[vc_row][vc_column][vc_column_text]27K , 2650m D+ , Çıralı sahilden Tahtalı Dağı zirvesine dikey bir yolculuk!

Running to Sky!! Adı üstünde; Gökyüzü falan; ne işim var taaa oralarda….

Ben değil bacaklarım ağlıyor… Kaslarım da ağlıyor olabilir..

Son 3K yerine 30K düz koşu antremanı yapabilirdim…

Dün o son birayı içmeyecektim…

Dün biraz uyusaydım keşke..

Bence iyi dinlenemiyorum. Yorgun başladım zaten.

Ben bu yarışın adamı değilim, net!!

Batonu verimli kullanma antremanları nasıl yapılır, ev ödevi, araştırayım..

Sanırım şuan harcadığım enerji çok verimsiz.

Hiç olmadım ben bu parkura, bi oturmadı sanki…

Bu arılar nereden çıktı şimdi?? (Arılar yapışırken ve ben batonları savururken) sanırım Güneş kremi yüzünden..

Yahuuu ben bi beyaz yakayım, bana göre değil bu Sky’lar falan..

İyi bi dayak yememiştim ne zmndır…

Yaptığım antremanların tipi böyle bir yarışa asla yeterli değil, ev ödevi.. No Asansör!

Chimera Run koşsaydım ya, tatlı tatlı!!!

Napıyorum ben burada… İmdaatttt!!

Bitecek, o zirveye ulaşılacak ve o teleferikten aşağı madalyayla inilecek!

7 saati geçti, madalya verirler umarım…

Tahtalı köyü boylamak (dikine)

Elimdeki batonları aşağıya fırlatasım var.

10m bile ilerleyemiyorum. Hala ulaşamadım yaa.

Kmleri değil metreleri saymak..

Yarışı bıraksam da çıkartacaklar o zirveye, mecburum artık bu çileyi çekmeye.

Tahtalı demişler ama biz de bikaç tahta kesin eksik!

Ne kadar harika çiçekler.. Şurada otursam, hareket etmesem ve beni gelip alsalar…

Zirvede: Yamaç paraşütçülerine; “beni de aşağı atar mısınız?”

Bitti… Bittim… 7 saat sınırında bitiremedim. ITRA alamadım ama yarışı tamamladım.. Yendim Zeus’un Dağını, yendim Tahtalı’yı.

 … gibi cümleler eşliğinde koşuldu(!) Mammut Tahtalı Run To Sky- 27K 

Gerçekten adı gibi Run to Sky’dı. Hangi patikaya, hangi yola girdiysek, her gökyüzüne bakmak istediğimde tam karşıma çıkıyordu Tahtalı Zirve! Kafamı her kaldırışımda karşımda tüm heybeti ile duruyor olması, içten içe korkutuyordu ama aslında yüzüme minik farklı bir gülümseme de getiriyordu..

Beden gücümün yetersizliğini hissederek ve kafamın içinde dırdırdır konuşan bir Dilem ile parkur boyunca isyankâr şekilde; yani mental gücümü yönetemeyerek; koşuyor olmam oldukça zorlandığımın kanıtıdır. Kendimi iyi hazırlamamışım.

Çıralı’da Emin Pansiyon’da kalıyoruz. Yerimizi gidince ayarladık. Çok da memnun kaldık pansiyonumuzdan. Yarış Fuar alanına ve Start noktasına 200m uzaklıkta. Yarış sabahı çok erken kahvaltı edeceğimiz için akşamdan bize sandviçlerimizi de hazırladılar sağ olsunlar. Biz de sabah hızlıca kahvaltımızı yaparak hazırlanıp çıktık yola..

4 Farklı yarış koşuluyor aynı anda. Ben Tahtalı Run To Sky koşacağım. Çıralı sahilden 2 gündür dönüp bakmaya bile korktuğum Tahtalı Dağı zirvesinde bitecek olan bir dikey yarış tecrübesi yaşayacağım.

