[vc_row][vc_column][vc_column_text] 

Garmin Runfire Salt Lake 42K – 28.07.2018 Yarış Raporu

Oldu mu? Bence olmadı..

Uzun mu sürdü? Evet biraz uzun sürdü..

Neden mi? Nedeni öyle çok ki.. 

Öncesi, sonrası ve sırası.. Tecrübe işte hepsi, ama bu iş bütünüyle bir maraton.

Öncesiyle, sonrasıyla ve parkurda bulunmasıyla, parkurda olanlarıyla… Koskoca bir bütün, koskoca bir sınav.. Önden çalışmak yetmiyor, koşarken de öğreniyor, bittikten sonra da dersini alıyorsun..

Sonuçta 42K bitti mi? Bitti..

Şimdi en başa dönelim… Cuma sabah yolculuk öncesi benzin almak için arabaya indiğimde sol arka tekeri yerde bulmamla başladı bu seferki macera..  Şanslıymışım yine de; böyle aksilikler olacaksa yolda olmasın, en başta olsun diyerek lastik değişimi hemen halledildi… 

Bizim araba ekibi ile sözleştiğimiz gibi Adana’nın meşhur Kazım Büfe’sinde kahvaltımızı yaparak biraz gecikmeli şekilde yolumuza çıkıyoruz. BKA’dan Cem, kardeşi Özge, ikizim Dilge ile bizim ekip 4 kişi..

Şereflikoçhisar’da kamp alanı öncesi son ihtiyaç alışverişlerimizi yapıyoruz, BKA ekipten M.Ali, Ayhan ve Rıza ile buluşarak öğle yemeğimizi yiyip kamp alanına geçiyoruz.

Kamp alanına gider-gitmez heyecanlanıyorum, ben hep bir heyecanlanırım böyle zamanlarda, ayrıca bu sefer aklıma Likya 6G kamp günleri de geliyor… Hemen kayıt masasına giderek zorunlu malzeme kontrolü sonrası kitlerimizi alıyoruz, hangi yörük çadırında kalacağımızı öğrenip yerleşiyoruz.

Yarış için farklı konaklama seçenekleri bulunuyor. Organizasyonun sunduğu, online kayıt sırasında karar verebildiğimiz 4 – 7 – 15 kişilik yörük çadırları, bireysel çadırını kurabileceğin kamp alanı veya Kapadokya, Aksaray gibi yakın bölgelerden servis hizmeti olması sebebiyle o bölgelerdeki oteller. Biz bu sene 7 kişilik yörük çadırlarını tercih ettik. (Meltem – Ben –Dilge kardeşler olarak aynı çadırda olacağız.)

Böyle yarışlarda kamp alanının bir güzelliği de; herkesin beraber aynı alanda, aynı şartlarda olması.. Sayısız koşu dostumu bir arada görmenin mutluluğu bambaşka bir enerji veriyor bana. İstanbul, İzmir, Ankara, diğer şehirler herkes Tuz Gölü’nde kampta..

 BKA ekibinin yavaş yavaş kamp alanına ulaşması, çadırlarını kurması ve yerleşmesi ile aile kadromuz kalabalıklaşıyor, obamız büyüyor. O kadar mutlu etti ki bu organizasyon beni.. BKA ailemin büyüdüğünü görmek, herkesin birbirine destek olduğunu bilmek, paylaşımlarımızın artması..  İlkleri, en yenileri, bir defaları veya devamlılığı beraber yaşıyor olmamız.. Gerçekten çok seviniyorum.

BKA Gözlemlerim; grup enerjisi gerçekten güzel, her daim bir şeyler öğreniliyor, bir şeyler öğretiliyor, sadece parkurlar değil; tecrübeler, çadırlar, yollar, yiyecekler her şey paylaşılıyor. Bu gurur verici ve bu enerji tüm gözlerde parıltı halinde belli oluyor.  

