Firenze Marathon- 42K “We Run In Art” Floransa Maratonu Yarış Raporu

Biraz geç olsa da Floransa Maratonu (Firenze Marathon) raporumu yazıyorum.
Onca iş, seyahat, fuar arasında koştuğum maratonlarıma Floransa Maratonu ile 2017’ye noktayı koydum.  

4’ü bu yıl içerisinde olmak üzere toplamda 10. tam maratonumu da (42K) koşup cebe atmış oldum.
Firenze Marathon’u Asics sponsorluğunda düzenlenen “WE RUN IN ART” mottosu ile 20bin kişiyle koşulan bir maratondur. Tarihi, sanatı, kültürü ve sporu buluşturan bu maratonu kesinlikle kaçıramazdım…

İtalya benim için her zaman canlandırıcı ve de heyecanlandırıcı olmuştur. Yaşaması, okuması, tatili, gezmesi, çalışması ile farklı farklı sebeplerle belirli süreler yaşamışlığım olduğundan, bu güzel akdeniz ülkesi beni hep farklı hissettirir.
Bu sefer de İtalya’daki 3. Maratonum olan Floransa Maratonu’nu 26.11.2017 tarihinde koşarak tamamladım ve yine taptaze yenilenmiş duygularla memlekete döndüm.
Yarış sonuçlarım berbat, şimdilik o konuyu geçiyorum, ayrıca bahsedeceğim…

Floransa Maratonu öncesi yaşadığım birkaç problem ve seyahatimle ilgili sıkıntılar sebebiyle açıkçası gitmek dahi istemiyordum. Detaylara girmeyeceğim ama gram enerjim yoktu. Fiziki ve mental olarak büyük bi isteksizlik hakimdi, vazgeçme sınırlarında geziyordum. Roma’dan Floransa’ya hızlı tren ile yaptığım seyahatin sonuna kadar da hislerim böyleydi. Ne zaman Floransa’ya ayak bastım, o zaman kendime geldim. Haydi dedim “sabah koşacaksın! toparlan!”

Floransa’ya, cennet Toskana bölgesinin başkentine, yıllar sonra yeniden ayak basmak enerji dolmama sebep oldu. Kısa bir dönem, İtalya Krallığı’na da başkentlik yapmış olan şehir, içinden geçen Arno Nehri çevresinde kuruludur ve buram buram sanat kokar. O kokuyu bir defa aldın mı, bir gün mutlaka oraya geri dönesin gelir.

Sanırım Floransa’yı Rönesansın nüfusa kayıtlı olduğu yer diye tanımlayabilirim. Hala dimdik ayakta duran Rönesans’a şuan kimlik çıkarmak istesek kütüğü kesinlikle Floransa olurdu.

İtalyan Rönesansı’nın ve Rönesans’ın en önemli sanatçıları Leonardo da Vinci ve Michelangelo’nun da sanatlarının ve sanatçılık yıllarının doğum yeridir aynı zamanda. Floransa sanatı sadece günümüze taşımamıştır;  hem doğurmuş, hem yaratmış, hem de yetiştirip korumuştur ve yayılmasını sağlamıştır.
Michelangelo, Leonardo Da Vinci, Raffaello, Boticelli gibi sanatçıların yanısıra;  Pitti ve Medici ailelerinin de ayrı ayrı hikayeleri vardır ve hepsi Rönesansın doğumundan gelişimine, korunmasından sergilenmesine kadarki süreçlerde rol almış ana karakterlerdir.

Biz de bu kadar sanatın içerisinde koşa koşa Floransa’yı gezecek olan maratoncular olarak açıkhava müzesinde güzel güzel ter dökecektik. Ya da öyle planlıyorduk. Sanat Maratonu’nu koşmak,Medici ailesinin sanat koleksiyonunun sergilendiği bir Uffizi müzesini gezmek gibi değildi tabiki ama sanatın ve tarihin dokularını hissedeceğimiz kesindi.

