[vc_row][vc_column][vc_column_text]Hızlıca gidilen, koşulan ve Adana’ya geri dönülen yarış diye aklımda kalacak. Erciyes Sky Trail; D+1400m ile 25K boyunca 2000m üzerinde koşulacak, harika bir irtifa antrenman fırsatıydı. Bir 0m’de ve >%90 nemde yaşayan Adanalı olarak hiç düşünmeden kaydolmuştum. Cuma günü BKA ekibimizden Harun, Meltem ve Can ile 4 kişi toplanıp Adana’dan yola çıktık. Murat bize daha sonra katılacaktı.
Sabah kahvelerimizi aldık ve Erciyes’e doğru düştük yollara. Yolda trafik kontrole girip yarış öncesi trafik cezamızı da bir güzel yedik. Hadi bakalım heyecanlı geçecek gibi diyerek başladık hikâyemize.
4 – 4,5 saatte Kayseri Erciyes’e ulaşmıştık. Aslında max 3 saat sürerdi ama yolcularım olunca temkinli kullandım. Başkası arabada varken delilikler yapmıyorum. PS: bu not anneme-babamadır 🙂
Gider gitmez otele yerleşip güzelce dinlendik. Baş ağrımı bir türlü durduramadım. İrtifanın yanında, yolun, haftanın yorgunluğu çarpmış olsa gerek. Dinlenmenin ardından kalabalıklara karışma vakti geldi. BIP no ve kit alımı, zorunlu malzeme kontrolü, heybetli Erciyes ile fotoğraf çekimleri, Inspiredbyrun ve Kostur.Co standlarını ziyaret, ufak – tefek alışverişler falan derken teknik toplantıya yetiştik. Teknik toplantıları seviyorum. Özellikle burada yolu kaybedebilirsiniz dedikleri her yerde yolu kaybettiysem daha da eğlenceli oluyor:) Aşağıda okuyacaksınız, bu yarışta konsantrasyonum düşüktü, baya daldım gittim yollara, kapıldım manzaraya, Erciyes’in büyüsüne.. Toplantı sonrası makarna partisinde makarnalarımızı diğer ekiplerle ve koşucu dostlarımızla muhabbet ederek yedik. Team Run.Bo’ya Maxi Race Annecy maceralarını sormak hep aklımdaydı ve heyecanlı anlatışlarını zevkle dinlemek güzeldi. (Tüm Team Run.Bo ekibine buradan özel tebrikler) Günün son besin alımı da Erciyes’in gittikçe soğuyan havası eşliğinde carbo-loading ile tamamlandı… Federico Fellini ne der? “Life is a combination of magic and pasta”

Akşam otelde sohbetlere devam, yarış ekipmanlarımızı hazırlama ile günü kapatıp planda uyuyacağız ama uyu uyuyabilirsen.
Ben hiç uyuyamadım. 59740975 defa dönmüşümdür yattığım yerde. Sabah olsa artık bari diye diye geçti gece. Tabi biyerde artık bayılmışım, sabah 05:00 kalkış..
Kalitesiz bir uyku ile sabahı bularak hazırlanıp kahvaltıya indim. Bir dilim ekmek, Meltem’in yaptığı fıstık ezmesi(yemeden hiçbir yarışa çıkmam!), sarısı alınmış 1 yumurta, kibrit kutusu büyüklüğünde peynir ile kahvaltımı yaptım. Kahvemi içerek son hazırlıklarımı tamamladım.
06:30’da yarışın Start Noktası Sarıgöl’e gidecek olan transfer aracına bindik. Oooo herkesler hazır, o zaman yola çıkma vakti… Şoför amca telefonla konuşup mesajlaşmaktan bizi pek uyutmadığı gibi hepimizi o yollarda biraz tedirgin bile etti.
08:00’de Start noktasındaydık, hazırlıklar biraz uzadı, start saatimiz 08:25’i buldu.
Hemen Start fotoğraflarımızı Sarıgöl manzarasına nazır BKA ekipçe çekildik.(Sonra Harun ve Murat’ı otele kadar gören olmadı, büyük tebrikler ikinize de!) Hava buz gibi.. Biraz hareket edince güneş ısıtıyor fakat dağ mevsimi baya sert. Acaba doğru mu giyinmiştim? Neyse bizzat tecrübe ederek görecektim. Ve start verildi, 2350m’de Sarıgöl kenarından başladık koşmaya, önce bir ufak tırmanış ile nabızlar hemen irtifa sebebi ile yükselme moduna giriverdi..