Akşam 18:00’de 100mil koşucularının Startını izliyor, koşacaklara saygı ile yaklaşıp sevgi ile başarılarımızı diliyoruz. Dile kolay 100mil (160K) gece boyu koşacaklar ve ertesi gün biz sabah start aldığımızda parkurda onlarla tekrar karşılaşacağız. Büyük iş, büyük cesaret ve ne büyük delilik J

19:30’da Tuz Gölü üzerinde parkurda biraz yürüyüşe çıkıyoruz. Maksat; hem parkura bakalım hem BKA ekibi toplu fotoğraf çekilelim. Trail ayakkabısı mı giyelim? Koşu ayakkabısı mı? Sorularımızın cevaplarını bulalım… Tuzlu, sulu, çamurlu, delikli, batıp çıkan bir zeminle Tuz Gölü tarafından karşılanıyoruz, valla korkutuyor! Artık biraz heyecan yapma vakti…  Gün batımını Tuz Gölü üzerinde yürüyerek izliyoruz. Doğa yine cömert, doğa yine zengin ve doğa yine şovlarda.

20:00’de Akşam yemeğinde son BKAlıların da varış yapmasıyla tam 22 kişi oluyor ekibimiz. Olley tamamlandı güzel ailemiz. 21:00 teknik toplantıda hep beraber parkuru anlatan sevgili Uzunetap ekibini dinliyor ve gülüyoruz. Bizi bekleyen sürprizlere, bizi bekleyen sıcağa ve bizi bekleyen Tuzlara kahkahamızı önden önden yolluyoruz..

Akşam yatmadan önce tüm BKA ekibi bireysel çadır alanında buluşuyoruz. Herkes birbirine son hatırlatmaları, son tecrübe paylaşımlarını ve son tavsiyelerini veriyor, kahvaltı programımızı belirliyoruz. Herkesin yaşadığı, okuduğu, bildiğini sandığı kadarız. Neysek oyuz. Birbirimize ne aktarabilirsek o.. Zaten aktarılanlarla yarıştaki koşullar tuttuğu kadar, tutmadığı kader  olacakJ diyip Kanlı Ay’ı izleme seansına geçiyoruz.

Kanlı Ay tutulmasını izleyebilecek en iyi noktalardan birindeyiz. Gökyüzü yine şovunu yapıyor bizlere.. Ay tutulmasını nefis bir netlikte izliyoruz gecenin karanlığında, yıldızların parlaklığında.. Derken uyku vakti… Esen rüzgar, fırtınamsı haller ve çadırın uçuş uçuş hali ile bütün gece salınması..

Matlarımızın üstüne uyku tulumlarımızı serip içerine kıvrılıp başlıyoruz çılgın uyku maratonuna.. Uyumak zor oluyor. Çadır ekibi yine çok güzel insanlar.. Runmate’im Meltem, İkizim Dilge, Hande, İzmir ve İstanbul’dan koşucular ve Likya’dan bu yana görmediğim, tekrar karşılaştığıma çok mutlu olduğum Sibel. Ne güzel koşularda ne güzel insanlar tanımışız öyle..

Gece benim için biraz kabus geçiyor. Bugüne kadar çok yarış koştum ama regli olarak koştuğum yarışlar 1-2’yi geçmez. Bu sefer reglim tüm sancılarıyla gece boyunca benimleydi. Gece tuvalet sırası olmaması neyse ki sevindirici oldu 😀

Ve sabah, 05:30’da hemen tuvalet kuyruğu henüz oluşmamışken ilk sınavı atlatıyorum. Daha sonra ekiple kahvaltı, sohbet muhabbet.. Biraz kendime geliyorum. “Güçlü hissediyorum, evet” diye yüreklendiriyorum kendimi içten içe..  Bir gün önce görüşemediğim, karşılaşmadığım diğer koşucularla selamlaşıp son tuvalet hakkımı da kullanıp825dk kuyruk) çadıra hazırlıklar için geri dönüyorum. Bu arada kahvaltıda ekmeküstü fıstık ezmesi ve muz yiyorum, kahve içiyorum. Gayet yeterli..

Önce baştan aşağı tahriş ve sürtünme önleyiciler;  vazelin ve sudocrem sürünmeleri, sonra güneş kremi ile (sanırım telaştan hep sona bıraktığım gibi yüzüme sürmeyi unutmuşum) fısfıs banyosu J yapıyorum ve giyinip ekipmanımı yüklenip çadırdan atıyorum kendimi kamp meydanına, büyük starta dakikalar kala tüm heyecanımla…

Olley işte en sevdiğim ortam, her renkten koşucu bir arada. Takım fotoğraflarımızı çekiliyor ve 80K startının hemen arkasından 10-9-8… geri sayımına başlıyoruz… Haydin yollara düşme zamanı. 

