[vc_row][vc_column][vc_column_text]2018 SALOMON CAPPADOCIA CST 38K YARIŞ RAPORU

 

Selam, ağrıyan bacacıklarım ve ben sizlere selam ederiz.
Öncelikle beni Bikoşu Adana ekibiyle tanıştıran Ayhan, Mehmet Ali ve Melteme teşekkür ederim. Spor salonunda avare avare dolanırken bir şekilde yollarımızın kesişmesiyle, hayatımın ilk 10 Km sini koşmama (portakal çiçeği 2018) vesile oldular.
Her ne kadar hayat şartlarım nedeniyle çoğunlukla takım antrenmanlarına katılamasam da “BKA salısı” diye bir şey yerleşti hayatıma. Yavaş yavaş benim de koşabileceğimi gördüm. Halbu ki bir yıl önce benim için “koşmak” imkânsız olduğunu düşündüğüm bir şeydi. Şimdiyse beni özgürleştirmesine şahit oluyorum. İyi de 10km koşmak tamamdı, bu 38 km nereden çıktı? Hem de dağlarda?
Arkadaş insan azıcık akıllı uslu olur, daha önce dağda koşmadım der, daha önce hiç 38km koşmadım der. Ama yok bu işler öyle olmuyor gözünü kapatıp kendini koşunun kollarına atıveriyorsun bir cesaret. Ekipten sevgili Arzu’nun, aslında android olduğunu düşündüğüm kaptan Mehmet Önelge’nin, Zafer abinin “yaparsın yaa, bu peyste devam et işte tamam” gazlarıyla Kapadokya Ultra 2018 CST ‘ye kaydımı yaptırdım. Çok geç kaldığım için kalacak yer sorun olacaktı ama Arzu katılamayınca Nuran’cığım da beni kabul edince oda arkadaşı olduk, iyi ki de olmuşuz dünyada görebileceğim en panik ve en pozitif insanlardan biri Nuran.
Cuma sabah Serkan abi, sevgili eşi Nilgün, Ece, minnoş doğa ve ben arabaya doluşup kakara kiriri kapadokyaya yola çıktık. Heyecan dorukta. Arkadaş kaç yaşında insanım sanki ilkokul birinci sınıfa başlıyorum karnımda öyle ağrılar, kalbimde tuhaf reggae ritimleri. Kapadokyaya vardık otele yerleştik yarış kitlerini almak için toplantı salonuna doğru yol aldık. İlk defa böyle büyük bir organizasyona katılıyordum, elim ayağıma dolaştı ama aldık kitleri. Neee ertesi sabah koşu mu var!!! Yine de biraz gezilir yaaaa diyerek Pazar günü ödüllerin verileceği kürsü civarında eğlenceli fotoğraflar denedik.

 

Ertesi sabah çabuk geldi gerçekten. Gece heyecandan uyuyamadan, Nuranla çanta ve malzeme kritiği yaparak sabahı ettik. Yağmur yağacak gibi görünüyordu hava raporunda. Yağmurluklar çantaya!
Sabah hafif bir kahvaltı, kahvaltı salonunun girişine İlhan Otel işletmecileri dâhiyane bir fikirle baskül koymuşlar, istesen de ağır kahvaltı yapamıyorsun ☺ , sonrasında odaya çıkıp yarış kıyafetlerimizi giyip lobide buluştuk. Biraz esneme hareketleri yaptık. Adım adım İzmir’in koşucularıyla parkur şakaları yaptık ve yollara düştük. Serkan abi, nuran, ece, ben, dilge, serdar ve can 38K koşuyorduk, Nilgün de tam bir profesyonel fotoğrafçı olarak bizimle birlikteydi. Bu kadarı da lüks artık ☺

 


Start noktası kalabalık, korkutucu ve yarışın ilk kilometreleri tamamen yokuştu. Nuran, ece ve ben yananaydık ama ben çok antrenmansız ve deneyimsiz olduğum için hedefim yarışı bitirmekti. Aslında hedef koyarken yazım hatası yapmamak lazımmış. En azından hedefimi “zamanında” bitirmek koysaydım belki daha etkili olurdu ☺

 

 

BKA’nın CST koşucuları tam tekmil start noktasında ☺

 