BKA’dan Can ile beraber 3K kadar nabzımızı kontrol ede ede ilerledik. Sonra dayanamayıp artık durup ihtişamlı ihtişamlı bize uzaktan bakan karlı Erciyes ile fotoğraf çekilmelerine başladık. Ohh bee her zaman demişimdir. Peysine kıy, foto çek!
3K bitiminde muhabbet etmekten ve Kayseri görüntüsünü konuşmaktan yol ayrımını ve dev gibi KIRMIZI oklarla bir emek hazırlanmış işaretlemeleri kaçırdık ve yolu şaşırdık :)) Üstelik Teknik toplantıda da bu noktanın üzerinde defalarca durdular, hatta ben burası kaçıncı km diye bi de el kaldırıp soru sordum, şaka gibiyim!! Bundan sonra 3 ayrı noktada da yolumu şaşırdığımı buradan tekrar açıklıyorum ve tekrarlıyorum bence bu koşuda kafam bi dağınıktı. Yoksa oryantiringte ve yer-yön bulmada 1 numarayımdır. Asla kaybolmam, asla da asla demem, ahahahah:)) Kaybolmak bu işin gerçekten bir parçası.. Ama yine de dikkat candır, koşarken çok konuşmayınız!
Tepeden bize “aşşağdan aşşağdan” diye bağıran yolumuzu geri bulmamızı sağlayan dağcı arkadaşlara teşekkürler. Siluetiniz ve manzara bir harika görünüyordu. Aslında sizi izlerken yolumuzu kaçırdığımızı eklemek isterim.. Sonra inişli bir patika başladı. Burada tek sıra biraz yavaş ilerledik. (Resmen hızım kesildi ayol, yoksa 20 dk daha erken finish’e gelirdim, ahahaha:) hep öyle derler ya?)
Meşhur dikenler de burada biraz kendilerini gösterdi. Yılmak yok koşmaya devam..
Bu arada 60K koşucuları ile ters yönde koşmayı çok güzel düşünmüşler. Sabah 6’da Erciyes Kayak Merkezi’nden start alan 60K koşucularını görmek, seslenmek ve başarılar dileyip alkışlamak gerçekten güzel motivasyon. Yarışın bu ince detayına kesinlikle alkışlar ve 100 puan.
Sonra çıkış başladı… 8.Kmden sonra sıcaklık, irtifa, zeminin taş-kaya parçaları ve kum ile karışık kaygan parkur yordu da yordu… Ama sevdim ben parkuru, zeminin kaygan olması bacakları fazlaca zorlasa da iyi antreman yaptırdı.
10.KM’deki kekik kokularını unutmadım.. Hatta bakındım iyice toplamak için bulamadım. Bi de baktım 1. CP Peri Kartın’a bir türlü ulaşamıyorum, yol da gitgide uzuyor, keyfimi de çıkarmak en doğru seçimdi biraz foto çekimi ve kekik molası yaptım:))
Neyse CP ‘ye vardık. Can benden bir 5- 6 dk öndeydi.. Birbirimizi kollaya kollaya ilerledik. Yokuşlarda iyi tırmanıyor.. Sana da tebrikler ve teşekkürler Can bu arada,bir Sky Trail koşusu koşmak ve bitirmek gerçekten tebrik edilesi.
CP’de Kola – Su – Çizi ve 3te1 muz yemece-içmece molasında gözümü bizi bekleyen yarışın en dik çıkışına diktim. Biraz rahatsız ediyordu gerçekten.. Ama çıkmaya başladıkça “keşke sadece göründüğü kadar olsaymış” dediğimi çok iyi hatırlıyorum. 🙂
16 – 17KM lere kadar +750m irtifa aldık. Kışın bembeyaz olan bu yerde kaymanın ve snowboard yapmanın hayalini kurarak koşmaya devam ettim. “Kışın misler gibi Erciyes’e gelip, keyifle aşağı yönde kaymak varken neden yukarı yöne doğru koşuyorum ki” diye de kendimi sorgulamadım değil, ahahahaha:)
Sonrası daha çok inişlerle geçen sıcak, çorak, bitki örtüsüz arazide, Erciyesin eteklerinde devam eden parkurda koşarak geçti. 22K- 24K arası o son çıkışın tam öğle sıcağına denk gelmesi ile biraz piştik, biraz da artık yorulduk açıkçası. Derken bir baktık gerilerden BKA Meltem bize yetişmiş. Can, ben, Meltem; 3’müz muhabbet ede ede hiç durmadan koşarak finish’e ilerledik.