Güzel güzel başlıyoruz. BKA Ceyhun abi, BKA Cem ve TeamRunBo Savaş. Orta hızda ilerliyoruz. Bu yıl oldukça kalabalık. Geçen sene sadece 26 kişi 42K koşmuştuk. Bu sene 103 kayıt var. (80 koşucu Finish gördü) Arkadan da  300’ün üzerinde 21K koşucusu geliyor. Önce toz gibi kumların üzerinde başlıyor parkur, daha sonra Tuz+kum karması biraz çamurumsu bir zemin ayaklarımızda hissediliyor, sonra da iyice vıcık vıcık bir Tuz çamuru… 5.5K sonrası 2km kadar bileklerimize kadar su(Tuzlu su) içerisinde koşmaya devam ediyoruz. 10K’daki CP yakın bölgelerde ise zemin iyice sertleşiyor. Geçen seneki parkur zemininden eser yok.

Yine yepyeni bir yarış daha koşuyoruz. İyi hissetmiyorum. Uzun zaman çaktırmıyorum ama 18-19.K’da ilk duruşumu ve yürüme başlangıcımı yapıyorum. Gitmiyor bacaklarım, ilerletmiyor kafam… Savaş bu seferki yol arkadaşım. Sohbet ederek ilerliyoruz. Genelde o anlatıyor, ben soru soruyorum. Çünkü çok konuşacak halim yok. Bırakıp koşması gerekirdi bence çünkü bu parkurda koşabiliyorken yürümek pek akıllı işi değil 😀 Çok teşekkürler 42K boyunca sabırla yürüdüğün için.

Benden çok net çıkmayacaktı o yarış, hissediyordum. 21K CP’de 100mil koşan Nihat’ı görüyorum. İyi görünmüyor, uyandırmaya çalışıyoruz, meraklanıyor insan.  CP ekibi ile konuşuyoruz neyse emin ellere emanet olduğunu bilmek rahatlatıyor. Teşekkürler CP ekipleri her zaman olduğu gibi yine güler yüzünüz bizi yolda tutuyor. O sırada ayakkabımın tabanının toplandığını hissediyorum ayakkabı tabanlığı düzeltme, biraz su yenileme, yüz yıkama ile CP molamı geçiriyorum. Su + powerade içiyorum. Yarım muz yiyip maratonun 2. Yarısına başlıyorum.  1km sonra bitiyor şarjım(telefonun değil bizzat kendimin) “Yürümeliyim sonra toparlanır, koşarım.” Ama olmuyor. 5 işaret koşup, 5 işaret yürüyeyim diyorum ama o da oluyor. Sanki bişey ayaklarımı tutuyor. Hayatımda ilk defa öyle hissettim. Savaş’a çaktırmamaya çalışıyorum ama miğdem, başım çok fena durumdayım. Kulaklarım çınlıyor, bazen iyileşiyor gibi oluyorum muhabbet ederek geçer diyorum ama yine 10dk olmadan tekrar bir enerji düşüşü yaşıyorum.  

Bu sırada karşıdan gelenlerle selamlaştıkça, herkesi alkışlayıp tebrik ettikçe toparlanıyorum ama yine yetmiyor gücüm. 28K ve 37.5K ‘da ayakta zor durur hallerde oluyorum. 37.5K’da artık yere oturuyorum çünkü neredeyse konuşamayacak haldeyim. İşte bunu ilk defa yaşadım hayatımda! Ellerim bile uyuşuk. Jel içeyim diyorum olmuyor. Su içeyim diyorum boğazımdan gitmiyor. Oturuyorum ..  Olmuyor bu yarış benden çıkmıyor.