Yarış başladı, daha önceden aldığım öneriler doğrultusunda yarışa hafif tempo ile başladım, yürüyordum hatta. E tabi başlar başlamaz yürüyor olmak biraz morali bozuyor ama sakin ol esra daha önünde 38 km var. Kendi kendimle konuşurken ciddi bir insanımdır, en azından ilk kilometrelerde.
Kilometreler ilerledikçe yokuşlar bitmiyor, çıktıkça çıkıyorduk. Bir ara nuranla karşılaştık. Kısa bir süre birlikte koştuk, sonra ben geride kaldım epeyce. Cp lere varan arasın diye kararlaştırmıştık. İlk cp’ye yarım saat erken varmıştım ama cp ‘yi ölmeye ramak kala bir noktaya koymuşlar gibi geldi. Cp ye varmadan 150 mt kadar önce yokuşun tepesinde sevgili Nilgün’ü elinde fotoğraf makinesi ile görünce çok sevindim birden. Ya insan kendini yalnız hissediyor sanırım. Doping gibi oldu nilgünü görmek. Bu arada ilk cp ye kadar çok az su içmiştim ama acil bir wc ihtiyacım vardı. Cp de suyu kafaya diktim. Ceyhun abinin dedikleri aklıma geldi ve hiç sevmesem de küçük bir bardak kola içtim. Sanırım iyi geldi. Telefona baktım 8 dk önce nuran aramış. Süper, demek ki iyi gidiyor diye düşündüm. Sonra azıcık wc sırası bekledim. Hayatımda İlk defa bir cp deyim ne yapmam gerekiyor, ne kadar kalsam optimum olur bilemiyorum. Ama yarış devam ediyor, fazla oyalanmadan çıkmalıyım derken sanırım biraz fazla oyalanmışım. İkinci cp’ye varana kadar epey zaman geçmiş bu arada tırmanışlar bitmek bilmiyor.

 

1 nolu CP ye varmadan önceki son yokuş
Yarışın öncesinde Serkan abinin GPS ‘teki bu çıkışlar nerede ya ben hiç yükselti görmüyorum dediğini hatırladım da bir gülme geldi.
Acayip güzel yerlerden geçerek ikinci cp ye vardım. Benim için sorun bundan sonra başladı sanırım. İlk cp de fazla vakit kaybetmek ve iki Cp arasında manzaranın güzelliğine dalıp telefonla falan biraz fazlaca oyalanmak bana vakit kaybettirdi. Hemen Nuran’ı aramak için telefonu çıkardım ki Nuran beni aramış bile. Aramız baya açılmış. İşler yolunda görünüyor hala.
Ama o 30. Kilometredeki dev tırmanış neydi öyle. Etrafımdaki herkesten “o neydi laaa” diye sesler geliyordu. Ses çıkarabilecek kadar nefesi olanlardan yani ☺
Arkadaş yarışın bitmesine 8 km kala bölüm sonu canavarı koymuşlar! Bu bölümü yazan arkadaşı kınıyorum. Hem de düdüğümle. Zorunlu malzemeler arasına düdük koymakla ne iyi etmişler!
Neyse koca dağ, bir şekilde sana tırmanıyorum ve emin ol sana laflar hazırladım! Derken tırmanışın zirvesinde tuhaf bir yer, etrafından dolaşarak da rotada gidebileceğin saçma bir yükseltiye çıkmamız isteniyor. Az önce bir düdük duymuştum, biri fenalaştı sanırım, Sağlık ekibi de o tepede bekliyor. 63k ve 38k ların ayrılma noktalarından biri. Organizasyondan biri 38k lar bu taraftan diye yönlendiriyor. İyi de o tepeye niye çıktım ben şimdi? Yanımdaki adam etrafından dolaştı. Bana baya zaman kaybettirdi. Hay Allahım! İnişteyiz yihhuuu diye sevinirken önümde bir rampa daha belirdi. Gözüm kararıyor. Kendimle konuşurken biraz kabalaşmış olabilirim ama yanımdan geçen çekik gözlü biri “why am i hereee!” diye bağırıyordu, etkilenmiş olabilirim. Arkadaş kendinle bile konuşmayacaksın bu tip koşularda galiba. Ya da önceden anlaşacaksın hangi konuda konuşacağını. Vay efendim beni buraya niye getirdin, vay efendim bu normal mi gibi konular yarış için tehlikeliymiş. Şaka bir yana gerçekten insan en büyük kavgasını kendiyle veriyormuş. Dağlar taşlar koşulur, bir şekilde o yol biter de işin psikolojik yanı çok daha zor geldi bana.
Tam 29.4 km de saatimin şarjı bitti. İşte tam orada ben de bittim sanırım. Kaç km deyim, ne kadar kaldı hangi hızda gidiyorum falan bütün bilgi akışı durunca acayip moralim bozuldu. Etraftakilere soruyorum ister istemez duruyorsun vakit kaybediyorsun falan. Saat kullanmaya alışık biriyseniz doğru saati seçin bence. Buradan kendisini ifşa etmek istiyorum, polar M200, benim kalemim değilsin dostum. ☺
Son 4km kala isminin sevim olduğunu öğrendiğim bir koşucu ile karşılaştım kendisi baya çok koşuya katılmış biriymiş. Orda tanıştık ama süper destek oldu bana. 25 dakika var bundan sonra benim pilim bitti istersen sen dene yine de ama önünde daha çok yarış var bunu da unutma ve üzülme dedi bana. Bir yandan vücudum artık karşı koyuyordu bir yandan da ama o kadar çok emek verdim süresinde bitiremeyecek miyim yani diye ağlamaklı oluyordum. O 4km içinde bir sürü duygu geçişi yaşadım. Bir ara bıraktım koşmayı, sonra dedim ki “ Esra! Senin hedefin bitirmekti. Bu yarışı bitireceksin! “ küçük bir gaz takviyesiyle son bir km olduğunu tahmin ettiğim ve hala yokuş yukarı koşulan bir yerdeydim. Neyse yokuş bitti. Organizasyondan birileri hadi hadi diye yönlendiriyordu. Finish noktasına alkışlar eşliğinde girdim. 10 dakika gecikmiştim. Finisher madalyası alamayacaktım ama yine de her şey muhteşemdi benim için. Serkan abi fotoğraf makinesiyle bekliyordu. Suratımda kocaman bir sırıtışla geçtim finish tagının altından. Madalyalı olsaydı daha da güzel olabilirdi belki ama öyle güzel, öyle karmaşık duygular yaşadım ki her şeye değer. Bana destek olan Bi Koşu Adana aileme ne kadar teşekkür etsem azdır. Evet, önemli olan bitirmek gerçekten.

