Dilem Koçak

Neden mi koşuyorum? Çünkü….

Benim anneannem matematik öğretmeni olmadan önce, öğretmen lisesinde okurken Türkiye Atletizm 1500m koşu şampiyonudur, öğretmenlik seçiminde Beden eğitimi ile Matematik arasında seçim yapmak zorunda kalmış! Annem ise uzun yıllar basketbol yanında atletizm yapmış, engelli koşular koşmuş Tıp fakültesinde okumadan önce…
image1Ben ise ilkokul 3te başlamak üzere kendimi bildim bileli basket oynarım. Basket dendi mi gözlerimin içi parlar kalp atışlarım artar:))
Yıllar sonra 22yaşımda 2006’da Milano’da okurken tanıştım gerçek maraton ile… StraMilano2006’da ilk yarımaratonumu koştuğum zaman bir yarımaratonun “evet gerçekten de 21k kadar” uzun olduğu algısı bile yoktu ben de:))))
Elimde kamera ile bir Amerikalı ve bir de üniversiten bir arkadaşım ile 3 arkadaş koşup tamamlamıştık hepsini;)))
Takibindeki günlerde hamlama durumlarından yürüyemeyişimiz dün gibi aklımda.
İstanbul’da üniversitedeyken, Avrasya’ya kaydolurduk, basket takımından arkadaşlarla.. Cumartesi gecesi içer içer sabahlar, Pazar sabah da köprüye gider koşardık, maksat aksiyon olsun;))
Basket antremanlarımız bazen Belgrad Ormanı’nda olurdu, topsuz koşuları kimse sevmezdi;)) ben bayılırdım ormana..
yayla çoçuğu olmamdan dolayı sanırım;))
Aslında diyeceğim, bir şekilde koşmak aileden, küçükken Adana’daki yaz basket antremanlarından ve ilerleyen yıllarda bazı tesadüflerle hayatımda hep vardı.
Zaten hareket ile yaşayan bir insandım;))
İkizim Dilge ile yerimizde duramaz sürekli birşeyler icat ederdik peşinden gidilecek hatta koşulacak;))
Dilge de şuan şahane koşuyor, kürsüler görüyor ve Ironman yapıyor!!!
Derken okullar bitti, iş hayatı başladı, basket azaldı, işler arttı, hareketsizlik yani bir dönem sporda duraklama dönemi geldi geçti,derken hiç unutmuyorum Adana’ya taşınmıştım iş için ve çok çalışıyordum, gece gündüz demeden hissizcesine(!), birgün Avrasya’ya koşmaya gittim tekrar yıllar sonra… muhteşem Avrasya, nasıl beni kendime getirmişti;)) şuan hala gülümsetiyor!
sonra yine birgün cumartesi mesaisinde çalışıyorum, ertesi gün Adana yarımaratonu var dediler , son dakika yetişip kayıt oldum ve “hadi koşalım ozaman!” dedim.
Durup dururken 21k koşuverdim, ve 2011 yılından bu yana da hep koşmaya devam ettim,
21k, 42k, 45k, şehir maratonları, gece-gündüz koşuları, patika yarışları, ultra-trail organizasyonları, yardım koşuları, antremanlar, bazen hergün… bazen ayda bir, bazen de günde iki;))
koşu hayatımın hep bir parçası oldu, sarıldım koşuya!!!
çünkü dinliyor, dinlendiriyordu!
Beni güçlendirirken , mental olarak da dayanımımı artırıyor, farklılaşıyordum, farklı koşullara adaptasyonum çabuklaşıyor, hızlı aksiyon alırken hızlı karar verebilmeyi öğreniyordum.
Küçüklüğümden bu yana Sporun verdiği farklılık hep üzerimde olmuştur ama farklı koşuların, getirdiği farklı dokunuşlar ve bana kattıkları paha biçilemez bir hediye gibiydi;))
Mesela uzun koşularda; kızarken,kendine “neden” gibi sorular sorarken, finish’te o “gurur”u yaşıyorsun ya!! işte herşeye değer!!
Bir koşu da; acı var, emek var, zevk var, gurur var,stres var, üşümek var, terlemek var, ferahlık var,dikkat var, motivasyon var, zorluk var, engel var , risk var, heyecan var, paylaşım var, çözüm var, yardım var, destek var, gönüllülük var….
ama kibir yok! ego yok! bencillik yok!
Netlik var!
çünkü SEN varsın!! o andasın ve o anı kovalıyorsun!! o anı sen oluşturuyorsun!!!!
kötü günler geçirdiğim bir dönemdi… 
birgün bir mesaj almıştım çok sevdiğim bir büyüğümden, KOŞ demişti bana ve asla vazgeçme demişti 🙏🏼 iyiki demişti onu…
işte böyle…  bu sıralar bazı zorunluluklardan dolayı biraz azaltmış olsam da, hızım düşmüş olsa da:)) bu hayatta yaptığım en güzel şeylerden biridir koşmak, koşturmak;)) başkalarını koşuya alıştırmak:))
ve devam etmek…. devam edeceğim çok güzel hedeflerle , çok güzel insanlarla;))
Koşan insanlarla tanışmak, hayatlarını öğrenmek, spor için birarada olan insanlarla bambaşka ortamlarda olmak!
Koşu bahanesi ile Ülkemi ve Dünyayı tekrar tekrar gezmek, farklı yerlerde bulunmak, bambaşka coğrafyalar öğrenmek!
Zenginleşmek ve Özgürleşmek her geçen gün biraz daha!!
Son 6 yıldır, iş seyahatlerine, tatile ya da bir şekilde farklı bir yere giderken bavula ilk yerleştirdiğim şey bir çift koşu ayakkabısı oluyor!! sonra gülümseyiveriyorum, “evet bu hikayeye de hazırım” diyorum;))
neden mi koşuyorum? çünkü BEN oluyorum;)
Dilem Koçak – 2016