Son bir gayret kalkıyorum ayağa ve son metrelere kadar yürüyorum. Demek ki ne kadar hesaplasan da, planlasan da hiçbir zaman parkurla ve o anki halinle bir ilerlemiyor işler. Bu işler başka işler, süprizli işler… Son 500m’de birisi koşarak bize doğru hızla geliyor. “Artık koşan insan görmek istemiyorum” cümlesini sesli kurduğumu hatırlıyorum J ahahahaha! Bir bakıyorum koşan kişi EMRE! ve Finish’e ulaşabilmek…   Gerçekten Emre Kalp Ben! Süper insansın, çok seviliyorsun.. Finish karşılaması inanılmaz oluyor. Ankara’dan elinde bira ve karpuzla önce Dilge’yi, sonra beni efsane bir şekilde karşılıyor. Keşke daha iyi zamanda gelip daha az bekletseydim sizleri, ama bu sefer böyle oldu. Kusuruma bakmayın.. Kendisi üstüne Ankara’ya dönüp Devrim stadında 42K koşusu yapıyor. Buradan büyük hayranlık ve tekrar çoook alkışlar sana Emrecim!

Bu arada ikizim Dilge (gerçekten ikiziz) 42K yarışını Kadınlarda 3. olarak bitiriyor. Ödülü olan tuzluğu cebine atıyor. Çok çok büyük tebrikler Dilge. Gerçekten saygı duyuyorum ve gurur duyuyorum seninle. Eeeee bir aileye bir şampiyon yeter şimdilik 😀 Dilge yarışta ön taraflardayken birinin de arka tarafta olanı biteni görmesi gözlemlemesi, gayet dengeli bir dağılımdı bence J Sonuç:  Yürüyerek bitti… Biraz yanmışım sanki, bi de gerçekten bazı sorgulamalarımı iyi yaptırdı bu uzun süreç bana. Bakalım.. Ben kendi dersimi iyi aldım. Gelsin sıradaki… 

Notlar:

Parkur: Tuz Gölü üstünde 42K, Düz, Tuzlu, Çamur gibi, Sulu, ne ararsan var ama hepsi tuzdan yapılma.. Farklı yarış koşmak iyidir. Güçlendirir, dersinizi verir, farklı keyifler, farklı tecrübeler sunar ve çok şey öğretir . 100 puan

Organizasyon: Uzunetap bu işi çok iyi yapıyor. 100 puan

Konaklama: Tuz Gölü kenarında kamp, her sene fırtına çıkıyor, her şey uçuyor. Biraz daha sağlam ekipmanlar kullanılabilir, çadırları biraz daha sağlam sabitlemeler çalışılabilir.  Bu da her sene bu işin bir parçası oldu. Gece uyumak kolay değil, ama biz bunu seviyoruz. Yörük çadırları candır, gündüz serin tutar, akşam sıcak. Matınızı, uyku tulumunuzu alın gelin.  80 puan

Yeme – İçme:  Yarış öncesi kendi kahvaltımızı götürdük, organizasyondan sadece içecek takviyesi aldık. Akşam makarna partisi gayet başarılıydı. Ekibi çok iyi biliyoruz. 100 puan

Teknik Bilgilendirme:  Kelime etmem tabiî ki 100 puan

Ekipman: Geçen sene zemin çok sertti, Trail ayakkabıları fazla gelmişti. Bu yıl zemin değişkenliği bacakları yordu, trail ayakkabısı kullandım. Koşsam yorum yapardım yürüdüğüm için burayı geçiyorum. Şapkasız, Buffsız, Güneş kremsiz ve gözlüksüz Tuz Gölü geçilmez.

Destek Besin:  Beslenmeyi beceremedim, 16K ‘da 1 jel, 21K’da yarım muz, 30K’da limon ve 4 çubuk kraker… İzotonikli su ve 1 adet tuz hapı…

Çıkarılan Ders: Seneye Runfire Salt Lake yarışında, Tuzlar üstünde 3. defa 42K koşulur mu? Bilmiyorum, Cem ve Dilge söylesinJ Sevgiler…

Tşkler BKAlılar, Tşkler Ailem, Tşkler Dilge, Tşkler Savaş, Tşkler Emre, Tşkler Dostlar, Tşkler Uzunetap, Tşkler Goshots.net, Tşkler Tuzgölü!

Dilem Koçak – Bip no: 4013[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]