Parkur neredeyse tamamen çıkıştan meydana geliyor. Çıralı sahilde, çok anlamlı bir günde; 19 Mayıs 2018 sabah 07:00’de Start alıyoruz. Düz asfalt koşusu ile başlıyor. Sevimli Chimera Run koşucuları ile aynı anda yollara düşülmüş oluyor. 

İlk hedef Çıralı Yanartaş (Chimera) sonra Ulupınar 1. CP noktası…

Yorgunum, halsiz başlıyorum. Karnım ağrıyor, başım ağrıyor. Tempodan düşüyorum. Yanar Taş’a geldiğimizde sanki 50 km koşmuş gibiyim. Neyse diyorum “açılırsın !! hadi motive ol!! “  Selfie’mi çekilip yola devam.. 

Tavsiye: Bir gün önce gaza gelip çok denize girmeyin, gidin dinlenin adam akıllı.

Yanartaş ile ilk CP arasını nasıl geçtim gerçekten pek hatırlamıyorum. Düşük tempoda Likya yolu patikalarında yarışın tek inişine sahip olan bölümü.. Bi geçiverdi, hiç akıllarda kalmadan.. Ne düşündüysem o kadar yol? Tek hatırladığım 7.5K’da bir ara öndekileri takip ederek parkurdan çıktığım ve saatimin “off course” alarmı ile parkuru tekrar bulup yola devam ettiğimiz. Bence işaretlemeler oldukça başarılıydı. Biz görmüyorduk! 🙂

9.5K’daki 1.CP’ye 1s50dk ile giriyorum. Oldukça gerilerdeyim. Ulupınar CP Gönüllü masası yanındaki pınardan gürül gürül akan suya kendimi atasım geliyor, yapmıyorum. TeamRun.BO ekibinden Bike bu defa koşmuyor, CP’de gönüllü desteği veriyor. Pozitif insan, seviyoruz kendisini. Bana kolanın bitmek üzere olduğunu söylüyor. Hemen kolamı içip bir-iki çizi yiyerek, suyumu pınardan içip yola düşüyorum. Ve artık hiç iniş görmeyeceğim son 18 KM! CP’de bişey yiyemiyorum, hemen çıkışın başında bir enerji jeli çakıyorum.

Yola devam, işaretleri takiben ilerliyoruz. Yolda bir fare görüyorum kafası kopmuş.. Eyvah diyorum açlık sınırı burası mı? Acıkan koşucular fare yer mi? 😀 Kendi kendime eğleniyorum işte… Zaman yoksa nasıl geçer ki? Bi de devamlı yokuş çıkıyorsak? Traktör yolu boyunca çıkışlar devam ediyor, bitki örtüsü değişiyor; çimler, meyve ağaçları, yerleşim alanları, yerlerini çam ormanlarına, dik yamaçlara bırakıyor.

Genelde tek başıma ilerliyorum. Nerede acaba bu insanlar? Batonumu da en sonunda adam akıllı ayarlıyorum. Sanki alıştım daha bir etkili kullanabiliyorum başlangıca göre.

Tavsiye: Siz siz olun baton tanıdık bildik olsun. Biraz antremanlı olun.

Derken yol arkadaşlarım oluyorJ oh bea, yalnız değilmişim bu yolda. Çok şükür.. Hatta tanıdıklar çıkıyor, ortak arkadaşlar vs..

18.8K’daki 2.CP Beycik’e tam 4 saatte ulaşıyorum. Cut-off süresi 4:30. Biraz canım sıkkın. Sanki bitiremeyeceğim gibi ve o kadar çok kişi bırakıyor ki yarışı bu CP de… Hımmm, iş ciddileşiyor. Beklediğimden daha ciddi.  Bırakmak mı? Göz kırpsa da ASLA!

Beslenmeye dikkat ediyorum burada. Önce suyumu dolduruyorum. Sonra çizi, zeytin, peynir atıştırıp kola+ suyumu içip yola çıkıyorum. Valla yalan yok çok düşündüm bırakmayı.. Ama kendimi bıraktıramadım. Tekrar o iç savaşım yolda olmayı tercih etti. Haydi bakalım devam. Bu arada hava oldukça güneşli, sabah süründüğüm güneş kremi foşur foşur ekstra terletiyor.

