorum o da ne Dilem ariyor. Bu nasıl birsey arkadaş? Nasil bir telapati? Mutluluğu sesine yansımış eminim orada hepimizle ayrı ayrı koşmuş kadar olmuştur. Beni tebrik ediyor gözlerim doluyor heyecanım tavan yapıyor o kadar mutlu oluyorum ki anlatamam resmen parkuru yeniden yaşıyorum. Sürekli ne zaman arasam birşey sorsam yardımcı olan Dilem ve Meltem bizleri yüreklendirdiginiz için teşekkürler. Kadının gücünü kullanırsa neler yapabileceğinin şahane iki kanıtı oldunuz bizlere. Kendine inanmanın,  kendini aşmanın, çalışmanın, sevginin, birlikten güç doğar bilinciyle hareket eden BKA nin bir parçası olmanın meyvesini yemek bu olsa gerek.
Ne deyim ki iyi ki koşuyorum iyi ki BKA ile yollarımız keşişti. Beni bu yolculuğumda destekleyen tüm dostlara sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Sevgiyle ve koşuyla kalın. Şimdi yeni parkurlar, yeni hikayeler, yeni yoldaşlar için yola devam…
[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]