Buarada Meltem’i ayrıca tebrik etmek isterim. Aylardır sakatlığı sebebi ile aramızda olamayan ve çok çabalayıp, çok sabredip, eskisinden daha sağlam, güçlü bi şekilde sahalara geri dönen Runmate’im gerçekten saygı duyulası bir hatun:) Meltem’siz yarışlar istemiyoruz takım olarak…
Kayak merkezine, teleferik noktalarına yeni yeni yapılan otelleri, çirkin yapıları gördükçe biraz sinir oldum açıkçası. Tekir Plato, teleferik kenarından Erciyes Kayak Merkezine doğru 550m dik bir iniş ile Finish’i arka arkaya gördük. 4s 50dk da parkuru tamamlamış oldum.
Akıllarda Kalanlar & Notlar:
Start: Başlangıç noktası nefisti, Sarıgöl kalp ben. Hiç ayrılmak istemedim oradan.
İşaretlemeler: Yoğun güneş ışığında görülmesi güçtü, bazı noktalarda zayıftı ama saate yüklenen data ile gayet güzel takip edilebilecek seviyedeydi. Not: Hiçbir zaman öndekini takip etmeyin:) Ben ettim siz etmeyin.
Parkur: 2 büyük çıkış ile ortalama irtifa 2000m’lerde koşuluyor. 2700mlere kadar çıkılıyor. Doğa süprizlerle dolu. Çok güzel çiçekler, lav kaya blokları, göl, çarşak zemin, patinaja müsait kum zemin, ne ararsan var ama ağaç hiç yok bilesiniz. Aklımda bozkır ve kayalı kumlu, taşlı yollar kaldı bi de tepede güneş. Yüksek ve sıcak parkur Sky Erciyes. Şaşkın hayvanlar gelengiler eşliğinde koştuk.
Teknik Bilgilendirme: İngilizce ve Türkçe yapılması gerçekten güzel bunu Atıl çok güzel yapıyor. Yeterli ve güzel açıklamalar için tekrar tşkler.
Katılım: Çok çok az, ama gelişir diye düşünüyorum, zamanla olacak. Dileğim; Trail Run, Sky Run, Ultra Trail Run gibi koşuların ayrımının ve net özelliklerinin herkesçe iyi bilinmesi, anlatılması, paylaşılması… İnsanımız okumaya, araştırmaya maalesef pek açık değil. Sky Run’a gelmiş birisinin teknik bir parkurda olacağından %100 haberi olmalı. Düz bir koşudan, soft bir trail’dan farkının olduğunu iyi bilmeli… Burda hepimize farkındalığı yayma konusunda görevler düşüyor. Organizasyon ekibi, gönüllüler Atıl önderliğinde çok emek harcıyor, bu hissediliyor. Tşkler Ekip!
Ekipman: Havayı bir türlü kestiremediğimiz için ne giyeceğimize karar vermek zor oldu. Ben yarım kollu içlik ile üzerine BKA tshirtünü tercih ettim, hiç pişman değilim. Güneş gözlüğü olmazsa olmazdı. Tüm şapka takmak ya da buff takmak daha mantıklı olurdu. Ben vizör taktım ama kafamın derisi saçlarıma rağmen biraz yanmış şuan soyulmakta, tam bi beyin kızartması 😀 Koşu eteği, kompresyon çorabı ve trail ayakkabılarımı giydim. Seçimlerimden memnunum.
Besin Desteği: 2 adet enerji jeli tükettim; GU esspresso + Powerjel lime! bu ikisinden başka hiçbir tad henüz favorilerime eklenemedi. Sırt çantamda ISOTONIC ile su karışımını yarış boyunca içtim. CP’de çizi, kola, su, muz her zaman ki 5 yıldızlı menü. 1 adet tuz hapı bu sıcakta şart oldu.
Yarıştan sonra otelden check-out yapma telaşı ile gittik duşumuzu aldık, sucuk ekmeğimizi yedik ve dönüş yoluna geçtik. Bu yarışı planlarken 2. Tur seçimleri olasılığı sebebi ile (olasılığını bile sevmiştik) Pazar gün, Adana’da olacak şekilde organize etmiştik. Yolda bir öğrendik ki, Ben Kadınlarda 40 altı yaş grubunda 2. olmuşum. Kürsüyü fiziken kaçırdım. Ama canımız sağolsun, güzel yarış, güzel inanlar, güzel sohbetler ve ne de güzel anılarla Adana’ya döndük.. Sevgiler,
Dilem Koçak – Bip no: 237[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]