Akılda Kalan: Beycik CP’deki havuza bacaklarımı sokmadığım ya da gürül gürül akan suya kafamı daldırmadığım oluyor. Seneye biraz erken ulaşıp direk suya atlayacağım.

Ve parkurun en zor bölümü son 8.5K başlıyor. Teknik toplantıda dedikleri gibi mi gerçekten? Derken zaten kafamı her kaldırdığımda heybetli Tahtalı dağı ve o sert duruşu direk doğruluyor bütün söylenenleri.

Son 8.5K; bence en az 24569780372km uzakta ve yukarıda görünüyor Tahtalı zirve 😀 İşte tam orada neyin içinde olduğum gayet pis pis sırıtıyor üzerime üzerime 😀

Eşsiz bir bitki örtüsü karşımızda.. Çiçekler, renkler, yemyeşil tonlar, nasıl da cömert bir manzara sunuyor bize parkur. Derken başıma bişey geliyor. Arılar… Tüylü sarı arılar (sinek ile arı karması bir yaratık da diyebiliriz) pempe çoraplarıma gelip konuyorlar ve ısırıyorlar. Ya çok hızlı koşmam lazım ya da batonları savura savura ilerlemem lazım. O dikey parkurda çok hızlı hareket edemeceğimi zaten hepimiz biliyoruz. Batonları savura savura tam 3K ilerliyorum. Çok canım sıkılıyor, çok yorgun düşüyorum. Son 5K noktasındaki tahtadan merdiven ile bir bahçeye geliyoruz. Tekin’s House; Tekin’in yeri. Bir teyze var ve bana pınardan buz gibi akan suyu içmem için bir şarap bardağı veriyor. Bir yandan nereli olduğumu? ne iş yaptığımı? soruyor. 😀 Manzara şahane, sabah yola çıktığımız Çıralı sahiline, Olympos’a, heryere hakim. Otur o şarap bardağında şarabınla ve manzara izle 😀 On numara mekan!

Teyze o an bana sanki iyilik meleğimmiş gibi geliyor… Direk çöküyorum suyun başına ve bardak bardak suyumu içiyorum, enerji jelimi alıyorum ve süreyi artık kafama takmayarak dinleniyorum.

Son 5K! Kalan sürem 2,5 saatten az. Haydi diyorum teyzeye teşekkür ederek oradan kaçıyorum. Bu sırada ormanların içerisine giriyor parkur. O peşime takılan arılar artık yok. Biraz daha sakin ve rahatım. Ama çok güçlü değilim. Koyu orman iyi geliyor. Direk güneş ışıkları üzerimizde değil.

Derken son 3K, orman bir anda kesiliyor ve karşımızda Tahtalı Dağı bütün korkutuculuğu ile karşımızda duruyor. İşte burası var ya BİTMİYOR! Nasıl oluyor bilmiyorum ama ilerleyemiyorum.

Çarşak zemin, sıfır bitki örtüsü, gittikçe artan irtifa ve yer yer %50’yi geçen eğim. Dövüyor beni.