Ve marathon… 08:30’da FIRENZE MARATHON’a start verilecek. BiKoşuAdana takımımızdan Meltem ve Mehmet Ali ile yine birlikteyiz. Bu yıl sayısız maceraya hep beraber imzalarımızı attığımız ve ilerde yine beraber yola çıkacağımız nice ultra mesafelerimiz olduğu için çok mutluyum.

Palazzo Vecchio‘nun hemen arkasında güzel bi evimiz var. İçinde loft’u olan asansörsüz İtalyan apartmanlarının son (4.) katında harika bir daire. Asansörsüz olmasını ancak maraton bittiğinde resmen anlayacaktık ve gerçekten çık çık bitmeyecekti!!!

Maraton sabahı uyanıp erkenden kahvaltımızı yapıyoruz ve BiKoşuAdana tshirtlerimizi giyinip 08:00’de kiraladığımız tipik bir İtalyan evi olan esspresso kokulu dairemizden çıkıyoruz.  
Start (Piazza Duomo di Firenze) Duomo Meydanı’nda, Floransa Katedrali ile Aziz Giovanni Vaftizhanesi’nin (St Giovanni Battistero) Cennet Kapısı (Porta del Paradiso) arasında. Ama okadar kalabalık ki biz Piazza Signoria’da Palazzo Vecchio önündeki Muhteşem Davut (David) heykelinin önündeyiz ve start kuyruğu Duomo’ya kadar uzanıyor. Buarada Michelangelo‘ya ait Davut Heykeli’nin orijinali Academia Müzesinde (Galleria dell’Accademia)sergilenmektedir. Müzeyi mutlaka görmenizi öneririm. Heykelin en önemli özelliği o kadar büyük boyutta(5m17cm) olup insan vücut ölçüm ve oranlarına en yakın ve zamanında (1501-1504) Michelangelo tarafından 22 yaşındayken mermerden yapılmış en başarılı heykeldir. La Pieta gibi David heykeli de başyapıt kabul edilmiştir.

Hava oldukça gri tonlarda kapalı ama Floransa Maratonu yağmursuz koşulacak deniyor. Hava durumu öyle diyor(!) Bizim de keyfimiz yerinde tshirt, short giyinip starta geliyoruz. Ve sanatın içerisinde koşulacak olan maratonun startı veriliyor. Aynı anda da ufaktan yağmur başlıyor? Biz yağmur geçer diye düşündükçe tam tersi şiddeti gittikçe artıyor ve başlıyor mu bir sağanak, tam tepemize tepemize.. Üstelik henüz Start’tan geçemeden tümüyle sırılsıklam oluyoruz 😀 Zorlu olacak anlaşıldı.

Ve başlıyoruz koşmaya, parkura bakılırsa bizi baya dolaştıracaklar. Parklar, şehrin içi, tekrar parklar, tekrar tarihi şehir merkezi(Centro Storico). Şahane bir Floransa turu bizi bekliyor.

Yağmur bitmiyor. İlk 15km su(!) gibi geçiyor. Şehir merkezinden çıkarak kocaman bir parkta koşmaya başlıyoruz. Yıllar once(2006-2007) Erasmus yaptığım yıllarda  Pelin diye bir arkadaşım ev tutmuştu o bölgeden. O parkta bol bol yürümüştük. Çok mutluyum orada tekrar bulunduğuma. Nostaljiyi kim sevmez J

Yağmur hızla devam ediyor ve oldukça hızlı bir maraton yağmurun altında koşuluyor. İtalyan maratonları koşucuların hız ortalamalarına bakıldığında Avrupa maratonları arasında oldukça hızlı maratonlardır. İtalyan takımlarını, diğer İtalyan şehirlerinden koşucuları, farklı ülkelerden katılımcıları ve biz çılgın Türklerin çılgın Adanalılarını koşmak için buluşturabilen yağmurlu ama pırıl pırıl parlayan Floransa Maratonu son hız kaptırmış gidiyor.

Her 5km de bir bulunan ve gönülllülerin çalıştığı su durakları, su ve enerji içecekleri ile koşuculara destek oluyor.  Yağmur ve sert rüzgar hiç bitmediği için su noktalarına sıcak çay da eklendiğini görüyorum.