 

Ben, bir yıl önce 200m bile koşamayan esra, 38.4 Km koşmuştum bundan daha güzel ne olabilir yahu! 63 Km koşanlara hayranlıkla bakıyorum; bunu yapan insan olamaz, büyüksünüz valla, bravo, tebrikler, ollleeeey!
Kendime yeni bir hedef koydum, seneye o parkur “zamanında” bitirilecek ☺
Teşekkürler Bi koşu Adana ailem, teşekkürler dostlarım!
Teşekkürler güzel Kapadokya, teşekkürler sevim ☺ Teşekkürler yolda karşılaştığım, konuştuğum, selamlaştığım diğer koşucular.
Tüm o süre boyunca mutluluktan uçuyorduuum,

 

Bu da ispatı ☺
Sevgilerimle, Esra

 

Kısa bir not:
1 )38km boyunca CP ler dışında toplam 1 lt falan su içmişimdir. Hatalarımdan biri buydu
2) doğanın güzelliği karşısında çok savunmasız kaldım, çok vakit kaybettim
3) saat olayı çok önemli oldu benim için. Belki kaçıncı kilometrede olduğumu hızımı görebilsem o 10 dakikayı koşardım. Bir de CP lerde fazla oyalanmamak lazım ya. Ben biraz fazla oyalanmışım sanırım. iki cp’de toplam 20 dk falan harcadım sanıyorum.
4) acemilik nedeniyle fazla eşya taşıdım yanımda. Ağırlık oldu. Yağmurluk almasaymışım iyiymiş.
5) yol boyu cp’ler dışında sadece bir tane jel (24. Km de), bir parça cezy, bir parça da koskanın antep fıstıklı krokanından yedim. Krokan çok yanlış tercih oldu. Enerji verdiği gerçek ama ağzımda büyüdü resmen, çok kuru. Cezy’nin küp tasarımı bence büyük biraz. Daha basık ve daha küçük bir lokma olması daha verimli olabilir. Elime yüzüme bulaştırdım yerken. Sorun bende de olabilir tabi ☺ jel konusunda resmen riske girdim. Daha önce hiç deneyimlemediğim ve hakkında bazı kötü deneyimle duyduğum bir ürünü ne cesaret yedim bilmiyorum. Neyse ki bana dokunmadı.
6)ayakkabım salomon speed cross 4’tü. Bence harika uyum sağladı araziye. Hiç kaymadım. Yağmur yağsaydı kayardı belki ama bu sefer şans benden yanaydı.
7) BKA tshirtümle koştum, iyi ki de öyle yaptım. Benim için bir gururdu. Aaa Bikoşu Adanayı duyduk diyenler oldu epeyce. İstanbulda koşanların üzerinde görmüşler hem de. Ne harika
8) ortam çok güzeldi, arkadaşlarımız çok güzeldi. Kaptanımız ve deneyimli koşucularımız çok güzel tüyolar verdiler bize. Benim çok işime yaradı açıkçası. Parmaklarımı flasterledim mesela. Hiç sorun yaşamadım. Daha önce antrenmanda kanamışlığı vardı.

 

Viva BKA![/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]