Bu son bölümde 10 – 15 kişi ile birbirimizi geçe geçe ilerliyoruz. Muhabbet ede ede. Biraz ilerleyen, ilerde yere çöküyor, dinleniyor. Daha sonra arkadakiler geliyor geçiyorlar ve tekrar dinleniyorlar. Değişik bir son… Bit-mi-yor! Run To Sky Cut-off zamanı 7 saat doluyor ama ben hala son 1K’ya giremiyorum. Olsun öylece yerde oturmak ve çevreye bakmak da güzel! Gerçekten yolun ortasına bir ara oturuyorum ve “tamam” diyorum. “Buradayım, gelip alsınlar beni. Bitti! Çıkmayacağım yukarı“ Sonra iç sesim çıkacaksın çünkü çekilsen de yarıştan, buraya araç giremeyeceğine göre ya kmlerce geri aşağı ineceksin ya da tıpış tıpış yukarı 😀 Bir ara elimdeki batonlardan çok sıkılıyorum, aşağı fırlatasım geliyor. Öyle güzel bir manzara var ki, haykırmak, bağırmak sesimin yankılanmasını dinlemek istiyorum, ama tutuyorum kendimi.. Cliff barımı yiyorum ve hadi son 1K tırmanmaya devam ediyorum. İlerde birisi el sallayarak bana doğru aşağı iniyor, yaklaşana kadar BKA’dan Tuğrul olduğunu anlamıyorum. O ıssız yerde bir tanıdık yüz, paha biçilemez. Zaten kafam darmadağın… Kimin, nereden, nasıl gelebileceğini anlayamadan zirveyi görüyorum. Son metreler Tuğrul ile konuşa konuşa bitiyor ve Finish’teyim. Madalyamı boynuma takıp bir sandalyeye kendimi bırakıyorum. Güzel bir duygu.. Zorlu bir süreç, kırıcı bir parkur, şahane bir manzara ve zirvedeyim. Bittiğine çok sevindim. Yamaç paraşütü yapanların ortasından çıkarken “beni de aşağı atar mısınız? diyorum 😀 Önce gülüyor sonra alkışlıyorlar. 

Güzel hissiyatlar, güzel paylaşımlar.  Sonucunda sabır ile ilerlemiş mutlu bir bitiş.

Çok mutluyum o kadar güzel bir ders ve o kadar güzel bir kendimi görme, deneme, sorgulama antremanı oldu ki bu yarış, sadece UTMB fiziksel antremanı değildi. Sabrımın, gücümün, fiziksel uygunluğumun, antreman düzenimin, bacaklarımın, kaslarımın, zevkimin, keyfimin, tecrübemin ciddi birer sorgulamasıydı.

Tavsiye: Asansörü hayatınızdan çıkarın. Yoksa yok size SKY falan 🙂

Teşekkürler Rossist, teşekkürler Polat Dede, Teşekkürler Goshots.net, Teşekkürler Mammut, Teşekkürler Tahtalı Run To Sky ekibi ve gönüllüleri! Teşekkürler BKA! Teşekkürler canım ailem, parkur arkadaşlarım, dostlarım.

Tekrar Çıralı’da olmak, Likya Ultra 6G’den sonra tekrar o topraklara dönmek şahaneydi. Aslında yarışın bana göre çok teknik ve zorlu olması bile oldukça hoşuma gitti. Zorluk iyidir ve bizi o kadar çok kızdırması, aslında daha da çok güçlendirdiğini gösterir.

Gözlemler:

Teknik toplantı ve işaretlemeler : Yeterliydi, Hem İngilizce hem Türkçe yapılmış olması çok değerli.

CP İçeriği ve Sayısı: Tüm parkurlara birer tane daha CP eklenebilir, susuz kalan çok oldu. Beslenme masası içeriği yeterliydi.

Fotoğraf Ekibi: Geride kalan bizlerin hiç fotoğrafı yok. İnanın fotoğraflar bir sonraki seneye motive ediyor koşucuları. Goshots.net’e teşekkürler.

Bitiren Servisi: Bitirenler olarak Tahtalı teleferikte servisi tam 2 saat bekledik. Aç- susuz. Büyük otobüsü beklemek yerine küçük Vito tarzı servisler ile Çıralı’ya git-gel shuttle ayarlanabilirdi. Yorgunluk oldu fazlaca.

Süre: Finish cut-off 8 saat olsa ne tatlı olur 🙂 Run to Sky 27K katılımcıları bitiren oranı neredeyse %50! Tamam bi yandan biz de daha çok çalışıp antreman yapacağız, söz!

Parkur: EFSANE!!! Hala düşünürken yorulup enerji jeli içesim geliyor ve destek için batonumuna bakınıyorum!

Ekipman: ASICS 12L Trail Bag, BKA Tshirt, Nike tayt, Nike Kompresyon Çorabı, Salomon SC4 Trail ayakkabısı, Fizan Baton, HellyHansen Sun Visor, Cliff Eerji barx2, GU Gel Esspresso x1, Power Jel Lime x2, Isotonic+su

Sevgiler,

Dilem Koçak – Bip no: 83[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]