Hayatıma bir tecrübe daha ekliyorum, koşarken ÇAY içmek!! Hava okadar soğuk, rüzgar o kadar şiddetli ki su duraklarında donan ellerimi ve bedenimi ısıtıyor, kendime getiriyor o çayı yudumlamak. Ponte Vecchio ve Arno Nehri’nin çevresinde koşarken çok sert rüzgar yiyoruz. Yağmurluk ve eldiven almadığım için (aslında hepsi var ama nedense evde) kendime gerçekten kızgınım ve içimden Türkçe, İtalyanca ne biliyorsam söylene söylene koşuyorum.

Elim tutmuyor, enerji jelimi bile sıkamıyorum, birinden yardım istiyorum. Evet elimi kesinlikle hissetmiyorumm!! Sanırım donarak öleceğim! O anki iç sesim : “Beni Floransa’ya gömün J” diyor.  

Kafam çok güzel, komik şeyler düşünüyorum;) vakit geçsin, dikkatim dağılsın diye düşündüğüm her şeyi İtalyanca cümle olarak içimden tekrarlıyorum. Güzel antremandı, İtalyancam için;) ama koşmak için güzel bir gün değildi J

O gün gerçekten maraton koşma havası ne ben de vardı ne de Floransa’da…

Belirli aralıklarla, koşucular için sünger noktaları da koymuşlardı. Normalde sünger su içerisinde koşuculara sunulur ve koşucular süngeri suyuyla beraber kullanır. Koşucu tuzunu-terini silsin, biraz serinlesin, ferahlasın hedeflenir. Hiç bir yarışta serinleme süngerini üzerimdeki suyu emsin diye kullanacağım aklıma gelmemişti ama bu da oldu. Hala yağıyordu arkadaş…

Sonuç olarak finishe kadar rüzgarıda, yağmuru da geçmedi. 3 defa çenemin titremesinden kulaklarım hiç birşey duymuyor halde buldum kendimi. 19.K ve 30.K’da bırakma sınırına kadar geldim, ama son anda devam kararı aldım. Parkurdaki 19.K evimizin yanından geçti, dedim “eve topukla Dilem;)”  yapamadım. 30.K’da da biçok kişi yarışı bıraktı “Dilem, akıllı olanlara uy, bırak yarışı” dedim! “bu hava da koşmak delilik” dedim ama kendimi yine de kandıramadım ve tamamlayana kadar devam ettim.

Koşuya bir başladın mı, bırakmak için kendini ikna etmek; bazen finishe koşarak ulaşmaktan daha zor oluyormuş. Bunu o kadar iyi anladım ki….

Genel olarak yağmur, üşüme, 2hafta önce koştuğum İstanbul Maratonu’ndan aldığım darbeler sebebi ile acı ve biraz üzgün bir şekilde bitirdim. Üzgün dediysem kendime kızgın oldugumdan, yoksa bitirmek o kadar mutlu etti ki beni. Sanki o madalya ısı kalkanı ve şemsiye etkisi yarattı üzerimde. Hadi şimdi tekrar deseler koşabilecek motivasyondaydım ama yookkki bi daha mı? asla!!! J
Bir daha okadar üşümeyi göze alamamJ

Eve gidene kadar iyiydim, ama zaman ilerledikçe şiddetli bir hipotermi şokuna giriyordum! Vücut ısımı dengeleyemiyordum. Ev yolu ve apartmanda çıktığım o 4 kat, koştuğum 42K maratondan da uzun sürdü sanıyorum. Sonrası duş ve dinlenme ile eş zamanlı koşuyu tekrar yaşama ve gurur duyma vaktiydi….

Geri kalan kısmı da Floransa – Roma seyahatimin keyfini devamlı olarak şarap içerek çıkarma ile sürdü.  

Sonuç “WE RAN IN ART!”  “WE RAN UNDER RAIN” “WE RAN AGAINST THE WIND” “WE DID IT” Gerçekten,  BiKoşuAdana olarak sanatın içinde koştuk, yağmur altında koştuk, rüzgara karşı koştuk ve yaptık, madalyalarımızı taktık boynumuza….

Dilem Koçak – Bib no: F1314 – Firenze Marathon – 42K